Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1058 E. 2023/811 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1058
KARAR NO : 2023/811
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı alt yüklenici vekili dava dilekçesinde; …’nin yüklenicisi davalı Tasfiye Halinde … Grup
Yatırım Anonim Şirketi ile müvekkilinin 260 adet konutun sıhhi tesisat ve temiz su tesisatının yapımı konusunda 21/02/2013 tarihli sözleşme ile anlaştığını, müvekkilinin işin büyük bir kısmını yapmışken …’nin davalı yüklenici ile akdettiği sözleşmeyi feshettiğini ve yeni bir yüklenici ile sözleşme imzaladığını, yeni yüklenicinin müvekkilinin üstlendiği işi bir başka firmaya taşere ettiğini, müvekkilinin asıl işveren …’ye yapmış olduğu imalatın bedelini tam olarak tahsil edemediğini, tespit dosyası ile yapılan işlerin tek tek belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 115.000,00-TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; alt yüklenici davacının müvekkiline bildirilmediğini, davacı ile müvekkili arasında hukuki ilişki bulunmadığını, alt yüklenici çalıştırılmasına onay ve muvafakatlerinin olmadığını, davalı yüklenici ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini, işin dava dışı bir başka yükleniciye ihale edilerek yapımına devam edildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

2.Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu iş nedeni ile daha önce müvekkili tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak müvekkilinin davacıya borcunun olup olmadığının tespitinin gerektiğini, … tarafından müvekkilinin sözleşmesinin feshedildiğini, yapılan işlerin … tarafından tespit ettirilerek müvekkiline ödeme yapılmadığından müvekkilinin de davacıya ödeme yapamadığını, davanın …’ye yöneltilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan 30/06/2017 tarihli rapor ile davacı alt yüklenicinin davalı yükleniciden toplam 308.699,68-TL alacaklı olduğunun hesaplandığı, davalı tarafça geçerli bir ödeme belgesi ya da usulüne uygun düzenlenmiş defter kaydı ile tespit edilen alacağın davacıya ödendiğinin ispat edilemediği, davalı tarafça tutulan ödeme kaydının ise sadece kendisini bağlayacağı belirtilerek davalı Tasfiye Halinde … Grup Yatırım Anonim Şirketi’ye karşı açılan davanın kabulüne, alt yüklenici davacı ile iş sahibi … arasında akdi ilişki bulunmadığından, iş sahibinin alt yükleniciye karşı herhangi bir ödeme yükümlülüğü ve …’nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle …’ye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alt yüklenici vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı alt yüklenici vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; … yönünden davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, 115.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … yönünden ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alt yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı alt yüklenici vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; … yönünden davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, 115.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, sözleşme dışında haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme gibi birçok sebebin borç doğumuna neden olabileceğini ancak mahkemece bu hususların hiçbirinin değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme,kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır.

Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasında ki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def’i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınmasıdır.

Yargıtay HGK’nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (pasif husumet ehliyeti). (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312).

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı alt yüklenici ile davalılardan yüklenici Tasfiye Halinde … Grup Yatırım Anonim Şirketi arasında akdedilen 21/02/2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesi olup, işbu sözleşmeye diğer davalı iş sahibi …’nin taraf olmadığı ve sözleşmeden doğabilecek talepler sebebiyle de davacıya karşı herhangi bir sorumluluk üstlendiğine dair iddia ve dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının akdi ilişki sebebiyle muhatabı davalı yüklenici şirket iken, davalı yüklenici şirketin de aralarındaki eser sözleşmesi sebebiyle muhatabı diğer davalı … olup, somut uyuşmazlıkta davacı alt yüklenicinin davalı asıl iş sahibi …’den sözleşme dışı sebeplerle de talepte bulunmasını gerektirir herhangi bir iddia ve dosya kapsamında delil de mevcut olmadığı görülmekle, davanın … bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı alt yüklenici vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.