Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/875 E. 2008/7461 K. 04.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/875
KARAR NO : 2008/7461
KARAR TARİHİ : 04.07.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekl.Av…. ve Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, davacının keşideci davalının lehdarı bulunduğu 14.12.2005 tanzim 23.6.2006 vadeli 82.000 Dolarlık bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine yöneliktir.
Davacı vekili bononun, 6.1.2004 tarihli davalının da şahit olarak imzaladığı protokol ile dava dışı …’ya verilmek üzere düzenlendiğini bono karşılığı verilmesi gereken hurda demirin müvekkiline verilmediğini protokolde alacaklı olarak gözüken … ile bonoda lehdar olarak gösterilen ve protokolü şahit olarak imzalayan davalı … ’ın ortak olduğunu, …’nın ortağı ve arkadaşı … ’a bonoyu muvazaalı ve kötüniyetli olarak verildiğini tanzim tarihi ve lehdar isminin sonradan yazıldığını belirterek bono ile borçlu olunmadığının tespitini ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokol ile bononun bir ilgisi olmadığını bononun başka bir ilişki nedeniyle verildiğini davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddin istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu protokol içeriği ve dava konusu bono içeriği değerlendirildiğinde aynı hukuki ilişki nedeniyle verildiği davalının da protokolde taraf olduğu, davalının protokolde taahhüt edilen edimini yerine getirmediğini bu nedenle bononun karşılıksız kaldığının kabulü ile davacının bono ile borçlu olmadığının tespitine senet bedelinin %40’ ı tutarında tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.nun 72/5.maddesi gereğince borçlu lehine tazminata hükmedilmek için alacaklının talebinde haksız ve kötüniyetli olması gerekir.
Dava, davacı borçlu lehine hükme bağlanmış ise de borçlu davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin kötüniyetle yapıldığı karar yerinde tartışılmadan davacı lehine tazminata hükmedilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de dava menfi tespit davası olup hükmedilecek tazminatın kötüniyet tazminatı olduğu gözden kaçırılarak tazminatın icra inkar tazminatı olarak nitelendirilmesi ve dava konusu bononun yabancı para üzerinden düzenlendiğinden bu yön dikkate alınmadan bono bedelinin %40’ı oranında yabancı para üzerinden tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA,vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 550.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine,peşin harcın istek halinde iadesine, 04.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.