YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11271
KARAR NO : 2009/3154
KARAR TARİHİ : 15.04.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilince davalıdan satın alınan çatı kaplama malzemesinin dava dışı müşterisi …’ın evinde kullanılmış ise de, bu malzemenin ayıplı olması nedeniyle müşteri tarafından müvekkili aleyhine tazminat davası açıldığını ve sonucunda müvekkilinin sorumlu olduğuna hükmedilerek fer’ileriyle birlikte 7.527.60.-YTL.nin müvekkilinden tahsil edildiğini, sonrasında davalıya ihtar edilmiş olmasına rağmen bu meblağın müvekkiline ödenmediğini belirterek ödemeye konu 7.527.60.-YTL.nin ödeme tarihi olan 18.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince satılan malın ayıplı olmadığı gibi davacı yanca süresinde ayıp ihbarı da yapılmadığını ve ayrıca müşteri tarafından aleyhine açılan davanın da davacı yanca müvekkiline ihbar edilmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda ayıplı mal satımı sonucu davacının müşterisine ödemek zorunda kaldığı meblağı davalıdan rücuen talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.497.60.-YTL. yönünden 18.06.2004 tarihinden, 150.-YTL.bakımından 22.04.2005 tarihinden ve son olarak 880.-YTL.lik bölüme de 27.04.2005 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle toplam 7.257.60.-YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmaktadır. Davacı, davalıdan satın aldığı çatı kaplama malzemesini döşemiş olduğu dava dışı müşterinin kendisi aleyhine ayıp nedeniyle dava açıp kazandığını, bu nedenle dava dışı müşteriye tazminat ödemek zorunda kaldığını, bunun sorumluluğunun ayıplı malzemeyi satan davacı şirkete ait olduğunu iddia etmiştir.
Davalı ise, dava dışı müşteriyle davacı arasındaki davanın kendisine ihbar edilmediğini, ayrıca süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunmuştur.
Gerçekten davacı ile dava dışı müşterisi arasındaki daha önce görülüp sonuçlanan davanın davalıya ihbar edilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan ayıba dayalı olarak açılıp sonuçlanan o davada alınan ilama dayanılarak davacı aleyhine 07.06.2004 tarihinde icra takibine girişilmiş, 17.05.2005 tarihli noter ihtarnamesiyle de ayıp ihbarında bulunulmuştur. Taraflar tacir olup, ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda TTK.nun 25/3. maddesinde öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunulması zorunludur. Bu sürelere uyulmadığı gibi ayıbın öğrenildiği tarihten sonra derhal ihbar edilmesi gerektiği hususu da gözetilmemiş ve aradan geçen uzunca bir zaman sonra ayıp ihbarında bulunulduğu görülmüştür.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulup tartışılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.