Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1750 E. 2023/1645 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1750
KARAR NO : 2023/1645
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3054 E., 2022/3793 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.11.2021
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/454 E., 2022/429 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esasten reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardan beri geçimini tarım işi ile sağladığını, kendine miras kalan, ailesine ait taşınmazlar ve kiraladığı diğer taşınmazlarda, tütün, kekik, arpa, buğday ve diğer ürünleri ekerek, büyük baş ve küçük baş hayvan yetiştirip satarak kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunduğu, hayatını çiftçilikle idame ettirdiği, hiç iş akdi ile çalışmadığı ve esnaflık faaliyetinde bulunmadığı, davacının üretip sattığı tütün bedelleri üzerinden davalı kurum tarafından Bağ-Kur prim tevkifatı kesintisi yapıldığı, 1994 yılında ürettiği tütünden 31.03.1995 tarihinde, 1995 yılı ürününden 21.03.1996 tarihinde, 1996 yılı ürününden 09.05.1997 tarihinde prim tevkifatı yapıldığı, 1997, 1998, 1999, 2000 yıllarında da tütün üretip Tekel’e ve tüccara sattığı ekteki belgeyle sabit olduğu, en son 2001 yılında ürettiği tütünden ise 02.05.2002 tarihinde Bağ-Kur prim tevkifatı yapıldığı, yani prim tevkifat belgesiyle bile davacının 1994 yılından 2002 yılına kadar aralıksız ve kesintisiz tarım işi ile uğraştığının açık olduğu, davacının 29.09.2021 tarih 32209698 sayılı evrakıyla, 7326 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması H. Kanun” hükümleri kapsamında davalı kuruma başvuru yaparak, tütün üretip sattığının belgeyle sabit olduğu 1995 ile 2002 yılları arasındaki sürelerin 2926 sayılı Kanun ile geriye dönük tescilini ve çıkacak primlerin 7326 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılması için başvuruda bulunduğu, ancak davalı kurumun, davacının talebini kısmen kabul ettiği, büyük bir kısmı için işlem tesis etmediği, davacının 31.03.1995 tarihindeki ilk prim tevkifat tarihini takip eden ay başı olan 01.04.1995 ile son prim tevkifat tarihi olan 02.05.2002 yılı sonu olan 31.12.2002 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiği, ancak davalı kurumun bu sürelerden sadece 30.06.1995-31.12.1997 tarihleri arasındaki süreyi sigortalı saydığı, kalan diğer süreler yönündense bir işlem yapmadığı, davacının küçüklüğünden itibaren tarımla uğraştığı, evlendikten sonra geçimini tarımdan sağladığı, tarımsal faaliyetinin hiç kesintiye uğramadığı, bunun yanında davacının davalı kuruma başvurusunda yürürlükte bulunan ve talepte de bulunulduğu halde işlem yapılmayan 7326 sayılı Kanun uyarınca öngörülen faiz indirimi, yeniden yapılandırma, taksitle ödeme kolaylığı ve davacı lehine öngörülen diğer tüm lehe haklardan davacının yararlandırılmasının sağlanmasını, davacının davalı kuruma yaptığı başvurusunda kabul edilen süreler dışında kalan ve tütün ürünü sattığı sabit olan 01.04.1995 ile 31.12.2002 tarihleri arasındaki sürede 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu tarım sigortalısı olduğunun tespit ve tesciline, davacının 7326 sayılı Kanun’dan faydalandırılmak suretiyle çıkacak olan yeni primlerinin tahsilinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK cevap dilekçesinde; davacının 2926 sayılı Kanun’un uygulama tebliğinde değişiklik yapılmasına dair 7 nolu tebliğ uyarınca kuruma müracaatta bulunduğu ve davacının kendisinden yapılan prim kesintileri dikkate alınmak suretiyle sigortalılık tescilinin sağlandığı, Denizli Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğünün 22.09.2021 tarihli listesinde 1997-1998-1999-2000 yıllarında tevkifat kesintilerinden Bağ-Kur kesintisi yapılmadığının görüldüğü, bu yıllarda davacıdan Bağ-Kur prim kesintisi yapılmadığından davanın reddine karar verilmesini, davacının ziraat odası veya kooperatif kaydı bulunmadığı, Yargıtayın benimsediği yerleşik görüşe göre davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için davacının ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliğinin bulunması gerektiği, davacının anılan kuruluş kayıtları olmadığından davanın reddine karar verilmesini, davacı vekili müvekkilinin 7326 sayılı Kanun’daki lehe hükümlerden yararlanma hakkının saklı tutulmasını talep etmiş ise de 7326 sayılı Kanun’dan yararlanmak için borcun 30.04.2021 tarihinden önce tahakkuk etmesi gerektiği, davacının bu tarihlerde sigortalılık süresinden kaynaklanan prim borcu bulunmadığından talebin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 2007/44 nolu genelgenin I-Prim tevkifatı nedeniyle sigortalılığın başlangıcı başlıklı ikinci maddesinde “sigortalılıkları bu şekilde başlatılan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin devam etmesi koşuluyla sigortalılıkları devam ettirilir. Tarımsal faaliyetin tespitinde ziraat odası kayıtları esas alınır. Ziraat odası kaydı olmaması halinde, tevkifata esas ürüne ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarını, kooperatif veya birliklerin, kayıtları esas alınır.” denilmekte olup davacının tescili yapılan sürelerde aranılan kuruluş kayıtları bulunmadığından kurumca yapılan işlemin genelgeye uygun olduğu, 2926 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde kuruma yüklenen re’sen tescil yükümlülüğün yerine getirilmesinde valilik, kaymakamlık, özel idare vb. kuruluşların kayıtlarının esas alınacağı, ancak uygulamada bu sayılan kuruluşların hiçbirinde sigortalılığın başlangıcına, devamına ve sona ermesine ilişkin derli toplu bir bilgi bulunamadığı, sağlıklı bir bilgi akımı sağlanamadığı için ve kurumun bu sayılanların dışında re’sen tescil yapabilecek başka imkanları bulunmadığı, bu şekilde sigortalı kabul edilenlerin dava açarak geriye dönük tescil yaptıracağı, prim borçlarını bir kalemde ödeyecekleri ve sosyal güvenliğe toplu olarak ödedikleri prim dışında hiçbir katkıda bulunmadan ertesi gün yaşlılık aylığı alacak olup bunların üstüne kurumun bir de bunlara dava masrafı ve vekalet ücreti ödeyeceği, özetle kurum tarafından yapılan işlemin usulüne ve kanuna uygun olup davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1994 yılında tütün üretmeye başladığı, 1994 yılında ürettiği tütünlerin satışına istinaden ilk olarak 17.03.1995 tarihinde tevkifat yapılmaya başlandığı, kurum tarafından bu dönemlere ilişkin 01.05.1995-31.12.1997 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespit ve tescil edildiği, ancak davacının düzenli olarak tarımsal faaliyet göstermesi ve 2002 yılına kadar tütün satışına devam etmesi nedeniyle tevkifat yapılmasa bile tütün satışının sigortalılığın tespitine yeterli olduğuna ve tevkifat tarihini izleyen ay başından itibaren sigortalılığın başlayacağına dair yukarıda açıklanan Yargıtay içtihatından hareketle davacının 01.04.1995-30.04.1995 ile 01.01.1998-31.12.2002 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi ve kabul edilen sürelere ilişkin olarak tahakkuk ettirilecek prim borçlarının davacının kuruma başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasına hakkının saklı tutulması gerektiği kanaatine varıldığı belirtilerek, ” Davanın kabulü ile davacı …’in 01.04.1995-30.04.1995 ile 01.01.1998-31.12.2002 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının tespitine karar verilen sigortalılık süreleri yönünden 7326 sayılı Kanundaki lehe hükümlerden faydalanma hakkının saklı tutulmasına,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Denizli 4. İş Mahkemesi 2021/454 Esas 2022/429 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı …’in 01.04.1995-31.12.2002 tarihleri arasındaki kurum tarafından kabul edilmeyen Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespit ve tescili ile bu süreler yönünden tahakkuk ettirilecek prim borcu yönünden 7326 sayılı Kanun hükümlerinden faydalanma hakkının saklı tutulması taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 inci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2.,3.,6.,9. ve 10. maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.