Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39356 E. 2023/205 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39356
KARAR NO : 2023/205
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/654, 2021/1186
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiş,

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2018 tarihli ve 2018/215 Esas, 2018/513 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2019/123 Esas, 2021/19 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik ilk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a-e) bendleri, 280 inci maddesinin biricni fıkrasının (e) bendi uyarınca bozulmasına karar vermiştir.
3. Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2021 tarihli ve 2021/43 Esas, 2021/160 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/654 Esas, 2021/1186 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik İlk Derece Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın beyanına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurumlarında Kırgızistan da bu yapıya ait olan Osh Kız Lisesinde 8 ay kadar, Türkiye’de … Özel Kolejinde 1 yıl örgüt tarafından yapılan atama ve rotasyon usulüne uygun şekilde çalıştığı, FETÖ/PDY kapsamında iltisaklı olduğu için feshedilen … Eğitimciler Sendikasına üye olduğu, sanığın ikrarına göre adliye önündeki eylemlere katıldığı, … Katılım Bankasında hesap açtıran sanığın ilk katılım hesabını 2012 yılında açtığı, hesabına 2014 yılından sonra sürekli olarak diğer banka hesaplarından EFT ler gelmekte ve gelen EFT ler katılım hesabı olarak açıldığı, gelen EFT ler ile kimi zaman döviz alma işleminin yapıldığı, USD cinsinden de katılım hesaplarının açıldığı … isimli şahıs ile aralarında sürekli olarak yüksek tutarlı para transferlerinin yapıldığının, gelen tutarların katılım hesabı olarak açıldığının ya da katılım hesabına ilave edildiğinin tespit edildiği, sanığın silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısına dahil ve üyesi olduğunun anlaşıldığı, üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “sanık …’ın savunmasında; … Üniversitesi Matematik bölümünden mezun olduğunu, eşi okulu uzattığı için mezun olamadığını bu nedenle çalışması gerektiği için staj yaptığı yerde bulunan bir şahsın teşviki ile 2005 yılında …’ın Oş şehrine giderek orada bir okulda çalıştığını ancak oradaki ortamı sevmediği için ayrılmak istediğini bu sefer müdürün referansı ile yine Kayseri Yelkenoğlu Kolejinde iş teklif edildiğini, kendisinin sadece 1 yıl çalışabileceği şartıyla kabul ettiğini, 1 yıl çalıştıktan sonra çok çalışmaktan psikolojisinin bozulduğunu bu nedenle ayrıldığını,1 yıl evde durup çocuğuna baktığını ve KPSS’ye hazırlandığını, Ardahan’ın Çıldır ilçesine sözleşmeli personel olarak atandığını, daha sonra tekrar KPSS’ye girerek Yozgat’a atandığını, eşinin ise Yozgat’ta sözleşmeli öğretmenlik yaptığını bu nedenle yazları işsiz kaldığı için … Kolejine başvurduğunu, 2 ay bekledikten sonra kabul edildiğini, eşiyle birlikte geliş-gidişi kolay olsun diye çocuklarını da oraya gönderdiğini, eşine kendisi ile ilgili … Eğitim Sendikasına üye olması için baskı yapıldığını, bu nedenle üye olduğunu, 2016 yılında sendika ile ilgili şeyler söylenmeye başlandığını ancak eşi nedeniyle ayrılamadığını, kayyum atanınca sendikadan ayrıldığını, adliye önü eyleme gittiğini ortamın çok rahatsız edici olması nedeniyle katılmadığını, Bank …’ya 2012 yılında ev almak için faizsiz banka olması nedeniyle tercih ettiklerini, dernek, gazete, dergi aboneliği olmadığını beyan etmiştir. Sanığın kendi beyanı ile ortaya çıkan adliye önü eylemine geldiğini yine kendi beyanı ile ortamı beğenmediği için gelip katılmadığı bu itibarla kendi beyanı dışında dosyada somut bir delil bulunmadığından bu eylemi yönünden yardım mahiyetinde bir desteğinin olmadığı kanaati ile sanık hakkında bilirkişi Gökhan Şahiner tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanığı Bank … hesabını 28.12.2006 tarihinde açtırdığı, bu hesabı 2012 yılından itibaren düzenli kullandığı rapor edilmekle, terör örgütünün bankayı kurtarmaya yönelik talimatından önce de hesapta hesap hareketlerinin bulunduğu, sanığın düzenli EFT’ler yaptığı şahsın eşi olduğu gözetildiğinde, buradaki eylemlerin terör örgütüne yardım etme olarak değerlendirilmediği, 5237 sayılı TCK 220/7 maddesinde; “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.” şeklindeki düzenlemede örgüte hâkim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin, örgüte yardım eden olarak cezalandırılması öngörülmüştür. TCK’nin 220/7’nci maddesinde “…örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, …cezalandırılır.” şeklindeki düzenlemesi ile örgüte yardım etmek fiillerinden birisini işleyen herhangi bir “kimsenin suçun faili olabileceğinin” belirtildiği, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmenin bu suçun maddi unsurunu oluşturduğu, genel kasıt değil özel kasıt ile işlenilen bir suç olup kişinin örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlama kastıyla hareket etmesi gerektiği değerlendirilmiş olmakla, sanığın örgüt talimatı üzerine hesabına para yatırdığına dair bir kanaate ulaşılamadığı ve normal kullanım alışkanlığının aksine ani bir hesap artışının da saptanamadığı değerlendirilerek, yukarıda açıklanan hususlar ve sanığın makul, tutarlı ve inandırıcı görülen beyanları ve tüm dosya kapsamından; sanığın FETÖ/PDY örgüt liderinin Bank … talimatı verdiği tarihlere denk gelen tarihlerde hesap açmadığı ve bu tarihten öncesinde ve sonrasında para hareketlerinin rutin, normal kullanım alışkanlığına uygun olduğu, sanığın örgütün hiyerarşisine dahil olduğuna ve örgütle organik bağ ile bağlı olduğuna dair bir delil ve iddia olmadığı, örgüt lideri tarafından Bank … talimatının yapıldığı tarihlerde sanığın özel kast ile bilerek ve isteyerek Bank …’da hesap açarak para yatırdığının ve sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun yasal unsurlarını bünyesinde taşıdığının somut, inandırıcı deliller ile sübuta erdirilemediği, evrensel bir hukuk kaidesi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği yönünde mahkememizde her türlü şüpheden uzak, hukuki ve vicdani kanaatin oluşmadığı, bu nedenlerle atılı suçu işlediği sabit olmadığı kanaatine varıldığından, hakkında beraatine” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … Eğitim Sendikasına üye olan sanığın, … Katılım Bankası A.Ş nezdinde 28.12.2006 tarihinde açtığı hesaptaki mutad bankacılık işlemleri dışında örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olmasına nazaran, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin ispat edilemediğinin ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/654 Esas, 2021/1186 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yozgat 1 . Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.