YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/743
KARAR NO : 2023/1332
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/113 E., 2022/211 K.
DAVA TARİHİ : 20.05.2014
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının işe giriş bildirgesine göre 15.08.1989 tarihinde en az bir günlük sigortalı çalıştığının ve bu tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. Cevap
Davalı … cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 06.06.2013 tarihli ve 2013/26-2013/279 Esas ve Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının 15.08.1989 tarihinde en az 1 gün sigortalı olarak asgari ücret ile çalıştığının ve tüm sigorta kollarında sigorta başlangıç tarihinin 15.08.1989 tarihi olarak tespitine, karar verilmiştir.
IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 21.04.2014 tarih ve 2013/13390- 2014/8571 Esas ve Karar sayılı ilamı ile özet olarak eksik inceleme ve araştırma neticesi, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 03.03.2016 tarih ve 2014/56 -2016/79 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacı … (…)’un işveren … ve Dış Tic. A.Ş’ye ait işyerinde … sigorta sicil no ile 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı olarak çalıştığının, ayrıca tüm sigorta kollarında sigorta hizmet başlangıcının 15.08.1989 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 13.06.2016 tarih ve 2016/8659-2016/9823 Esas ve Karar sayılı ilamı ile ” Somut olayda; davacının dava dışı işyerinin halı dokuma atölyesinde 15.08.1989 tarihinde çalıştığının anlaşılmış olmasına göre ihtilaf konusu dönem itibariyle bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. ” denilmek suretiyle Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı Sonrası Mahkeme Hükmü :
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 03.03.2016 tarih ve 2014/56 -2016/79 Esas ve Karar sayılı karar ile davanın kabulüne, davacı … (…)’ un işveren …ve Dış Tic. A.Ş’ye ait işyerinde … sigorta sicil no ile 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı olarak çalıştığının, ayrıca tüm sigorta kollarında sigorta hizmet başlangıcının 15.08.1989 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 07.02.2019 tarih ve2018/3577-2019/720 Esas ve Karar sayılı ilamı ile “Yerel mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen gereği yerine getirilmemiştir. Dairemizin 13.06.2016 tarih ve 2016/8659 Esas-2016/9823 Karar sayılı ilamında ”Somut olayda; davacının dava dışı işyerinin halı dokuma atölyesinde 15.08.1989 tarihinde çalıştığının anlaşılmış olmasına göre ihtilaf konusu dönem itibariyle bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle davanın reddi istenmiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ” gerekçesine dayalı olarak Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Üçüncü Bozma Kararı Sonrası Direnme Kararı
Mahkemenin 13.06.2019 tarihli ve 2019/48-2019/158 Esas ve Karar sayılı kararı ile Bozma ilamı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucu Mahkemenin 2016/165 Esas 2018/79 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
G. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli, 2019/(21)10-687 Esas ve 2021/765 Karar sayılı ilamı ile “somut olayda; kararın Özel Dairece, 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin (II) numaralı fıkrasının (D) bendi gereği 15.08.1989 tarihli çalışmanın ihtilaf konusu dönem itibariyle 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği ve davanın reddi gerektiği belirtilerek bozulduğu, mahkemece önceki hükümde direnildiği, direnme kararında önceki kararın gerekçesi ile bozma kararına yer verildikten sonra “..Mahkememizin 2016/165 Esas 2018/79 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle anılan kararda direnilmesine..” yazılmak suretiyle direnildiği, bu hâli ile Anayasa’nın ve HMK’nın aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan verilen direnme kararının Özel Daire bozma kararının hangi neden ya da nedenlerle yerinde olmadığına ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Anayasa’nın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297 nci maddesindeki hükümler gözetilerek ve özellikle bozma kararında yer verilen bozma nedenlerine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında mahkemece önceki karara atıf yapan direnme kararının dosyanın geçirdiği aşamalar göz önünde bulundurulduğunda gerekçe olarak kabul edilmesi gerektiği, gerekçede hukukî açıklamalar yapıldığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesinin yeterli olduğu görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenlemeler ile ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmek üzere karar usulden bozulmalıdır” gerekçesine dayalı olarak direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.11.2021 tarihli ve 2021/147 E., 2021/200 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararına uymak suretiyle yapılan yargılama sonunda “davacının dava konusu ettiği dönemdeki çalışmasının hizmet aktine dayalı sigortalı çalışma olduğu, bu nedenle 506 sayılı Kanun’un 3/II-D bendinin davacı hakkında uygulanamayacağı ve davacının tüm sigorta kollarında sigortalı olarak fiilen çalıştığı ve dava konusu çalışmasının 506 sayılı Kanun’un 2 nci ve 6 ncı maddeleri gereğince tüm sigorta kollarına tabi sigortalı çalışma şartlarını sağladığı, tanık beyanlarına göre de fiili çalışmanın ispatlandığı” gerekçesine dayalı olarak davanın kabulüne, davacının 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı olarak asgari ücret ile çalıştığının ve tüm sigorta kollarında sigorta başlangıç tarihinin 15.08.1989 tarihi olarak tespiti yönünde direnme kararı verilmiştir.
İ.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli, 2022/(21)10-121 Esas ve 2022/904 Karar sayılı ilamı ile ” Somut olayda dava dışı … İç ve Dış Ticaret A.Ş. unvanlı işyerinden davacı adına 15.08.1989 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin düzenlendiği ve Kurum kayıtlarına intikal ettiği, dava dışı işveren tarafından 1989 yılı 2. dönem malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olmayanlar yönünden düzenlenen dönem bordrosunda davacı adına 10 günlük hizmet bildirildiği, davalı Kurum tarafından anılan tarihin tüm sigorta kollarına tabi sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; davacının, dava dışı işverene bağlı olarak yerine getirdiği faaliyetin “el halıcılığı dokuma işi” olduğunun anlaşılması karşısında uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 3/II-(D) bendine göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanların hakkında iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanacağından malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları kollarına tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu el halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başlanılan tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden talep edilen tarihin tüm sigorta kollarına tabi sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi hatalıdır.
Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır” gerekçesine dayalı olarak direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davacının çalışmasının kanun ve mevzuata uygun olduğunu, işin işverene ait atölye ve fabrika benzeri bir işyerinde, işverenin denetim ve gözetimi altında ve ona bağlı olarak yürütülmesi halinde yapılan işin hizmet akdi niteliğinde olduğunu ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacağını, uzun vadeli sigorta kollarına tabi hizmetin ise yöntemince kanıtlandığını, Mahkemece kabul edilen ve Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşen emsal davaların dikkate alınması gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu özet olarak beyan ederek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tarihinin ve bir günlük hizmetin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin II numaralı fıkrasına, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen (D) bendinde “El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler” düzenlemesine yer verilmiş, sonrasında 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 57 inci maddesiyle söz konusu bend ilga edilmiş olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından 09.07.1987 – 05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği belirgindir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…