Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/9382 E. 2009/2890 K. 08.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9382
KARAR NO : 2009/2890
KARAR TARİHİ : 08.04.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı …’in sahibi bulunduğu diğer davalı şirket arasında 10-12 yıllık bir ticari ilişki olduğunu, 2003 yılında meydana gelen ekonomik sıkıntı döneminde müvekkilinin borçlarını ödeyemediğini, bu dönemde davalılara 165.000.000.000 TL civarında bir borcu oluştuğunu, müvekkilinin borçları sebebiyle davalılara çek ve bonolar verdiğini, müvekkilinin, davadışı … İth. İhr. İnş. Tic. Ltd.Şti. ile … ‘dan olan alacağı 193.000.000.000 TL’nin davalılara ödenmesi için 02.10.2003 tarihli protokolün imzalandığını, bu protokolle …’nun vekil sıfatıyla …’nun maliki olduğu daireyi davalıya devretmesi ve davalıların da müvekkili tarafından borcuna karşılık verilen çek ve bonoların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davalıların söz konusu taşınmazı müvekkilinin borcuna karşılık tapuda devraldıklarını, bahsi geçen protokolde ayrıca … 3 ay içerisinde borcunu faizleriyle birlikte ödemesi halinde davalı …’in sözü edilen daireyi tapuda devredeceğinin belirtildiğini, …’nun borcunu faiziyle birlikte 200.000.000.000 TL olarak …’e ödediğini, ancak davalı …’in müvekkilinin keşidecisi ve cirantası olduğu çekleri ve bonoları iade etmeyerek 05.10.2003 vade tarihli 80.000.000.000 TL’lik bonoyu icra takibine koyduğunu iddia ederek toplam 187.236.480.000 TL’lik çek ve bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile haksız takip nedeniyle lehlerine tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, protokol başlıklı belgenin tek taraflı düzenlenmiş olup, müvekkilleri yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen borcun nakli, borca karşılık taşınmaz devri gibi iddiaların gerçeği yansıtmadığını, mücerret borç ikrarını içeren kambiyo senetlerine karşı, müvekkillerinin imzalarını içeren hiçbir belgeye dayanmadan açılan davanın dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yanlar arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle davacının borcuna karşılık keşide ettiği çekler ve bonolara konu borcun ödenmediği, borcun tasfiyesine yönelik olduğu iddia edilen 02.10.2003 tarihli protokolde davalı yanın imzası bulunmadığı, gerek bu nedenle gerekse davalıların açıkça karşı çıkmaları nedeniyle bu belgenin davalıları hukuken bağlayıcı niteliği olmadığı, davacının teklif ettiği yeminin davalılarca eda edilmesi suretiyle protokolde sözü edilen satışın akit serbestisi içinde gerçekleştirilen bir satış olduğu, davacının davalılara olan borcunun ödenmesi karşılığında satış yapıldığı vakıasının mevcut olmadığı, davalıların tazminat istemlerinin koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın ve davalıların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 08.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.