Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/4255 E. 2022/11081 K. 28.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4255
KARAR NO : 2022/11081
KARAR TARİHİ : 28.09.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 23.10.2019 gün 2017/68 E, 2019/9850 K sayılı ilamında; “….Dava işyeri sigortasından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece dosya içerisindeki ekspertiz raporunun, meydana gelen zarar ile zarara sebebiyet verdiği öne sürülen davalı şirketin eylemi arasındaki illiyet bağının ispatı bakımından tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, alınan bilirkişi raporlarında sigortalı işyerinde meydana gelen zarara, yapılan doğalgaz kazı çalışmasının zarar verdiği hususunun net olarak belirlenemediği, olay ve sonuç arasındaki illiyet bağının ispatı bakımından tanık bildirmesi için süre verilen davacı vekilinin bu hususta tanık bildiremediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şöyle ki; mahkemece sigorta hukukçusu ve tekstil mühendisi bilirkişiden alınan 23.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu rizikonun davalının haksız fiilinden yahut kusurundan kaynaklandığının uzman inşaat mühendisi bilirkişi tarafından saptanması halinde şayet davalının kusuru varsa kusuru oranında davacının davalıya rücu hakkının olabileceği belirtilmiş, mahkemece inşaat bilirkişiden alınan 16.03.2015 tarihli raporda; tesbitin dosyada yer alan ekspertiz raporundaki resimler baz alınarak yapıldığı, resimlerde Yükçülük sokak tarafında yapılan kazılar esnasında binanın ana gider borusu olarak iddia edilen bir borunun kırık olduğu ve etrafının toprakla çevrili olduğunun görüldüğü, ancak bu borunun iddia edildiği gibi ana gider borusu mu olduğu, o anki kazı aşamasında mı kırıldığının bilinmediği, zararın sadece buranın tadilatının yapılmasının akabinde mi giderildiği yoksa üst katlarda da herhangi bir yabancı cisim nedeniyle mi tıkandığının anlaşılamadığı, binanın oldukça eski olduğu, boruların ekonomik ömrünü tamamlamasının da söz konusu olabileceği, dosyada yapılan tadilata esas hazırlanan herhangi bir belge ya da tutanak olmadığından tadilatın ayrıca içerden geçen borulardaki değişimi kapsayıp kapsamadığının anlaşılamadığı, resimler yanyana incelendiğinde emin olmamakla beraber tesisat borularının benzerlik arzettiği, belediyeden temin edilecek ruhsata esas onaylı sıhhi tesisat projesi ve kanal kotu tutanağında yer alan ifadelerin makine mühendisi tarafından incelenmesi gerektiği belirtilmiş, akabinde mahkemece inşaat bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişiden alınan 30.09.2015 tarihli raporda ise “binanın atık su tesisat borularının uygulama projesindeki şekil ve ölçülere göre yapılmış olduğu, meydana gelen arıza ve hasarın anlatıldığı şekilde olduğunu gösteren herhangi bir tesbitin bulunmadığı, ‘bina dışındaki doğalgaz alt yapı çalışması esnasında bağlantı borusunun kırılmış ve tıkanmış olması sonucu bodrum katı atık su basması olayının meydana gelmiş olabileceği” belirtilmiş, yine dosya içerisinde bulunan 14.12.2011 tarihli sigorta ekspertiz raporunda da hasara neden olan atık su hattının tıkanması sebebiyle ilgili bölgede alt yapı çalışması yapan doğal gaz firmasının binaya ait atık su hattını kırması ve üzerini toprakla kapatması sonucu tıkanıklık olduğu, tıkanan hat boyunca tahliye olamayan binaya ait tüm atık suyun geri teperek ilk çıkış noktası olan sigortalı işyeri zemin kat wc giderinden geri teptiği ve bodrum kat tavanından geçen atık su sıva üstü hattının patlamasıyla bodrum kattaki emtiaların üzerine akarak hasar verdiği belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 23.10.2014 tarihli bilirkişi raporu rizikonun kaynağının uzman inşaat bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini belirtmekle sonuca ulaşmada yetersiz kalmıştır. Yine mahkemece inşaat bilirkişiden alınan 16.3.2015 tarihli raporda da tam bir belirleme yapılamamış olup inşaat bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişiden alınan 30.09.2015 tarihli raporda ise ekspertiz raporunu doğrulayan birtakım tespitlere yer verilmiştir. Bu itibarla alınan bilirkişi raporları hüküm vermeye elverişli değildir.
O halde mahkemece o bölgede çalışma yaptığı sabit olan davalı şirkete ait projelerin getirtilerek davacı tarafça sigortalı olan işyerinin bulunduğu binaya ait boruların yakınında çalışma yapılıp yapılmadığı tesbit edilerek ve daha önce alınan bilirkişi raporları da değerlendirilerek 2 inşaat mühendisi ve 1 makine mühendisinden oluşacak heyetten yeni bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yargılama yapılmış olmasına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 80,70 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna 28.09.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.