Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3357 E. 2008/10658 K. 06.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3357
KARAR NO : 2008/10658
KARAR TARİHİ : 06.11.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 26/12/2007
Nosu :223/433

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı borçlu … arasında imzalanan kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, müvekkilinin, dava dışı borçlunun kredi borcunu ödemeyeceğini hissettiğinden davalı bankaya noter kanalı ile ihtarname keşide edip kefilliğinin sona erdiği uyarısını yaptığını, ancak davalı bankanın gerekli önlemleri almadığını, bu sürede dava dışı borçlunun ödeme yapmaması üzerine davalı banka tarafından kredi hesabının kat edilip ve takibe geçildiğini ve takibin müvekkili hakkında kesinleştiğini, ancak davalı bankanın kat ihtarının dava dışı borçluya tebliğ edilmemesi nedeni ile asıl borçlu hakkında davalı banka alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, bu nedenle davalı bankanın giriştiği takibin hukuka aykırı olduğunu, davadışı asıl borçlu ile davadışı diğer kefilin adreslerini terk ederek, ilçeden ayrıldıklarını, davalı bankanın BK’ nun 493 ve 494.maddelerindeki süreleri geçirdikten sonra alacağının tahsil için harekete geçtiğini öne sürerek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,davacının kredi sözleşmesini müşterek müteselsil borçlu ve müşterek kefil sıfatı ile imzaladığını, BK’ nun 493 ve 494.maddelerinin adi kefalete ilişkin bulunduğunu, müvekkilinin bu nedenle alacağının tahsil için, takibe geçtiğini, davacının BK’ nun 110.maddesi uyarınca garanti veren sıfatına da haiz olduğunu öne sürerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

../..
(2)

Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, davalı banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının kefil ve garanti veren sıfatı ile imzasının bulunduğu, davacı kefilin 14.05.2001 tarihinde dava dışı borçluya ihtarname keşide edip kefilliğinin sona erdiğini bildirdiği, aynı ihtarnamenin bilgi için davalı bankaya da gönderildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı bankaca hesabın kat edilip, borçlulara ihtarname keşide edildiği ve davalı banka tarafından takibe geçildiği, davacının ihtarname keşide edip, tek taraflı olarak kefalet ve garantörlük taahhüdünden çekilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle davalı bankaya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davalı yararına dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken bilirkişi raporunda tespit edilen değer üzerinden fazla vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği için HUMK’ nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının son paragrafında yer alan “4.391.11 YTL” rakamının karardan çıkarılarak yerine “3.188.37 YTL” rakamının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davacının fazla yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.