YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/30893
KARAR NO : 2023/242
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
T U T U K L U
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/431 E., 2022/816 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2021/406 Esas, 2021/573 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. Maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3. madde yollamasıyla 5/1 maddesi uyarınca 6 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/431 Esas, 2022/816 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun kasten işlendiğine dair somut delil bulunmamasına, ByLock programının sanık tarafından kullanılmadığına, ByLock programına ilişkin dosyaya giren delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine, yazışma içeriklerinin örgütsel bağlantısının tartışılması gerektiğine, sanığın çalışma kaydının örgütsel nitelikte olmadığına, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması hususunun değerlendirilmesi gerektiğine, tanıkların talimat yoluyla dinlenilmesinin savunma hakkının zedelediğine, sanığın Bank … isimli bankada hesabı bulunmasının örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine, sanık hakkında asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş olmasının isabetsiz olmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
ByLock kullandığı tespit edilen 0(531) xxx xx 79 numaralı GSM hattı ile ByLock uygulamasına ait … ve … numaralı İP adreslerine 27/08/2015-18/02/2016 tarihleri arasında 15.582 kez bağlantı kurulduğunun tespit edildiği, sanığın İD numarasının …, kullanıcı adının “…” ve şifresinin “….” olduğu, Adının “…” olduğu, yazışma/mail durumunun aktif/aktif olduğu, giriş sayısı hanesinin karşısında (-) ibaresinin yer aldığı, log sayısının 281 olduğu, alınan mesaj sayısının 171, log sayısının 241 olduğu, gönderilen mesaj sayısının 155, log sayısının 397 olduğu, gönderilen mail sayısının 244, log sayısının 212 olduğu, alınan mail sayısının 470, log sayısının 542 olduğu, okunan mail sayısı hanesinin karşısında (-) ibaresinin yer aldığı, log sayısının 674 olduğu, silinen mail sayısı hanesinin karşısında (-) ibaresinin yer aldığı, log sayısının 98 olduğu, toplam mail sayısının 2856, toplam gönderilen mail sayısının 573, toplam alınan mail sayısının 2487 olduğu, katıldığı grup sayısının 1 olduğu, gelen arama sayısının 6, giden arama sayısının 7 olduğu, alınan ve gönderilen dosya sayılarının 0 olduğu, diğer ByLock kullanıcılarının sanığı ByLock hesaplarına “…, nesibe” şeklinde ekledikleri anlaşılmıştır.
Sanık ısrarlı bir şekilde söz konusu programı kullanmadığını savunmuş ise de, savunmasını destekleyen bir argüman sunmadığı, ByLock tespit edilen telefon numarasını bizzat kullandığına yönelik kimlik tespiti sırasındaki beyanı da nazara alındığında program tespitine dair İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yazılarını hukuken geçersiz kılacak bir durum bulunmadığı, ortada istihbari bir verinin değil bizzat sanık tarafından yapılan iletişimin bulunduğu diğer bir anlatımla sanığın ByLock kullanıcı adının ismini çağrıştıracak şekilde “…”, şifresinin eşinin adından oluşacak şekilde “….”, adının kendi adından oluşacak şekilde “…” olarak belirlenmiş olması ve yine diğer ByLock kullanıcılarının sanığı kendi ad ve soyadı ile olacak şekilde “…”, “…” olarak kaydetmiş olmaları dikkate alındığında, kullanıma ilişkin tespitin somut veri niteliğinde olduğu anlaşılmış olup, sanığın örgüt içi gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı kanaatine varılmıştır. Sanık ile aynı düzeyde bulunabilecek sıradan bir vatandaştan iletişim için doğrudan telefon hattını ya da yaygın olan diğer mobil uygulamaları kullanması beklenirken, sanığın ByLock uygulamasını kurup kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve örgütsel içerikli yazışmaların bulunduğu da dikkate alındığında artık bu programı kullanmasının örgüt üyeliği için somut bir delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi tarafından tanzim edilen 26/08/2021 tarihli rapor ile; sanığın 21/04/2011 tarihinde … müşteri numaralı hesabı açtığı ve katılım hesabının bulunduğu,
Katılım hesapları incelendiğinde;
-10/01/2014 tarihinde 200 TL (kapatma;22/11/2014),
-24/07/2014 tarihinde 4.050 TL (kapatma; 11/03/2015),
-05/09/2014 tarihinde 6.000 TL (kapatma; 29/01/2015),
-23/01/2015 tarihinde 6.776 TL (kapatma; 23/06/2015),
-16/02/2015 tarihinde 5.079 TL (kapatma; 09/07/2016),
-11/03/2015 tarihinde 2.000 TL (kapatma; 23/06/2015),
-26/06/2015 tarihinde 10.565 TL(kapatma; 09/05/2016) tutarlarında katılım hesapları açtığı,
Bakiye bilgileri incelendiğinde;
-2013/Ocak bakiyesinin 0 TL,
-2013/Şubat bakiyesinin 819 TL,
-2013/Nisan bakiyesinin 0 TL,
-2013/Aralık bakiyesinin 0 TL,
-2014/Ocak bakiyesinin 6.612 TL,
-2014/Temmuz bakiyesinin 10.458 TL,
-2014/Eylül bakiyesinin 32.578 TL,
-2014/Aralık bakiyesinin 14.492 TL,
-2015/Ocak bakiyesinin 8.868 TL,
-2015/Şubat bakiyesinin 13.474 TL,
-2015/mayıs bakiyesinin 14.094 TL,
-2015/Aralık bakiyesinin 13.074 TL,
-2016/Ocak bakiyesinin 13.130 TL,
-2016/Nisan bakiyesinin 12.771 TL,
-2016/Haziran bakiyesinin 721 TL,
-2016/Temmuz bakiyesinin 0 TL olduğunun bildirildiği,
Örgüte ait şirketlerden maaş ödemelerinin bulunduğu,
… Medya abonelik ödemelerinin bulunduğu,
Sanığın … ile %50 hissedar olduğu bir ortak hesabının bulunduğu, sadece 18.07.2014-01.07.2015 tarihleri arasında kasa kiralamasının olduğu, başka bir hesap hareketinin bulunmadığı, sonuç olarak özetle; sanığın Bank … hesap bakiyesini arttırma ve bankaya gelir kazandırma gayreti içerisinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Sanığın kamuoyunda Bank …’nın kurtarılması amacıyla … çağrısı olarak bilinen çağrısından sonra yukarıda anılan tarihlerde Bank …’ya para yatırarak katılım hesabı açmasının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri …’in talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bir para yatırma eylemi olduğu mahkememizce sabit kabul edilmiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt üyeliğini gösterir aleyhe bir delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır.
… SGK İl Müdürlüğünün 03.08.2021 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan; … Özel Eğitim A.Ş.’de 2011-2014 yılları arasında, … Özel Eğitim A.Ş.’de 2014-2015 yılları arasında, … Özel Eğitim A.Ş.’de 2015-2016 yılları arasında çalışma kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında özetle; 2008 yılında üniversiteden mezun olduğunu, 2011-2014 yılları arasında örgüte ait …’teki yurtta belletmen, sonra yurt müdür olarak çalıştığını, 2014-2015 yılları arasında Ödemiş’teki başka örgüte ait bir yurdun müdürü olarak çalıştığını, 2015-2016 yılları arasında Tire’de örgüte ait yurtta bu kez belletmen olarak çalıştığını beyan etmiştir.
Sanığın örgüt bağlantılı bu şirketlerdeki çalışma geçmişi suçun sübutu yönünden başka bir delil olarak dikkate alınmıştır.
Dosya Kapsamından; sanık hakkında 20.06.2018 tarihinde yakalama emri çıkarıldığı ancak 01.07.2021 tarihinde gaybubet evleri operasyonunda yakalanabildiğinin bildirildiği anlaşılmış, sanığın 3 yıldan fazla bir süre firari olarak gezmesi ve ancak gaybubet evleri operasyonunda yakalanabilmiş olması suçun sübutu yönünden başka bir delil olarak dikkate alınmıştır.
Tanık . A. ifadesinde özetle; kendisinin kaldığı … yurdunun resmiyette müdürünün sanık olduğunu ama fiili olarak . A.’nın yurt müdürlüğü yaptığını, sanığın daha çok dışarıdaki konularda aktif olduğnu, sanığın yurda bazen uğradığını ve işleri kontrol ettiğini, ByLock’unda sanığın da ekli olduğunu ve ID numarasının … olduğunu soruşturma aşamasında avukatı huzurunda ifade etmiş, talimat mahkemesindeki alınan ifadesinde soruşturma aşamasındaki ifadesinden döndüğü ve sanığı tanımadığını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Tanık … T. ifadesinde özetle; ByLock’unda ekli …’nın evlerinin aşağısındaki yurdun müdürü olduğunu, ByLock’u kendisinin telefonuna . A.’nın yüklediğini soruşturma aşamasında ifade etmiş, talimat mahkemesinde alınan ifadesinde soruşturma aşamasındaki ifadesini aynen tekrar ettiği görülmüştür.
. K.’nın soruşturma aşamasındaki ifadesinde özetle; telefonda görüştüğü … adına kayıtlı olan telefonu … değil eşi …’nın kullandığını ve kendisinin görüştüğü kişinin … olduğunu ifade etmiştir.
Tanık . Ö. soruşturma aşamasındaki ifadesinde özetle; sanığın kendilerinin sohbetlerine gelmeye başladığını, sonradan sanığın örgüt içinde çok aktif olduğunu ve bazı gruplara sohbet verdiğini öğrendiğini soruşturma aşamasında ifade etmiş, tüm aramalara rağmen bulunamaması sebebiyle yargılamanın da uzamaması amacıyla CMK’nun 211. maddesi uyarınca dinlenmesinden vazgeçilmiş ve soruşturma aşamasındaki ifadesinin okunulmasıyla yetinilmiştir.
Tanıkların beyanlarından sanığın örgüt yurdunda müdürlük yaptığı, ByLock kullandığı, aktif bir üye olduğu ve sohbet hocalığı yaptığı anlaşılmış olup bu beyanlar ayrı ayrı suçun sübutu yönünden delil olarak dikkate alınmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri …’in çağrısından sonra Bank …’ya para yatırarak terör örgütüne finansal destek sağlamaya çalışması, bu terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından örgütsel amaçlarla kullanılmış olması, örgüte müzahir kurumlarda çalışma kaydının bulunmuş olması, tanık beyanlarına göre sanığın örgüt yurdunda müdürlük yapan, ByLock kullanan, örgüt içerisinde aktif olan ve sohbet hocalığı yapan bir şahıs olduğunun anlaşılmış olması, 3 yıldan fazla bir süreyle firari olarak gezdikten sonra ancak gaybubet evlerinde yakalanabilmiş olması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında yerel mahkeme tarafından itibar edilmemiştir.
Sanığın örgüt içerisinde yurt müdürü olarak görev yapması, yine örgüt içerisinde sohbet hocası/ablası olması ve örgüt içi tayine tabi olması, güttüğü amaç ve saik, örgüt içerisindeki konumu, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ve müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla ilk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgüt içerisinde yurt müdürü olarak görev yapan, yine örgüt içerisinde sohbet hocası/ablası olması ve örgüt içi tayine tabi olan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran suç örgütünün bir kısım mensuplarınca kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla sanık tarafından kullanıldığının bilirkişi raporu, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve tanık beyanı ile her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir biçimde ortaya konulan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock programını indirdiğini ikrar eden, tespit değerlendirme tutanağı ve tanık beyanı ile bu programı kullandığı belirlenen, Bank … isimli bankaya örgüt liderinin talimatı üzerine para yatıran ve tanık beyanlarına göre örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
f) Sanığın örgüt içindeki konumu ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması hakkaniyete uygundur.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/431 Esas, 2022/816 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.