Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39191 E. 2023/304 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39191
KARAR NO : 2023/304
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/592 E., 2021/1156 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır
HÜKÜMLER : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2020 tarih ve 2019/67 Esas, 2020/202 Karar sayılı oy birliği ile verilen kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.06.2021 … ve 2020/592 Esas, 2021/1156 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı dosyasında ele geçirilen … CD kart üzerinde usulünce yapılan incelemede taşınır flash bellek içindeki bilgilerin örgüt üyeleri arasındaki ilişkileri örgüt toplantılarına katılma durumunu, örgüte bağlılığı, örgüte ekonomik yardımı ve şeklini içerir örgüt üyeleri arasında fişleme kaydı olduğu bu bağlamda sanıklar …, …’ın A5 kodlaması (FETÖ mensubiyeti olan teslimiyeti, saadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi olarak ifade eder) şeklinde diğer sanık …’ın ise A4 kodlaması (FETÖ mensubiyeti olan teslimiyeti, saadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan ancak A5 ile A4 arasında kararsız kalınmış kişileri ifade eder) şeklinde fişleme kayıtlarının bulunması, Sanık …’ın FETÖ/PDY terör örgütünün tepe üst yönetiminde olduğu belirtilen … ile 2009-2010 yıllarında 7 ayrı görüşmesi diğer sanık …’ın örgüütün tepe üst yönetiminde olduğu belirtilen ….- … ile 2008-2012 yılları arasında 5 ayrı görüşmesinin tespit edilmesi, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada beyanı alınan … soruşturma aşamasında alınan ifadesinde örgütsel toplantılara katıldığını, bu toplantılara katılanlardan birisinin de … olduğunu belirterek sanık … aleyhine beyanda bulunması hususları birlikte değerlendirdiğinde; örgütle organik bağı bulunan sanıkların eyleminin FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşturması karşısında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde beraat kararı verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar aleyhine gidilen istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

“Somut olayda sanıkların Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile iltisakının/irtibatlarının bulunması nedeniyle kamu görevinden ihraç edilmelerinin atılı suçu işlediklerine dair tek başına delil niteliği taşımadığı, kovuşturma aşamasında sanık … hakkında daha önceden beyanda bulunduğu anlaşılan tanık F.I’nın tanık sıfatıyla dinlenildiği; tanığın sanık aleyhindeki ilk ifadesini kabul etmediği, tanığın aşamalarda alınan beyanları arasındaki çelişkinin giderilemediği, kovuşturma aşamasındaki beyanının şüpheden sanık yararlanır ilkesine nazaran sanık lehine değerlendirildiği, yine sanıklar hakkında ihbarda bulunan ve tanık olarak Mahkememizce dinlenen E.Ç ise beyanında özetle; sanıklar ile aralarında husumet bulunduğunu belirttiği, bu nedenle tanığın tarafsızlığından şüphe duyulduğu, kaldı ki tanığın sanıkların örgütsel herhangi bir eyleminden bahsetmediği,
Sanıklar … ve …’ın örgütün tepe yönetiminde yer aldığı iddia edilen şahıslarla iletişim kaydı olmasının ise bu dava özelinde yapılan değerlendirmeye nazaran içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının, sanıkların örgüt kapsamında görüşme yaptıklarına dair delil niteliği taşımadığı, yine … kod adlı gizli tanıktan ele geçirildiği anlaşılan … CD kartta sanıkların örgüt üyeleri tarafından ”FETÖ mensubiyeti olan teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi” olarak fişlenmiş olmaları hususunun ise, fişlemeyi yapan şahsın/ şahısların kendi kişisel kanaatlerini taşıdığı, dolayısıyla yoruma açık bir husus olduğunun değerlendirildiği, aşamalarda alınan ve istikrar arz eden sanıkların savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri, sanıkların savunmalarının aksinin de ispatlanamadığı, bu haliyle sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği konusunda kuşku hasıl olduğu ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, bu ilkenin özünün, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı, gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesi esasına dayandığı, oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kuralın, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar, sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmasının ve bu ispatın, teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesinin gerektiği, yüksek de olsa bir varsayıma dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek olacağı hususlarının izahtan vareste olduğu, ceza yargılamasında mahkûmiyet kararının bir varsayıma değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması halinde verilebileceği, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre de, sanıkların atılı suçtan cezalandırılmalarını gerektirir kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kanaatine varılmakla, sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine” karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delili olmayan, veri inceleme raporunun ise örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve örgüte üye olma suçundan mahkumiyetini gerektirir tek başına yeterli delil olmadığı sadece irtibatını ortaya koyan bir belge niteliğine haiz olduğu, ByLock kullandıkları yönünde bir tespiti bulunmadığı, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel faaliyeti tespit edilemediği dosya kapsamından anlaşılan sanıklar ile ilgili olarak; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraate yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.06.2021 … ve 2020/592 Esas, 2021/1156 Karar sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine , Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.01.2023 tarihinde karar verildi.