Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/882 E. 2023/1462 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/882
KARAR NO : 2023/1462
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/120 E., 2019/238 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2019/120 Esas, 2019/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 4.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 06.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli ve 2022/15187 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165470 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165470 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 02/12/2021 tarihli ve 2021/33771 esas, 2021/11423 karar sayılı ilâmındaki “Sanığın, “Işık Rent A Car” isimli işletmenin sahibi olan katılandan adına araç kiraladığı, kira süresinin bitmesine rağmen kiraladığı aracı teslim etmediği, bu nedenle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; suça konu aracın, TCK’nın 155/2 maddesinde tanımlanan mahiyette bir hizmet veya meslek dolayısıyla sanığa tevdii ve teslim edilmemiş olması sebebiyle, sanığın katılandan kiralayıp teslim aldığı suça konu aracı iade etmemesi şeklinde sübut bulan eyleminin, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan uzlaşma kapsamına alınan TCK’nin 155/1. maddende öngörülen “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, …” şeklindeki gerekçe nazara alındığında, dosya kapsamına göre, sanığın, inceleme dışı Fuat Malay ile birlikte hareket etmek suretiyle oto kiralama işi ile uğraşan katılan şirketten kiraladığı aracın, kira süresi sona erdiği halde iade etmeyip uhdesinde tuttuğunun iddia ve kabul edildiği olayda, suça konu aracın 5237 sayılı Kanun’un 155/2. maddesinde tanımlanan mahiyette bir hizmet veya meslek dolayısıyla sanığa tevdii ve teslim edilmemiş olması karşısında, eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de;
Sanık hakkında hüküm kurulurken hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, temel adli para cezasının 5 gün karşılığı olarak tayini yerine, yazılı şekilde fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un güveni kötüye kullanma başlıklı 155 inci maddesinin birinci fıkrası; “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde ve aynı maddenin ikinci fıkrası ise; “Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

Hükmü yer almaktadır.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği anlaşılmıştır.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık …’un, inceleme dışı Fuat Malay ile birlikte hareket etmek suretiyle, kira süresi sona erdiği halde katılan şirketten kiralanan aracı teslim etmeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesinin gerekeceği, suça konu aracın sanığın ifa ettiği bir hizmet veya meslek dolayısıyla kendisine tevdi ve teslim edilmiş olmaması nedeniyle, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suça vücut verdiği gözetilmeden, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmesi ile hapis cezasının alt sınırdan belirlenmesine rağmen, gerekçeleri gösterilmeden adlî para cezasının alt sınır olan 5 gün yerine, 240 gün olarak belirlenmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2019/120 Esas, 2019/238 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. Sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2023 tarihinde karar verildi.