Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15581 E. 2023/47 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15581
KARAR NO : 2023/47
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/704 E., 2018/602 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2018 tarihli ve 2017/374 Esas, 2018/219 sayılı kararı
ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/704 Esas, 2018/602 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca eleştirilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, gizli tanığın beyanlarının hükme esas alınmadığı, sanığın hesap hareketlerinin mutad nitelikte olması sebebiyle hükme esas alınamayacağı, ByLock’un suçun unsuru olarak nitelendirilemeyeceği, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanığın silahlı terör örgütünün amacını bilmediği ve suç işleme kastı bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri …’in çağrısından sonra Bank …’ya para yatırarak terör örgütüne finansal destek sağlamaya çalışması, bu terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından kullanılmış olması, tanık beyanlarına göre sanığın … ilçesinde FETÖ/PDY yapılanması içerisinde mütevelli heyeti üyesi olması, 17-25 Aralık sürecinden sonra da sohbet toplantılarına katılmaya devam etmesi ve içinde bulunduğu sohbet grubunun kasalığını yapması, sanığın FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan … Genç İşadamları Derneği’ne üye olması, sanığın oğlu olan . Ö.’nün FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan Özel … Koleji’ne, … Ö.’nün ise yine FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle kapatılan … Dershanesi’ne ve sonrasında yine KHK ile kapatılan … Üniversitesi’ne göndermiş olması, sanığın FETÖ/PDY’nin yayın organlarından olan Zaman Gazetesi’ne abone olması hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkemede bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmediği,

Sanığın, örgüt içi haberleşme programı olmasına rağmen her örgüt üyesinin telefonuna kurulmayan ByLock programını kurmuş ve kullanmış olması, örgütün ancak sadakatinden … olduğu üyelere ByLock isimli programı kurduğunun tespit edilmesi, sanığın tanıkların beyanlarına göre örgüt içinde aktif bir üye ve örgüt içerisinde dört esnaf sohbet grubunun kasalığını yapıyor olması sebebiyle örgüt içerisindeki yeri ve konumu, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu göz önüne alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varıldığı,
Sanığın son celsede ByLock programını kullandığını, önceki celselerde çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı okullara, dershaneye ve üniversiteye gönderdiğini, örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesi’ne abone olduğunu ikrar ederek yargılamaya katkıda bulunması, sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri ve sabıkasız geçmişi lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek sanığın cezasından TCK’nın 62 inci maddesinde düzenlenen takdiri indirimin sanık hakkında uygulanması gerektiği vicdani kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/704 Esas, 2018/602 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/3729 Esas – 2018/3393 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanığın çocuğunu örgütle iltisaklı olduğu için kapatılan okul ve dershaneye göndermiş olmasının örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği ve gerekçeli kararda yan delil olarak bu husus değerlendirilmiş ise de, mahkemenin hükme esas kabul ettiği diğer mevcut deliller itibari ile sonuca etkili olmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinildiği,
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasının doğru ve isabetli olduğu zira TCK’nın 221 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için sanığın örgütsel faaliyet ve eylemlerini suçun işlenmesinden sonra kabul ederek örgütün faaliyetlerinin tespiti ve örgüt üyelerinin belirlenmesi amacıyla örgütteki konumuna göre bilmekte olduğu hususları etkin pişmanlık olgusunu gösterecek davranışlar içerisinde açıklamış olması, açıkladığı hususların da hükmün kesinleşmesi anına kadar dönmemesi gerektiği, sanığın örgütsel faaliyet ve eylemlerini bir kısmını kabul edip, bir kısmını gizlediği, sanığın örgüt içerisinde konumu ve etkinliği gözetildiğinde faydalı ve samimi beyanlarda bulunmadığı dosya kapsamında görüldüğünden İlk derece mahkemesinde sadece ByLock kullandığını ikrar eden, ancak örgütteki diğer faaliyet ve eylemlerini kabul etmeyen ByLock’u kimin vasıtası ile indirdiği ve kullandığını açıklamayan sanık hakkında TCK’nın 221 inci maddesinin uygulanmamış olmasının doğru ve isabetli uygulama olduğu,

İstinaf aşamasında gelen export inceleme dijital raporun mahkemenin hükme esas aldığı sanık ikrarı, itirafçı, şüpheli ve tanık anlatımları kapsamıyla sonuca etkili olmadığı belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1-)Dosya içeriğinde yapılan incelemede, gizli tanık …’in, sanığın örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından önce örgüt sohbetlerine katıldığını, bu tarihten sonra ise örgütü eleştirmeye başladığını ifade ettiği, buna karşılık yine dosya içerisinde beyanları bulunan … B.’nin hazırlık aşamasında alınan beyanında, sanığın 2013 yılından sonra mütevelli heyetinde bulunduğunu, farklı miktarlarda himmet parası verdiğini, 2016 yılı ramazan ayında teravih namazından sonra son kez toplandıklarını, talimat mahkemesinde okunan hazırlık beyanlarının doğru olduğunu, tanık … E.’nin, 2013 yılında örgütten ayrıldığında sanığın halen örgüt mensubu olduğunu, tanık . A.’nın, 2014 yılında katıldığı mütevelli toplantısında sanığın da bulunduğunu, tanık . Ç.’nin, sanık ile örgütün operasyonel eylemlerinden öncesinde 4-5 yıl kadar aynı sohbet ve mütevelli grubunda bulunduklarını, örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından sonra ise toplantıların seyrekleştiğini, bu süreçten sonra da sanığı sohbetlerde gördüğünü, örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından sonra örgütten ayrılmaya çalıştıklarını ancak olayların normale döneceğine inanarak örgütten ayrılamadıklarını ifade ettikleri göz önüne alındığında birbirini doğrular nitelikte tanık beyanlarından sanığın sohbet ve mütevelli toplantılarına katıldığı, ayrıca ByLock programını da bu tarihten sonra kullandığı, örgütün operasyonel eylemlerinden sonra sanığın örgütle organik ilişkisini sürdürdüğü

2-)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,

3-)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık adına kayıtlı bulunan 0 (555) (…) (..) (..) numaralı hat üzerinden 14.01.2014 tarihinden başlayarak ByLock kullandığının tespit edildiği, ByLock tespit edilen GSM numarası üzerinden ByLock serverlarına 847 kez erişim sağlandığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na yazılan müzekkereye verilen cevapta ByLock yazışma içeriklerinin bulunmadığının bildirildiği, 17.04.2018 tarihli celsede sanığın örgüt üyelerinin bu programı indirmelerini söylediklerini ve bunun üzerine bu programı indirerek kullandığını beyan ettiği, sanığın bu programı örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı,

4-)Sanığın önceki aşamalarda ByLock kullanmadığını belirtmesine rağmen 17.04.2018 tarihli celsede ByLock kullanımına ilişkin ikrar mahiyetinde beyanda bulunduğu, dosya içerisinde bulunan ve birbirlerini doğrular nitelikteki tanık beyanlarını, kendilerini kurtarmaya yönelik beyanlar olarak nitelendirerek inkar ettiği, örgütsel konumuna uygun olarak herhangi bir bilgi vermediği de gözetildiğinde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olduğu,

5-) Temel cezanın belirlenmesine ilişkin İlk derece mahkemesi gerekçesinin ve kabulünün yerinde olduğu, dosya kapsamındaki diğer delillerin suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanıkla ilgili ByLock tespit ve değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesinin sonuca etkili görülmediği, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/704 Esas, 2018/602 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.