Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12865 E. 2023/223 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12865
KARAR NO : 2023/223
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/439 E., 2018/814 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin 1/f bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2017 tarihli ve 2017/842 Esas, 2017/676 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.03.2018 tarihli ve 2018/439 Esas, 2018/814 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, ByLock’un MİT tarafından istihbarat faaliyeti çerçevesinde elde edildiği, bu nedenle hukuka aykırı delil olduğu, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan müvekkil hakkında temel cezanın takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve aynı anda etkin pişmanlık hükümlerinin alt sınırdan uygulanmasının çelişkini içeriği, kararın eksik inceleme yapılarak alındığına ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün … ili, … ilçe yapılanması içerisinde yer aldığı, sanığın örgütün sözde sohbet adını verdiği örgütsel toplantılarına katıldığı, örgüt yöneticilerinin kayıtsız şartsız talimatları doğrultusunda hareket ettiği, bu doğrultuda, himmet, burs, yardım ve kurban parası adı altında yapılan toplantı ve düzenlemiş olduğu gezilerde para topladığı, kendisinin de bu doğrultuda destek olduğu, örgüte müzahir şirketlerde bir dönem çalıştığı, sanığın örgütle iltisakı olduğu anlaşılan derneklere üye olduğu, örgütün finansal kuruluşu olan Bank …’da hesabının bulunduğu ve örgüt liderinin para yatırın talimatı sonrası katılım hesapları açtırdığı, sanığın yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanabileceği, örgüt üyeleri dışında kimsenin kullanmasına izin verilmeyen özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan önce kendi aralarında haberleşmeyi sağlamaları amacıyla kullanıma sunulan uygulama kullanıcılarının kendi aralarındaki mesaj ve mail trafiklerinden uygulamayı örgütün haberleşme aracı olarak kullandıkları, gizli görüşmelerini örgüt dışından kimselerin erişemeyeceklerine güvendikleri ve kullanımı sadece kendilerine has olan bu uygulama üzerinden yaptıkları ve gizli ve önemli görüşmelerin bu uygulama üzerinden yapılmasının istenmesi uygulamada örgüt üyeleri dışında kimsenin bulunmadığını ve üye olamadığını bilmelerinden kaynaklanmakta olduğu yine kendileri dışında kimsenin mail ve mesaj içeriklerine erişemeyecek olması, örgüt üyelerinin bu platformda rahatça illegal faaliyetlerini paylaşmalarına ve fikir alışverişinde bulunmalarının önünü açtığı anlaşılan uygulama incelendiğinde sistemde her kullanıcının kendisine ait bir adet tanımlı ve birbirinden farklı ID numarası olduğu görüldüğünden sisteme girişte uygulamanın kullanıcıya kendisine özgü ve kimliği niteliğini taşıyan bir numara verdiği görülen, bu uygulama kurulduktan sonra kişiye otomatik olarak bir ID numarası tahsis ettiğinden dolayı benzer yapıdaki diğer anlık mesajlaşma uygulamaları gibi olmadığı, telefonun kişi listesi ile uygulamanın kişi listesinin senkronize olmadığı, yine bununla birlikte şifre paylaşımının yapıldığı bu sebeple ID numarası kullanıcı adı şifresi bilinmeyen bir kişinin kişiler listesine eklenmesinin mümkün olmadığı, uygulamanın örgütsel amaçla kullanılması nedeniyle ve herkesin uygulamaya kendi isteğiyle dahil olamayacağı bir program olduğu anlaşılan ByLock isimli kriptolu programın sanık tarafından ilk tespit tarihi olan 30.01.2015 tarihinden itibaren … IMEİ numaralı telefon ile 0546 … .. .. GSM nolu hat üzerinden kullandığı, bu suretle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, sanığın silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı terör örgütüne üye olduğu,
Sanığın yargılama aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek, etkin pişmanlık kapsamında beyanlarda bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Sandıklı İlçe yapılanması hakkında bilgiler verdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Sandıklı ilçesindeki bazı faaliyetleri, örgütün kurumları ve örgütün yapısı hakkında beyanlarda bulunduğu, ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kimin yüklediği, kendi grubunda kimlerin olduğu hususlarında bilgiler verdiği, beyanlarının gerek dosyamız ile gerekse diğer soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki bilgi, belge ve delillerle örtüştüğü, yargılamaların sağlıklı ve etkin bir şekilde yapılmasında kısmen rol oynadığı değerlendirilerek yukarıda açıklanan etkin pişmanlık hükümlerinin koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış ve sanığın pişmanlığı verdiği bilgilerin örgütteki konumu ve geçirdiği süre dikkate alındığında sınırlı oluşu, yargılamalara katkısı ve etkin pişmanlık kapsamında yargılamanın son aşamasında daha fazla bilgi verebilecekken, verdiği bilgiler ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.11.2017 tarih ve 2017/3112-2601 E.K.sayılı istinaf ilamı da dikkate alınarak CMK’nın 221/4 üncü maddesi gereğince, cezasında takdiren 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği anlaşılmakla mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstekar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.
d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki savunmasına ve dosya kapsamına göre, örgütle irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatılan derneğe üye olan, yine örgüte müzahir kurumlarda çalışan, örgüt liderinin talimatına istinaden Bank …’da örgütün amacına hizmet eder nitelikte işlemler yapan, gizliliği sağlamak amacıyla ByLock programını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve etkin pişmanlıkta bulunduğuna dair İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1 inci maddesi uyarınca; dosya kapsamı, suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, temel cezanın belirlenmesinde, alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edildiğinden, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (e) bendinde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.03.2018 tarihli ve 2018/439 Esas, 2018/814 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.