Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13243 E. 2023/865 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13243
KARAR NO : 2023/865
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ihalenin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile ihale bedelinin %10’u oranında idari para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.

Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; … 10. İcra Müdürlüğü’nün 2019/1047 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip kapsamında yazılan talimat uyarınca … … Gayrimenkul satış İcra Dairesi’nin 2021/603 Talimat sayılı takip dosyasında 03.02.2022 tarihli ihalede … ili … İlçesi, … Mahallesi 63 ada 5 parsel D Blok 1 numaralı bağımsız bölümün satıldığını, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, satış ilanı ve satış şartnamesinde satışa konu taşınmazın önemli nitelik ve vasıflarının yazılmadığını, bu durumun katılımı etkilediğini, KDV oranı %1 ya da % 8 olması gerekirken % 18 olarak belirlendiğini, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, bazı kişilerin ihaleye katılmak isteyenlere ihaleye katılmamaları hususunda bir takım vaatlerde bulunduklarını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, icra müdürlüğü tarafından nakdi teminat kabul edilmemesinin teminat miktarının yüksek olması, nemalandırılmaması ve teminat bedelinin geç iade edilmesi riski nedeni ile ihaleye katılımı azalttığını, pey sürme devam ederken ihale süresi tamamlanmadan ihalenin kapandığını belirterek davanın kabulü ile ihalenin feshini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı banka vekili cevap dilekçesinde; satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasındaki sürenin makul süre olduğunu, taşınmazın muhammen bedeline çok yakın bir bedelle satıldığını, icra emrinin tebliği işleminin usulüne uygun olduğunu, davacının satışa hazırlık niteliğindeki iddialarına ilişkin olarak yasal süresi içerisinde şikayet yoluna başvurmadığını, ihaleye fesat karıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek, davanın reddine, davacının ihale bedelinin %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının borçluya 10.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve ihalenin 03.02.2022 tarihinde yapıldığını, tebligat ile satış günü arasında geçen sürenin makul süre olduğunu, şikayet dilekçesinde borçluya yapılan tebligatın usulsüz olduğu yönünde bir iddianın da bulunulmadığını, icra emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği iddiasının ihalenin feshi nedenleri arasında yer almadığını, kaldı ki, davacıya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacı tarafça satış ilanın usulsüz tebliğ edildiğininde ileri sürülmediğinden süresinde şikayet edilmeyen satış öncesi işlemler kesinleştiğinden, artık bu hususa dayalı olarak ihalenin feshinin istenemeyeceğini,söz konusu ihaleye 6 kişinin katıldığı, ihaleye bizzat katılan tanık …’nın ihale anında herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı yönündeki beyanı karşısında diğer tanığın ihalenin usulüne uygun yapılmadığı yönündeki beyanlarına itibar edilmediğini, resen yapılan incelemede de ihalenin feshini gerektirecek neden olmadığından davanın reddine, İhale bedelinin %10’u oranında ( 3.620.000,00-TL x %20 ) idari para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı borçlu vekili, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin müşteri bulma borcu ödeyebilmek için para temin etmek amacı ile hazırlık yapabilmek ve satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, ihale katılımcısı …’nın pey sürmeye devam ederken ihale süresi dolmadan ihalenin kapatıldığını, bu kişinin tanık olarak beyanda bulunduğunu ancak ihale bittikten sonraki tavırları ile uyuşmayan çelişkili ifade verdiğini, mezat salonunun kapısında polis olduğunu bildirdiğini, oysa sadece bir adliye güvenlik personeli bulunduğunu, bu nedenle tanığın menfaat sağladığını düşündüklerinden beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanık …’ın beyanda bulunurken davalı ihale alıcısı avukatı ile zapta geçmeyen sözlü bir tartışma yaşadığını, tanığın adı geçen avukatın bakışlarından rahatsız olduğunu dile getirmesi üzerine tartışma başladığını, tanık Kasım’ın ” 12-13 Milyonluk yeri 3,5 Milyona satın aldınız, ayıptır tüm bildiklerimi anlatayım mı” dediğini, bu tartışmanın bile akıllarda şüphe uyandırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, satış ilanının davacıya 13.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği davacının da kabulünde olup, bu tarih ile satış tarihi arasındaki 21 günlük sürenin makul süre olarak kabulünün hakkaniyete ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu, icra emrinin tebliği işleminin usulsüzlüğü iddiasının ihalenin feshi davasında incelenmesine olanak bulunmadığını, ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasına ilişkin olarak dinlenen tanıklardan ihale katılımcısı …’nın beyanında herhangi bir usulsüzlük görmediğini beyan ettiği, tanık …’ın ise ihale katılımcısı …’nın arkadaşı olarak ihaleyi kapının önünden seyrettiğini, pey devam ederken ihalenin bitirildiğini bildirdiği, sorulması üzerine pey sürmenin ihale alıcısı ile Muhammet arasında olduğunu söylediği, bu durumda bizzat ihaleye katılan ve pey sürerken ihaleye son verildiği bildirilen tanık …’nın beyanlarına itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmadığını, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, tanık Muhammet’in menfaat sağladığını iddia etmiş ise de, tüm dosya kapsamına yansıyan ve bu iddiayı ispata yarayan bir husus bulunmadığı gibi anılan tanığın ifadesine itibar edilmesine engel bir olguya da rastlanmadığını, duruşma esnasında davalı vekili ile tanık Kasım arasında geçtiği iddia edilen konuşmaların doğruluğu kabul edilse dahi, bu durum tanık Muhammet’in ifadesine itibar edilmeyerek tanık Kasım’ın beyanına dayanılmasını gerektirecek bir husus olmayıp davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı borçlu vekili istinaf sebebi olarak ileri sürülen hususlarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.İİK’nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;
“İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.” hükmü getirilmiştir.
2. Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
3. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
4. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re’sen değerlendirilir.
5. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
“134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.” hükmünü içermektedir.

3. Değerlendirme
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’sen yapılan değerlendirmede;
Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nun 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Şikayetçi-borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2022 tarih ve 2022/3768 E. – 2022/3108 K sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),

… … 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 07.06.2022 tarih ve 2022/108 E. – 2022/541 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin iki numaralı bendinde yer alan “%10’u” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ %5’i ” ibaresinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.