Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18980 E. 2022/15536 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18980
KARAR NO : 2022/15536
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 05.10.2020 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda, dosyadan el çekilmesine dair verilen karara davacı vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle davanın kabulüne dair verilen 21.05.2021 tarih ve 2021/İHK-11823 sayılı kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 03.08.2018 tarihinde davacının yolcu konumunda olduğu araçla, davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının %4 oranında maluliyeti ve 12 ay geçici iş göremezliği oluştuğunu, davalıya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, karşı aracın kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL sürekli ve 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 15.02.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 20.082,90 TL geçici ve 160.821,10 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 180.904,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, geçici iş göremezlik talebinin teminat dışı olduğunu, maluliyet konusunda tek yetkili kurum olan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; dosya kapsamındaki kusur değerlendirmeleri arasında çelişkinin giderilmesi için ceza davasının beklenilmesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/16. maddesi gereği mümkün olmadığından, dosyadan el çekilmesine ve davacının yetkili ve görevli mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili itiraz yoluna başvurmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; dosya kapsamında alınan 03.02.2021 tarihli ek kusur raporunda davacının yolcu olduğu aracın kusursuz ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu, itiraz aşamasında alınan hesap raporunda toplam 209.268,78 TL tazminat hesabı yapıldığı, ancak davacının talebiyle bağlı kalınarak ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulduğu gerekçesiyle; davacının itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak davanın kabulü ile 180.904,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle kaza tespit tutanağı ve oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.01.2021 tarihli rapordaki kusur tespitinin benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, her ne kadar Dairemiz içtihat değişikliği nedeniyle TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak hesap yapılması gerekir ise de, PMF tablosu bakiye ömür süresi yönünden daha kısa ömür süresi belirlediğinden davalı lehine olması ve aleyhe bozma yasağı gereği bozma sebebi yapılmamasına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı gereği yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve 1.8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden uygulanmasının mümkün olmamasına, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan hesap raporunda PMF tablosu ve progresif rant esasına göre hazırlanan 28.01.2020 tarihli hesap raporuna davacının hesap yöntemi açısından itiraz etmemesine ve talebini bu rapora göre ıslah etmesine, askerlik süresinin düşülmesine yönelik itirazın yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamaya hâkim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi ile düzenlenmiş olup, hâkim (hakem) tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Davacı vekili dava dilekçesinde, kaza nedeniyle müvekkilinin Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.07.2020 tarihli rapora göre %4 oranında maluliyeti bulunduğunu belirterek, bu maluliyet oranına göre karar verilmesini talep etmiştir. Anılan bu raporun tanziminde kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında Yönetmelik hükümleri kullanılmıştır. Tahkim yargılaması sırasında Uyuşmazlık Hakem Heyetince kaza tarihinde yürürlükte olmayan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca aldırıldığı anlaşılan Çukurova Üniversitesi tarafından düzenlenen 05.01.2021 tarihli raporda davacının maluliyet oranı %10.3 olarak belirlenmiştir.
Davacı taraf, aldıkları raporla maluliyet oranının %4 olarak tespit edildiğini belirterek ve maluliyet oranı konusunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan tazminat istemiyle dava açmış olup, anılan maluliyet oranını açıkça kabul edip talebini sınırlamıştır. Diğer yandan dava belirsiz alacak davası olarak da açılmamış olup, davacının maluliyet oranı bakımından talebini (%4 oranı ile) sınırladığı da dikkate alındığında, İtiraz Hakem Heyetince tahkim yargılaması sırasında aldırılan ve hatalı yönetmelik esas alınarak düzenlenen rapordaki %10.3 maluliyet oranı üzerinden hesaplamanın yapıldığı 11.05.2021 tarihli aktüer raporu esas alınarak karar verilmesi, HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyetince davacının %4 maluliyet oranıyla kendisini bağladığı dikkate alınarak, sürekli maluliyet zararının %4 maluliyet oranı üzerinden (karar sadece davalı vekilince temyiz edildiğinden, önceki karara ve davacının ıslah talebine esas alınan 15.02.2021 tarihli aktüer rapordaki diğer veriler aynı kalmak ve işlemiş/işleyecek devre hesabında 2021 yılının esas alınması suretiyle) hesap yapılması için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ve talepten fazlasına hükmedilemeyeceği kuralı da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının talebi aşılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3) Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK’nın 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup, yaralanıp geçici iş göremediğinden bahisle de maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı 03.08.2018 olan kaza tarihinde 17 yaşında olup, esas alınan raporla davacı küçüğün iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin 12 ay olduğu tespit edilmiştir. Karara esas alınan raporda bilirkişi tarafından 12 ay için geçici iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmış, İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu esas alınarak davacı küçük bakımından geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir. Davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı, dolayısıyla bu müddet boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından, geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı açıktır. İtiraz Hakem Heyetince geçici iş göremezlik tazminatını da kapsar şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.11.2022 tarihinde Üye …’nin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Sürekli veya geçici güç kaybı, kazanç kavramından ayrı, güç kaybı kuramı içerisinde değerlendirilmesi gereken bir zarar türüdür. Geçici güç kaybına uğrayan kişi, çalışmayan ve kazanç elde etmeyen birisi olsa dahi, geçici iş göremezlik süresince günlük yaşamını sürdürürken, daha fazla güç (efor) sarf edeceği için, geçici güç kaybı tazminatı isteme hakkına sahiptir. Somut olayda zarar gören davacı olay tarihinde 18 yaşından küçük olup, gelir getiren bir işte çalıştığı da ispat edilemediğinden tedavi müddeti boyunca geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı bu nedenle talebin reddi gerektiğine ilişkin verilen bozma kararının 3 nolu bendine katılamıyorum.