Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/6707 E. 2008/1714 K. 26.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6707
KARAR NO : 2008/1714
KARAR TARİHİ : 26.02.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıya verilen teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğini ileri sürmüş ve 22.743.367.650.-TL.nin 14.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline olan borcunu ödemediği için teminat mektubunun nakde çevrildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın 06.05.2003 tarihli 25.754.524.790.-TL.lık vade farkı faturasından kaynaklandığı, bu faturanın davacı şirkete tebliğ edildiği, davacının bu borçtan sorumlu olduğu, teminat mektubunun paraya çevrilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. 27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerekmektedir. Mal bedeline ilişkin faturalarda vadesinde ödeme yapılmaması halinde vade farkı ödeneceğine ilişkin şerh konulması ve bu faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması, fatura münderecatından sayılmayan vade farkının istenebileceği sonucunu doğurmaz.
Somut olayda uyuşmazlık konusu vade farkı faturasından önceki dönemde bir adet vade farkı faturasının ödenmiş olduğu saptanmış ise de bir tek ödeme bu konuda taraflar arasında yerleşik bir uygulamanın var olduğunun kabulünü gerektirmez. Vade farkı faturasının davalıya tebliğ edilip itiraza uğramamış olması da temel dayanağı bulunmayan bu faturanın tek başına vade farkı talep edilebilmesine olanak vermez. Hal böyle olunca taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Davalı tarafça davacıya gönderilen faks mesajında vade farkına ilişkin hükümler mevcuttur. Davalının çektiği bu faks mesajının davacı tarafça teyit edilmesi, başka bir ifade ile tarafların anılan faks mesajında yer alan hususlar konusunda mutabık olduklarının saptanması halinde taraflar arasında bu yönde sözleşme ilişkisi kurulduğunun kabulü gerekecektir. Bu durumda mahkemece belirtilen yönler üzerinde durulup tartışılarak yeterli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.