YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4858
KARAR NO : 2023/1181
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası , 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.09.2020 tarihli ve 2016/283806 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Sanığın kusuru bulunmadığına, ceza verilmemesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Olay günü saat 13.00 sıralarında …’nun sevk ve idaresindeki aracıyla meskun mahal dışında, iki şeritli, iki yönlü, hafif eğimli, ıslak-nemli yolda seyir halindeyken, yolun solundaki şantiyeden yola kontrolsüzce çıkıp kendisiyle aynı istikamete yönelen sanığın sevk ve idaresindeki çekiciyi solladığı esnada direksiyon hakimiyetini kaybederek takla attığı, kaza nedeniyle öldüğü olayda; mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın asli, ölenin tali kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek uygulama yapılmıştır.
2. Müştekiler şikayetçi olmadıklarını, davaya katılmak istemediklerini beyan etmişlerdir.
3. Sanık yolu kontrol ederek çıktığını, kusuru olmadığını beyan etmiştir.
4. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporlarında sanığın trafik zabıtası veya trafik işaret levhası veya ışıklı trafik işaret cihazları bulunmayan tali yoldan ana yola çıkarken sağından ana yoldan gelen araca ilk geçiş hakkını vermediğinden birinci derecede kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
5. Kazaya ilişkin cd ve cd inceleme tutanağının dosyada olduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen nedenler dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, isabetli görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde B-1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/313 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 4. paragrafının hüküm yerinden çıkarılarak yerine ”Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK’nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 910 tam gün olarak belirlenmesine; TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin yazılmasına suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.