YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13237
KARAR NO : 2023/1432
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile itirazın 80.000,00 TL asıl alacak ve 1.930 TL işlemiş faiz yönünden kaldırılmasına ve davalının tahliyesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili ile aralarında imzalanmış olan kira sözleşmesi gereği borcunu ödemediğini, bu alacak sebebi ile davacının icra takibi başlattığını, davalının 2018 yılı kira borcundan kalan bedel olan 50.000,00 TL yi mayıs 2019 sonu ödeyeceği ve 01.01.2019 tarihinden itibaren kira bedelinin 10.000,00 TL olarak yatırılacağı hususunda sözleşme yapıldığı, sözleşme altındaki imzaya itiraz edilmediği, davalının yapılan icra takibine haksız ve hukuka aykırı bir şekilde usulsüz olarak borcu olmadığını belirterek itiraz ettiği iddiaları ile cra dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden İİK’da öngörülen icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalının tahliyesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalandığı söylenen ve takibe dayanak olarak gösterilen 10.12.2018 tarihli kira sözleşmesinin mülk sahibinin oğlu tarafından imzalandığını, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde taraf teşkili sağlanmadığını, mülk sahibi olan …’ın oğluna ilişkin bir temsil yetkisi ya da vekaletname vermesi ve bu belgeyi sözleşmeye ek olarak sayılmasının gerektiğini, ayrıca taraflar arasında yapılan 01.02.2017 tarihli kira kontratının 10 yıl süre ile imzalandığını, bu nedenle açılan davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, davacıya red olunan miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kiracı tarafın dilekçesi ile kira ilişkisine karşı çıkmamakla birlikte, aylık kira miktarına itiraz ettiği, taraflar arasında 01.02.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığı, taraflar arasında uyuşmazlık mülk sahibinin oğlu … ile kiracı arasında 10.12.2018 tarihinde imzalanan belgenin kira sözleşmesi kabul edilip edilemeyeceği, aylık kira bedelinin tespiti noktasında toplandığı, bu konunun açıklığa kavuşmasının ise ancak genel mahkemede yapılacak yargılama sonucu anlaşılabileceği, 01.02.2017 tarihli sözleşmeye göre kiracı tarafından ödemeler yapılmamış ise tahliye talep edilebileceğinin değerlendirildiği, yapılan icra takibinde 01.02.2017 tarihli 10 yıllık kira sözleşmesi belirtilerek kira bedelleri talep edildiği, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde yıllık kira artışının belirlenmediğinin anlaşıldığı, konut ve çatılı … yeri kiralarında kira bedelinin belirlenmesine ilişkin 344. maddesine göre “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.” düzenlemesi olduğu, 01.02.2017 tarihli sözleşmeye göre kira artışı belirlenmediğinden bilirkişi tarafından bilirkişi ek raporunda Türk Borçlar Kanunu ilgili hükümler değerlendirilerek kira artışıyla birlikte 01.02.2017-14.10.2019 tarihleri arasında kira alacağının 92.690,37 TL olarak belirlendiği, takip tarihine kadar davalı kiralayanın davacıya 128.000,00 TL ödeme yaptığının belirlendiği, Her ne kadar davacı “kira alacağı” açıklaması bulunmayan ödemeleri kira borcuna karşılık yapılmadığı itirazında bulunmuş ise de, 2017 yılında 2.000,00 TL ödeme dışında diğer ödemelerin hiç birinde “kira alacağı” açıklaması bulunmadığı, takip talebine 2019 yılı Mayıs ayından itibaren kira alacağının konu edildiği, önceki aylara ilişkin kiraların ödenmediğine yönelik bir iddia bulunmadığı, davacı taraf davalı ile kiraya veren arasında başka bir alacak ilişkisi bulunduğunu iddia etmediğinden “kira alacağı” açıklaması bulunmaksızın yapılan ödemelerin de kira borcunun ödenmesine ilişkin olduğunun değerlendirildiği, davalı kiralayanın takip tarihi itibariyle kira borcu bulunmadığı gerekçesi ile davacının itirazın kaldırılması, tahliye, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekilince; alacak talep ettikleri 10.12.2018 tarihli belgeye göre bilirkişi incelemesi yapılmadığı, mahkemece bu hususta genel mahkemelerde yargılamayı gerektireceğinin belirtilmediği, mahkemenin sundukları kira kontratı ile ilgili gerekli incelemeyi yapmadığı, ek bilirkişi raporunun mahkeme ara kararına göre düzenlenmediğini, 2018 tarihli kira kontratıyla ilgili değerlendirme ve alacak hesabı yapılmadığı, davalı kiracının 10.12.2018 tarihinde kendi iradesi ile kontrat düzenlediğini ve imzasını attığını, imza inkarında bulunmadığı, mahkemenin kiralayanın iradesini ortaya koyan itiraz etmediği için sübut bulan imzasını yok hükmünde kabul ettiği, mahkeme ilamına göre tarafların 10.12.2018 tarihinde düzenlediği kira kontratının hükmü olmadığı, kiracı müvekkilin yaşlılığından ve kısmen yurt dışında yaşamasından istifade ederek kendi tasarrufu ile işlemler yaparak bunu müvekkil aleyhine kullanmak istediği, hukukun kötü niyeti korumadığı, kiranın başlangıcından itibaren tüm kira ödemeleri ortaya konursa hakikatin ortaya çıkacağı iddiaları ile mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dosyasında davalı borçlunun itirazında “..talep edilen kira alacağına ve ferilerine” ettiğinin görüldüğü, davalı kiracı icra takibine yaptığı itirazında kira sözleşmesine, kiracılık ilişkisine ve aylık kira bedeline açıkça itiraz etmediğinden kiracılık ilişkisi ve aylık kira bedeli takip talebinde belirtilen miktar olarak kesinleştiği, takipte alacaklı tarafından talep edilen kira alacaklarının 2019 yılı Mayıs ayı için 50.000 TL, 2019 yılı Haziran ayı için 10.000 TL, 2019 yılı Temmuz ayı için 10.000 TL, 2019 yılı Ağustos ayı için 10.000 TL, 2019 yılı Eylül ayı için 10.000 TL olmak üzere toplam 90.000 TL asıl alacak ve ferilerinin talep edildiğinin görüldüğü, davacı alacaklının dava dilekçesinde ise ” …10.12.2018 tarihli sözleşmenin … ile davalı arasında yeni bir sözleşme olarak imzalandığını, bu sözleşmeye göre 2018 yılı kira borcundan kalan bedel olan 50.000,00 TL nin Mayıs 2019 sonu ödeneceğini, 01.01.2019 tarihinden itibaren kira bedelinin 10.000,00 TL olarak yatırılmaya devam edeceğinin kararlaştırıldığını” belirttiği, takibe dayanak kira sözleşmesinin 01.02.2017 tarihli kira sözleşmesi olduğu ve icra müdürlüğüne takip açılırken … bu sözleşmenin sunulduğu, davalı borçlunun itirazında davacı alacaklı ile aralarındaki kira ilişkisine itiraz etmediği gibi, takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzasını da açıkça inkar etmediği , davaya dayanak takip ile yazılı kira sözleşmesine dayanılmasına ve davalı borçlunun takibe itirazında açıkça ve ayrıca sözleşmeye ve sözleşmedeki imzasına karşı çıkmadığının anlaşılmasına göre İİK’nın 269/2 maddesi gereğince kira ilişkisi ve takipte talep edilen kira miktarının kesinleştiği, davalı tarafından davacının banka hesabına yapılan kira ödemelerinin incelenmesinde sadece 03.06.2019 tarihinde yapılan 10.000 TL ödemenin takibe konu kira alacaklarından mahsubunun gerektiği, sair ödemelerin takip konusu döneme ilişkin olmadığının anlaşıldığı, davalının ödeme emrinde belirtilen yasal ödeme süresi içerisinde takipte kesinleşen kira borcunun tamamını ödemediğinden temerrüdün gerçekleştiği, ödediğine yönelik yazılı belge ibraz edemediğinden davalının tahliyesine karar verilmesi gerektiği, açıklanan sebeplerle mahkemece davalının itirazının 80.000 TL asıl alacak ve 1.930 işlemiş faizi yönünden kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak 80.000 TL ‘nin yüzde 20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının mecurdan tahliyesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, reddedilen 10.000 TL asıl alacağın %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, dosyadaki raporların birbirinden farklı olduğu, tarafların kira sözleşmesini imzaladığı, kira sözleşmesinin on yıllık olduğu ve kira borcunun ödendiği, ödemeye ilişin belgelerin sunulduğu, davacının kirayı beğenmemesi ve davalıyı çıkarmak için art niyetli olduğu iddiası ile kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takipte itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 63, 269/2, 269/c ve devamı maddeleri.
3.Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcı temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.