YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9649
KARAR NO : 2023/987
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.12.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı 09.06.2007 tarihinde tutuklandığını, 16.11.2007 tarihinde serbest bırakıldığını, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/328 esas sayılı dosyasından beraat ettiğini, beraat kararının 07.09.2015 tarihinde kesinleştiğini, davacı hakkında beraat kararı verildiği halde mahkemece lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, tutuklanmadan önce alçı-boya ustası olan davacının aylık gelirinin 3.000,00 TL civarında olduğunu, davacının manevi zarara uğradığını, tüm bu nedenlerden dolayı haksız olarak tutuklu kaldığı 5 ay 7 gün için 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere 150.000,00 TL tazminatın 09.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalı hazineden alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 04.11.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; … bu davaya konu yargılamayı yapan … 1. Ağır Ceza Mahkemesince davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemiş olması gerekçesiyle maddi tazminat olarak bu bedel talep edilmiş ise de bu talebin hukuken kabul göremediğini, anılan davada hüküm altına alınmamış vekalet ücretinin bağımsız bir dava konusu yapılamadığını, buna yönelik talebin reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği tazminat miktarının zararla objektif orantılılık ilkelerine aykırı olarak fahiş olduğunu dava konusu tazminat davasında faiz yürütülmesinin hukuka uygun olmadığı ve davanın reddini talep etmiştir.davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılarak süresinde değil ise davanın reddine karar verilmesini, davacının kendi kusurlu hareketleri nedeniyle tutuklanmasına neden olduğundan tazminat talep edemeyeceğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve faiz talebini kabul etmediklerini beyan etmiştir.
3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/452 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.223,54 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
4. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/452 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2021/4589 Esas, 2022/4744 Karar sayılı kararı ile davacı lehine hükmedilen maddi tazminatın fazla, manevi tazminatın eksik olduğu ve dava adının hatalı gösterildiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozma kararı üzerine … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/331 Esas, 2022/456 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.181,73 TL maddi, 7.500,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
6.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.11.2022 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz isteği; tazminat şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğuna, davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilmesinin hatalı olduğuna, davacının kendi kusuru ile tutuklanmasına sebep olduğuna, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğuna ve tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Yerel mahkeme gerekçesinde özetle; davanın, 5271 sayılı Kanun’un 141 ve devamı maddeleri gereğince koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin olduğunu, davanın yasal süresi içerisinde açıldığını, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/328 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının 09.06.2007 tarihinde tutuklandığının, 16.11.2002 tarihinde tahliyesine karar verildiğinin, mahkemece sanığın beraatine karar verildiğinin, kararın 07.09.2015 tarihinde kesinleştiğinin, tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahsup edildiğine dair kararın bulunmadığının ve kesinleşmiş kararın tebliğ edilmediğinin tespit edildiğini, davacının 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesi uyarınca tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığının anlaşıldığını, mahkemece gözaltında ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin davacının geliri asgari ücret olarak kabul edilip hesaplama yapıldığını, davacının haksız olarak tutuklu kaldığının anlaşıldığını belirtmiş, bu nedenle 09.06.2007 – 16.11.2007 tarihleri arasındaki maddi kayıplarına karşılık olarak 2.181,73 TL maddi tazminatın ve davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre, manevi tazminat kurumunun amacı dikkate alınarak belirlenen 7.500,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 09.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin fazlaya yönelik taleplerinin reddine hükmetmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/328 Esas – 2010/116 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 09.06.2007 – 16.11.2007 tarihleri arasında 160 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 07.09.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve tazminat talep edilebilmesi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
4. Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanunun 144 ncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5. Davacı vekili dava dilekçesinde hükmedilen maddi ve manevi tazminata tutuklama tarihinden itibaren itibaren faiz işletilmesini talep etmiş olup, mahkemece bu talep doğrultusunda hükmedilen tazminatlara tutuklama tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
6. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/331 Esas, 2022/456 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.