Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/19924 E. 2023/1653 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19924
KARAR NO : 2023/1653
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.03.2008 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2008 tarihli ve 2008/109 Esas, 2008/297 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 1yıl hapis ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
C. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2008 tarihli ve 2008/109 Esas, 2008/297 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 09.06.2015 tarih, 2015/2437 Esas sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
D. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/294 Esas, 2015/405 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları delaletiyle birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’la 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının 5 yıl süre ile geri bırakılmasına, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ikinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesi üçüncü fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Karar 03.11.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
E. Kocaeli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2018/5031 denetimli serbestlik yazısı ile sanığın denetime uymadığının bildirilmesi üzerine yargılamaya devam edilerek, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli 2020/216 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 10 ay hapis ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
F. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri
12.02.2021 tarihli dilekçesi ile kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
İddia, sanığın savunması, olayla ilgili dosyada mevcut tüm tutanaklar, ATK 5. İhtisas Kurulu Raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın babası Yaşar ile birlikte yaşadığı evinin çatı katında 5237 sayılı Kanun’un 188. maddesi kapsamında uyuşturucu sayılan net 5 gr olan hint keneviri bitkisi ele geçirildiği, Yaşar Ay hakkında mahkememizce bozma öncesi yapılan yargılamada verilen beraat kararının kesinleştiği, sanık …’ın da bu bitkilerin daha önce kullandığı maddelerden geriye kalanlar olabileceğini, kendisinin uyuşturucu ticareti yapmadığını fakat daha önce kullandığını belirttiği, ele geçen madde miktarı dikkate alındığında, dosyada sanığın savunmasınn aksini gösterir bir delilin bulunmadığı, bu nedenle sanık …’ın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği anlaşılarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma
evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve
2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı
bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli 2020/216 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.