Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1341 E. 2023/1108 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1341
KARAR NO : 2023/1108
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mahk. Sıf)

Taraflar arasındaki menfi tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 16/10/2017 tarihli inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin iş yeri adresinin uzun zamandan beri kapalı olduğunu ve bunu bilen davalının sözleşmeden kaynaklı alacak iddiası ile Geyve İcra Müdürlüğünün 2018/8 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin yabancı uyruklu olan tek ortağının vefat etmesi nedeni ile tebligatlardan haberleri olmadığını ve takibin kesinleştiğini, sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığını, Geyve İcra Müdürlüğünün 2018/8 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, 6100 sayılı HMK’nın 128. maddesi gereği ileri sürülen maddi vakaları inkar etmiş sayılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden tarafa ait olup eldeki olayda davalı alacaklı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi iddia edilen zararın ispatına yönelik bir delil de ibraz edilmediği, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinin yapılacak olan inşaat için gerekli olan ruhsatın davalı alacaklı şirket tarafından alınacağı hüküm altına alınmasına rağmen Trabzon Büyükşehir Belediyesine yazılan müzekkereye verilen cevapta sözleşme konusu parsele ilişkin inşaat ruhsat belgesinin bulunmadığı belirtilmiş, bu haliyle sözleşmeden kaynaklı bu borcun davalı alacaklı tarafından yerine getirilmediği kanaatine varılarak ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklının iddia ettiği zararın ispat edilememesi nedeniyle, davacının ilgili icra takibi dosyasında borçlu olmadığı anlaşılarak, davalı tarafın ise kötü niyetinin davacı tarafça ispat edilememesi nedeniyle davanın kabulü ile davacının Geyve İcra Müdürlüğünün 2018/8 Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; Geyve İcra Müdürlüğünün 2018/8 E sayılı dosyasında alacaklı … İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. takip dayanağını “16.10.2017 tarihli sözleşmeye dayalı zararın tazmini” olarak göstererek müvekkil şirket hakkında başlattığı icra takibine süresi içerisinde itiraz edilememesi üzerine huzurdaki menfi tespit davası açılmış ve davalı alacaklının İİK 72 maddesi uyarınca % 20 oranında tazminata mahkum edilmesi talep edildiğini, yerel mahkeme davalı alacaklıya borçlu olmadıkları yönü ile davamızı kabul etmesine rağmen davalı tarafı %20 tazminata mahkum etmediğini, dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere davalı taraf açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, yerel mahkemenin davalı tarafı %20 oranında tazminata mahkum etmemesi yerinde olmadığını, davalı taraf ile müvekkil arasında 16.10.2017 tarihli sözleşme imzalandıktan yaklaşık 2,5 ay sonra davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan Hiba Khorchidin 27.12.2017 tarihinde vefat etmiş olup bu durumun farkında olan davalı taraf davacı şirketin yabancı uyruklu olan tek ortağının vefat etmesinden istifade ederek davacı şirketin Türkiye’deki mal varlığını ele geçirmek amacı ile dava konusu icra takibini başlattığını, dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere davalı şirket sözleşme gereği üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmemesine, huzurdaki davada alacağının dayanağına ilişkin hiçbir belge veya iddia ortaya atmamasına rağmen yerel mahkeme davalı tarafın kötü niyetinin ispat edilemediğinden bahisle tazminat talebimizi reddettiğini, davalı taraf ne icra takip dosyasına ne de huzurdaki dava dosyasına alacağının dayanağı konusunda hiçbir belge sunmamış, hiçbir iddia ortaya atmamıştır. Sırf bu durum dahi başlı başına davalı tarafın haksız ve kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacı şirket yetkilisinin mirasçıları davaya konu icra takibinden haberdar olmasalar idi davalı şirket hiçbir dayanağı olmayan alacağı için müvekkil şirketin Türkiye’deki mal varlığını icra marifeti ile sattırıp bedelini tahsil emiş olacağını, davalı tarafın alacağına ilişkin hiçbir iddia ortaya atmaksızın davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisinin yabancı uyruklu oluşu ve vefat etmesinden resmi mercileri aracı kılarak menfaat elde etmeye çalıştığı açık olduğunu, bu durum haksızlık ve kötü niyet için yeterli olup başkaca bir ispat vasıtasına gerek olmadığını, izah edilen nedenlerle Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2021 tarih 2020/493 E., 2021/347 K., sayılı ilamının kötü niyet tazminatı talebimizin reddi kararı yönüyle incelenerek davalı tarafı tazminata mahkum etmeyen yerel mahkeme kararının ortan kaldırılarak dairenizce yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile davalı tarafı İİK 72 maddesi uyarınca %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötüniyetli olması gerekli olduğunu, somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğu sabit olup davalı alacaklı sözleşme nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazminine ilişkin takibe girişmiş olduğunu, buna karşılık eldeki davada salt alacağını ispat edememiş olması nedeniyle davacının icra takibi yapmakta haksız olduğu anlaşılsa da, takipte kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddi kararının yerinde olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı bakımından bozularak, taleplerinin kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş sahibi tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri, 2004 sayılı İİK 72. maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür (İİK m. 72/3).

Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açarak bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK.)’nun 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz” hükmünü içermektedir.

Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335).

Başka bir ifadeyle; İİK’nun 72/5’nci maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı(borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.

Kötü niyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle, davaya konu takip dosyası dayanağının taraflar arasındaki 16/10/2017 tarihli sözleşme olduğu, davacının taraflar arasındaki yazılı bir belgeye dayanması itibarı ile kötüniyetli sayılamayacağı ve davalının kötüniyetli olduğuna yönelik davacı tarafça ispata elverişli bir delil sunulamadığı gözetildiğinde, davacının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine,

20/03/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.