YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/27704
KARAR NO : 2023/2637
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık müdafilerinin koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, anılan Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, anılan Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince, 3.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyizinin, müvekkilinin atılı suçları işlemediğine, katılanın ihtiyati tedbir kararının uygulanması için geldiği işyerinde, kendisi ile ilgisi olmayan odaları gezdiğine, çalışanların dikkatini kendi üzerine çekerek onlara iş yerinde haciz yapıldığını söyleyerek çalışanların stres altına girmesine neden olduklarına, çelişkili ve muğlak nitelikteki tanık beyanları dışında aksini ispatlayan herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığına, kendi tanıklarının beyanlarının hükme esas alınmadığına ve re’sen tespit edilecek nedenlerle hükümlerin lehine bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay tarihinde, ihtiyati tedbir kararının infazı amacıyla işyerine gelen heyetin yanında bulunan davacı vekili katılana “İcra memuru kalacak, sen dışarı çıkacaksın, s..ol git” şeklindeki sözlerle hakaret etmesi, sonrasında “Burası … müzik burada işlem yapamazsın, ecelinemi susadın, biz adamı öldürürüz.” şeklindeki sözlerle tehdit etmesi ve katılanı yanındaki şahıslarla birlikte ittirerek binadan dışarı çıkarmaları şeklinde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında hakaret ve tehdit suçlarından açılan davada, sanığın atılı suçları işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz Nedenleri Yönünden
Katılanın aşamalardaki beyanlarının, tanıklar icra memuru … ile haciz mahalline gelen aracın şoförü … tarafından doğrulanması karşısında ve haciz tutanağına göre sanığın bahse konu sözleri ve eylemleri gerçekleştirdiğine dair,
Sanığın sabıkasında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 72 inci maddesiyle eklenen“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi gereğince suç tarihi itibariyle, yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel olduğu anlaşıldığından “sanığın olayı çarpıtmaya yönelik, tutum ve davranışları göz önüne alınarak sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına takdiren yer olmadığına dair” lehe hükümlerin uygulanmaması yönünde Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla “seçenekli hareketli” ve “amaçlı bir fiil” olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin “cebir veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda; sanığın, ihtiyati tedbir kararının infazı için olay yerine gelen alacaklı vekili olan katılanı, görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla tehdit etmesi ve ittirerek binanın dışına çıkarması şeklindeki eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit ve cebir unsurunu oluşturacağından ve eylemlerin 5237 sayılı Kanun’un altıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen yargı görevini yapan kişilerden olan avukata karşı işlenmesi nedeniyle; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan, tehdit suçundan hüküm kurulması,
2. Sanığın aşamalarda, katılanın ihtiyati tedbir kararının infazı amacıyla geldiği işyerinde, kendisi ile ilgisi olmayan odaları dolaşarak, çalışanların dikkatini kendi üzerine çekip onlara iş yerinde haciz yapıldığını söyleyerek çalışanların stres altına girmesine neden olduğu, şeklinde beyanda bulunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilip sonucuna göre, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu, tehdit suçunda ise anılan Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3. Seçimlik ceza öngören hakaret suçunda tercih edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi suretiyle, 5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,
4. Kabule görede,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde karar verildi.