YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14442
KARAR NO : 2023/3223
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 04.02.2013 tarihli ve 2012/568 Esas, 2013/159 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 Sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
B. Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 04.02.2013 tarihli ve 2012/568 Esas, 2013/159 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 19.01.2017 tarihli ve 2015/3878 Esas, 2017/11 sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca araştırmanın yapılmaması belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
C. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.06.2017 tarihli ve 2017/89 Esas, 2017/490 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına ve 6545 sayılı Yasa’nın 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
D. Sanığın 29.12.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/170 Esas, 2021/740 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Ilıcabaşı Mah. Tekstil Cad. üzerinde yürümekte olan sanık ve temyiz dışı sanık Yasin Beltekin’in durumundan polisin şüphelenip yaptığı kaba üst aramasında sanığın üzerinde suç unsuru bulunmamakla, Yasin Beltekin’in üzerinde esrar ele geçirildiği, Aydın Devlet Hastanesinden alınan laboratuvar sonucuna göre de sanığın idrarında Tetrahydrocannabinol (THC)’ ye rastlandığı, buna göre
sanığın üzerine atılı uyuşturucu kullanmak suçunu işlediği anlaşılmakla sanık hakkında öncelikle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, sanığın yükümlülüklerine uymaması ile mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın sanık tarafından temyizi ile bozulması üzerine yapılan yargılamada sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın 29.12.2020 tarihli eylemi nedeniyle yapılan yargılamanın ihbarı ile hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesine uyulduğu görülmekle hükmün gerekçeli olmadığına ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin
iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.11.2021 tarih, 2021/1337 Esas, 2021/1721 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.