Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3555 E. 2008/10757 K. 10.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3555
KARAR NO : 2008/10757
KARAR TARİHİ : 10.11.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 13/11/2007
Nosu :118/256
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin alacağının tahsili için davalı ile diğer borçlular aleyhine takip başlattığını , davalının kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, muacceliyet ihtarnamesine itiraz etmediği halde takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davacının asıl borçlu Şükrü Bayrak aleyhine 2007/44 sayılı dosyada ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, bu takibin derdest olup henüz tahsil edilen alacak bulunmadığı, dava konusu (2007/45 sayılı) takibin ise İİK’ nun 45.maddesine aykırı olduğu, zira ipotekle temin edilmiş bir alacak için hem genel haciz yoluyla hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. BK’ nun 487.maddesi, “Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine takibat icra edebilir.” hükmünü taşımaktadır. Somut olayda davalı dava konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeden asıl borçlu yönünden uygulanabilirliği bulunan İİK’ nun 45.maddesi hükmü gerekçe yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 10.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.