YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4072
KARAR NO : 2009/5047
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
Davacı 1-… Elekt. San. ve Tic. Ltd.Şti. 2-… Ambalaj Plastik Elekt.Metal San. ve Tic. AŞ. 3-… Tekin Elekt.San. ve Tic. AŞ. 4-… Yazılım Ltd.Şti. 5-… Elekt. ve Dış Tic. AŞ. ile … olarak görülen dava hakkında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 24.01.2008 … ve 692/15 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 04.12.2008 … ve 7946/11944 sayılı ilamına karşı davacılar vekili … Türkal tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, takdiren 170.00.-TL.para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 28.05.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Y A Z I S I
İstem, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Aşağıdaki gerekçe ile yerel mahkeme kararı ile Dairemizin onama kararında ve karar düzeltme isteminin reddinde yer alan sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum. Şöyle ki;
İflasın ertelenmesini isteyen her beş şirket ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarını gerektirmez. Şirketler arasında istem konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, talebin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Beş davacı şirketten üçü Anonim Şirket, diğer ikisi ise Limited Şirket şeklinde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişiliklere haizdirler. Buradan hareketle her beş şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacakları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi talebi niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı talep konusu yapılmalıdır. İstemin reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir. Nitekim somut olayda tüm davacı şirketlerin iflasın ertelenmesi talepleri reddolunarak iflaslarına karar verilmiştir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a)Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, birisinin kredi borcuna diğerlerinin kefil olması veya ipotek vermiş olması birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Şöyle ki, Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte … olarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacağının göstergesidir.
Çünkü iflasın ertelenmesi taleplerinin reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir” madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Beş ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi istemlerinde de bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi talebinin reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tespit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi talebinin sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi talebinde de birlikte bulunmalarına imkan sağlamamaktadır.
Nitekim, yukarıda savunduğumuz bu gerekçeler somut olayda açık bir şekilde kendisini göstermiş olup, birden fazla şirketin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarının sakıncaları ortaya çıkmış ve tüm davacıların erteleme taleplerinin reddi ile iflaslarına karar verilmiştir.
Öncelikle iflasın ertelenmesi talebinin bu nedenle reddi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesine ve bu kararın onanmasına ilişkin Dairemizin 04.12.2008 tarihli kararındaki sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum.
Hal böyle olunca yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerektiği ve davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği görüşündeyim.
SONUÇ : Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararlarına katılamıyorum.28.05.2009