Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/21775 E. 2023/51 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21775
KARAR NO : 2023/51
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1262 E., 2021/1475 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükme temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2021 tarihli ve 2019/546 Esas, 2021/102 Karar sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/1262 Esas, 2021/1475 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunun, 18.11.2021 tarih ve onama görüşünü içerir. Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi, Bölge adliye mahkemesi tarafından detaylı bir inceleme yapılmadığına, dosyaya sonradan gelen tanık O.İ.’nin beyanlarının diğer tanık beyanı ile çeliştiğine, yapılan yargılamada dosyada bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığa ait olmadığına, bu tutanakta sahtecilik yapılmış olabileceğine, terör örgütü tepe yönetimi ile olan irtibatlı bulunan sanık adına kayıtlı 5– — 60 80 numaralı hattın sanık tarafından kullanılmadığına, sanık tarafından kullanıldığı kabul edilse dahi HTS kayıtlarının tek başına delil kabul edilemeyeceğine, dernek üyeliğinin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna etkin pişmanlıktan yararlanan tanıkların ifadelerine itibar edilmemesi gerektiğine, Didim Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmadaki belgelerin sanık aleyhine delil olarak kullanılamayacağına, sanık hakkında Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılması yönünde hukuka aykırı karar verilmesine ve suçun manevi unsurunun gerçekleşmediğine ilişkindir.

2. Sanığın temyiz istemi, ByLock isimli programı kullanmadığına ve delil olarak kabul edilemeyeceğine, terör örgütü tepe yönetimi ile olan irtibatlı bulunan hatta dair HTS kayıtlarının delil kabul edilemeyeceğine ve bu konudaki taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğine, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu tespit edilen kurumlarda SGK kaydının bulunmasının suç teşkil etmeyeceğine, tanık beyanlarında yalnızca aleyhe olanların kabul edilip lehe olan beyanların esasa alınmadığına, banka hesap hareketlerinin rutin nitelikte olduğuna, Didim yapılanması ile ilgisi bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak karar verilmesine, tahliye edilmesine, dosyadaki delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine ve verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III.OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock hesabının bulunduğu, bu ByLock hesabından diğer örgüt mensuplarının moral ve motivasyonlarını yükseltici mesajlar attığı, örgüt içi evlilikleri gerçekleştirmek için mesajlaşmalar yaptığı, örgüt mensuplarının gizliliğini sağlamak için alması gereken önlemleri bu program aracılığıyla ilettiği, örgüt mensuplarının sahip olduğu örgütsel materyallerin güvenlik güçlerinin eline geçmemesi için öneriler içeren mesajlar attığı, örgüt üyelerinin kaldığı evlerle ilgili ihtiyaçlarla ilgilendiğinin ByLock mesaj içeriklerinden anlaşıldığı, sanık hakkında dinlenen tanık N.Y.’nin beyanlarından sanığın kendilerine ByLock programını yüklediğinin anlaşıldığı, tanık M.D.’nin beyanından sanığın kendisine Yamanlar Koleji gibi örgüt içinde kritik bir konumda bulunan yerde iş bulabilecek konumda olduğunun anlaşıldığı, yine tanık Ö. Ö’nün beyanlarından sanığın örgütün Kırgızistan ayağında ülke imamının hiyerarşisi altında yardımcı konumunda olduğunun anlaşıldığı, sanığın evinde yapılan aramada içinde birçok FETÖ terör örgütü iltisaklı dökümanın bulunduğu akıllı telefonun termisifon içinde saklı bulunduğu buradan hareketle evinin termisifonunda FETÖ iltisaklı dökümanların bulunduğu akıllı telefonun bulunması hususu da sanığın örgütsel görevini kamufle edebilmek için gizlililk önlemlerine ne derece de önem verdiğini gözler önüne serdiği, H.D. isimli şahsın evinden ele geçirilen ajandada haklarında FETÖ terör örgütü üyeliğinden işlem yapılan birçok kişi arasında … isminin geçtiği, bu hususun sanığa sorulması akabinde sanığın çocuklarının spor dersi alması nedeniyle isminin söz konusu ajandada yer aldığı yönünde tevilli ikrar şeklinde suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğu anlaşıldığından sanığın eylemlerinin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatları doğrultusunda silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik- organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyduğu, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin bulunduğu, silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla mahkumiyetine karar verilmiş, her ne kadar sanık örgüt üyelerine iş temini, evliliklerinde rol sahibi olma, yurt dışı kurumlarında örgüt yöneticilerinin yardımcılığı, örgüt elemanlarına kolluk kuvvetlerinin aramalarından korunması, örgüt elamanlarının gizliliği hususunda nasıl tedbir alacakları hususunda uyarı gönderme gibi görevler almış ise de üstlendiği görev, emir talimat verme yetkisi ile sorumluluk alanı itibariyle genele yayılmayan ve bağımsız hareket etme imkanı bulunmayan konumu karşısında örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün olmayıp sübuta eren eylemlerinin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu ve sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan üst sınıra yakın bir ceza ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge adliye mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunup bulunmadığına yer verilir.

IV.GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında suçun silahlı terör örgütüne üye olma yerine silahlı terör örgütü yöneticiliği olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

1.Sanık ve müdafiinin terör örgütü tepe yönetimi ile olan irtibatlı bulunan hattın sanık tarafından kullanılmadığına, sanık tarafından kullanıldığı kabul edilse dahi HTS kayıtlarının tek başına delil kabul edilemeyeceğine ilişkin temyiz taleplerinin, sanığın Bank … isimli bankadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna dair temyiz talebinin ve sanık müdafinin dernek üyeliğinin delil olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin temyiz talebinin değerlendirilmesinde; İlk derece mahkemesinin bu hususları gerekçesine esas almadığı görülmüştür.

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı, bu program üzerinden örgüt mensuplarının moral ve motivasyonlarını yükseltici mesajlar attığı, örgüt içi evlilikleri gerçekleştirmek için mesajlaşmalar yaptığı, örgüt mensuplarının sahip olduğu örgütsel materyallerin güvenlik güçlerinin eline geçmemesi için öneriler içeren mesajlar attığı, örgüt üyelerinin kaldığı evlerle ilgili ihtiyaçlarla ilgilendiğinin ByLock mesaj içeriklerinden anlaşılmıştır.

3. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt ile iltisaklı kurumlarda uzun yıllardır çalışarak, Kırgızistan ülkesinde örgüt adına etkili görevlerde bulunan, ByLock isimli program örgüt mensuplarına yükleyerek gizlilik çerçevesinde iletişim kurmalarına yardımcı olan, H.D. isimli şahsın evinden ele geçirilen ajandada haklarında FETÖ terör örgütü üyeliğinden işlem yapılan birçok kişi arasında adı bulunan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve sanığın örgüt üyelerine iş temini, evliliklerinde rol sahibi olma, yurt dışı kurumlarında örgüt yöneticilerinin yardımcılığı, örgüt elemanlarına kolluk kuvvetlerinin aramalarından korunması, örgüt elemanlarının gizliliği hususunda nasıl tedbir alacakları hususunda uyarı gönderme gibi görevler alması sebebiyle üst sınıra yakın bir ceza ile cezalandırılmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş olmakla; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuna bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenleri yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/1262 Esas, 2021/1475 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.01.2023 tarihinde karar verildi.