YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39380
KARAR NO : 2023/170
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/738 E., 2022/942 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/113 Esas, 2022/145 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrası,TCK’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası,TCK’nun 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/738 Esas, 2022/942 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.10.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, tanık K. K.’nın mahkemede vermiş olduğu ifadesinde, bahsi geçen görüşmenin nerede ne zaman yapıldığına ilişkin somut beyanlarda bulunamadığı, tanık K. B.’nın sanığın örgütle bağlantısının olup olmadığı konusunda bilgisinin olmadığı, aynı zamanda bahsi geçen evde sanığı görmediğini belirttiği, tanık A. B.’nın kolluktaki ifadesinde “Bu evde devremiz olduğunu öğrendiğim kendilerini orada tanıdığım …” de vardır diye beyanda bulunmuşken mahkeme huzurunda alınan ifadesinde, sanığı daha önceden tanıdığını hatta koğuş arkadaşı olduğunu belirttiğini, çelişkili ifadelerde bulunduğunu, mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, sanığın sadece tanık beyanları nedeniyle tutuklandığını ancak tanıkların ifadelerinin somut deliller üzerine dayanmamasının tutuklamayı haksız kıldığını, tanık olarak ifade veren K.B., E. G. ve Y. P.’nın sanığı söz konusu evde görmediklerini beyan ettiklerini, tanıklar … ve K. K.’nın ise evde sanığı gördüklerini beyan ettikleri, bu iki tanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığını, bu sebeple isim verdiklerini, sanığın ByLock kullanmadığı, bank … hesabının bulunmadığı, yapılan telefon incelemelerinde örgüt üyeleri ile herhangi bir iletişiminin olmadığı, örgütle iltisaklı herhangi bir dernek ya da vakfa üyeliğinin olmadığı, terör örgütünün güdümünde olduğu bilinen gazete ve dergileri almadığı, abone olmadığı, tanıkların aynı nezarette kaldığı, fikir birliği yapmalarının kaçınılmaz olduğu, tanık K. B.’nın, sanığı evde görmediği beyanı üzerine, mahkemece diğer tanıkların beyanlarından çıkarımla kurulan hükümde, tanığın bu görüşmeler dışında eve gidebileceğinin değerlendirilmiş olduğu, sanığın sıfır saniyeli iki tekil aranması mevcutken söz konusu örgüt ile sabit hat üzerinden iletişime geçtiğinin değerlendirildiği, sadece varsayımlar üzerinden hüküm kurulduğu, ankesörlü sabit hatlardan yola çıkılsa da dosyada sabit olduğu üzere sanığın bu telefonlar ile görüşmesinin olmadığı, sanığın söz konusu kişilerle hiçbir şekilde ardışık araması ve iletişimi söz konusu değilken örgüte üye olma suçundan ceza verildiğini, mahkumiyet hükmünün 230. maddeye uygun gerekçeyi içermediğini, Mahkemenin gerekçeli kararında, Silahlı Terör Örgütü olarak kabul için aranan unsurlarının hiç birini somut kanıtları ortaya koyarak, örgütün ve örgüt üyelerinin eylemleri ile ilişkisi kurulmak sureti ile tartışmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin yok sayıldığını beyanla, belirtilen nedenlerle, duruşma talebini içerir kararın temyizen bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama, toplanan deliller, iddia, savunma, tanık beyanları, sanığa ait HTS Analizi Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, Ankesör/Büfe Analiz Raporu ve tüm dosya kapsamı itibariyle;
Sanık … hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ankesör ve sabit hatlardan askeri personel ve askeri öğrencilere yönelik gerçekleştirilen aramalar hakkında başlatılan soruşturma kapsamında açılan kamu davası sonucunda;
Sanık …’nin eylemleri birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatlardan aranmasına ilişkin HTS verileri inceleme ve değerlendirme tutanağı ile hts kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tanıklar A. B. ve K. K.’nın beyanlarına göre sanığın Tuzla Piyade Okulu’nda bulunduğu dönemde askeri mahrem yapılanma kapsamında örgüt üyeleri ile görüşme gerçekleştirmek üzere örgüt evine gittiği, her ne kadar tanık K. C. diğer tanıklar A. B. ve K. K. ile birlikte gittiği örgüt evinde sanığı görmediği beyanında bulunmuşsa da tanık A. B.’nın beyanlarına göre söz konusu örgüt evine birden fazla kez gidildiği, tanık …’ın sanığın ortamda bulunmadığı zaman diğer tanıklar ile gitmiş olabileceği, yine sanığın kullanımında bulunan GSM hatlarının ankesörlü/sabit hatlardan iki kez tekil şekilde aramasının bulunduğu, özellikle 26.10.2015 tarihli aramanın sanığın Tuzla Piyade Okulunda bulunduğu döneme denk geldiği, tanık A. B.’Nın da kendisinin ankesörlü hattan arandığını beyan ederek bir nevi sanık tarafına yapılmış aramaların örgütsel olduğunu doğrulamış olduğu, yine tanık beyanlarına göre örgütsel görüşmede para ve örgüte ait evde kalma hususlarında baskı yapıldığı, baskı yapılan bu hususlarda göz önünde bulundurulduğunda sanığın Tuzla Piyade Okulu öncesinde de bu örgüt ile irtibatı bulunduğunun anlaşıldığı, sanığın ayrıntıları delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mahrem yapılanması içerisinde örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensuplarıyla sabit hattan irtibat kurduğu, örgütsel sohbet toplantılarında yer aldığı, aramaların ve söz konusu toplantıların örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak ve örgütsel amaçlarla gerçekleştirildiğinde kuşku bulunmadığı, sanığın belirtilen tüm eylemlerinin silahlı terör örgütüne üyelik için gerekli olan amaç-hedef doğrultusunda süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik unsurlarını gerçekleştirdiği gözetilerek, sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilmiştir.
Temel cezanın tayininde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapmış olduğu darbe teşebbüsünün ortaya çıkardığı zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş biçimi suçun konusunun önem ve değeri, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın izah edilen delillerle … mensubu olduğu dönemde örgüte ait mahrem yapılanma içerisinde yer alarak kendisine sorumlusu tarafından verilen talimatlara göre hareket ettiği ve mahrem yapı sorumlusu ile görüşmeler gerçekleştirdiği, sanığın kabul edilen eylemlerinin yoğunluğu ile suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve örgüt içerisindeki konumu dikkate alınarak örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan deliller ve dosya kapsamı itibariyle yapılan yargılama neticesinde, sanığın örgütün iletişim yöntemi olduğu kabul edilen sabit hat veya ankesörlü telefon ile haberleşme yöntemlerince, HTS analiz ve ankesör-büfe analiz raporuna göre; kardeşi adına kayıtlı sanığın kullanımında olduğu tespit edilen 52 13 numaralı telefon hattının 16.07.2013 tarihinde İstanbul ilinde bulunan ankesör/sabit hattan tekil olarak ve sanık adına kayıtlı kullanımında olduğu tespit edilen 41 21 numaralı telefon hattının 26.10.2015 tarihinde Kocaeli’nde bulunan ankesör/sabit hattan tekil olarak arandığının tespit edildiği, 26.10.2015 tarihli aramanın sanığın Tuzla Piyade Okulu’nda bulunduğu döneme denk geldiği, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan tanıklar A. B. ve K. K.’nın beyanlarına göre, Tuzla Piyade Okulu’nda bulundukları dönemde askeri mahrem yapılanma kapsamında örgüt üyeleri ile görüşme gerçekleştirmek üzere örgüt evine gittikleri, sanığında örgüt evinde bulunduğunu, birlikte sohbet yaptıkları, tanıkların örgüt üyelerince ankesörlü hattan arandıkları ve yine tanık anlatımlarına göre sanığın da bulunduğu örgütsel görüşmede para ve örgüte ait evde kalmaları hususlarında baskı yapıldığı beyanları, sanık savunması, raporlar ve tüm dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem yapılanması içerisinde örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensuplarınca sabit hat üzerinden iletişim yöntemi kullanılarak sanığın arandığı, örgütsel sohbet toplantılarında yer aldığı, aramaların ve söz konusu toplantıların örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak ve örgütsel amaçlarla gerçekleştirildiği, eylemlerinin silahlı terör örgütüne üyelik için gerekli olan amaç-hedef doğrultusunda süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik unsurlarını içerdiği yönündeki üyesi olduğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önem arz eden askeri-mahrem yapılanması içerisinde yer alıp, gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensupları tarafından sabit hattan arandığı tespit edilen, örgütsel sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına yerel mahkemece itibar edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/738 Esas, 2022/942 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.