Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8180 E. 2023/826 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8180
KARAR NO : 2023/826
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Mağdur vekilinin temyiz isteği yönünden; mağdur ve vekilinin, 16.12.2015 tarihli duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadıklarını beyan ettikleri, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmaması nedeniyle hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.08.2015 tarihli ve 2015/16479 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/784 Esas, 2016/505 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 143/1, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; olayın gündüz saatlerinde gerçekleşmiş olmasına rağmen TCK’nın 143. maddesi uyarınca gece hükümleri nedeniyle artırım yapılmasına, mağdurun tüm eşyasının iade edilmesine rağmen TCK’nın 168. maddesinin uygulanmamasına, mağdurun parasını sonradan bulduğu beyanına rağmen sanığın üzerinden çıkan paranın mağdura ait olduğu ve çaldığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdura ait telefonu sanığın çantasına … isimli şahsın koymuş olabileceğine yönelik savunmaya rağmen …’ın adresinin tespit edilmediğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, sanığın … mevkiine çıkan yol üzerinde alkol aldığı, mağdurun da yanında bir arkadaşı ile birlikte araçlarıyla sanık ve arkadaşlarının bulunduğu yere gelip bir süre birlikte alkol aldıkları, daha sonra mağdur ve arkadaşının buradan ayrıldığı, akabinde mağdurun tekrar aynı mevkiye dönüp bu sefer aracının içinde tek başına alkol aldığı, bir süre sonra alkolün etkisi ile araç içinde sızdığı, aracın cam ve kapılarının açık olduğu, ilerleyen saatlerde sanığın, mağdurun arabasının bulunduğu yerden geçtiği sırada mağdurun sızmış olduğunu görerek aracın kilitli olmayan kapısını açıp mağdurun cebinde bulunan 6.800,00 TL parayı, mağdura ait araç vites kolunun yanındaki bir adet telefonu ve arka koltukta bulunan 102 ekran TV’yi aldığı, ihbar üzerine polisin olay mahalline intikal ettiği, çevrede yapılan araştırmada mağdurun aracının park halinde bulunduğu yerin yaklaşık 200 metre üst tarafında bir ağaç dibinde 102 ekran TV’nin kutu içinde bulunduğu ve sanığın da televizyonun yanında bulunduğu, karakolda yapılan sanığın üst aramasında iç çamaşırında gizlenmiş vaziyette toplam 3.600,00 TL para bulunduğu ve sanığa ait kol çantasının gizli bölmesinde ise mağdurun cep telefonunun ele geçirildiği kabul edilmiştir.
2. Sanık, suçlamaları kabul etmemiş, soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, mağdur ile arkadaşının yanlarında içki içtiklerini, kısa bir süre sonra ayrıldıklarını, yaklaşık 2 saat kadar geçtikten sonra orada bulunan şahısların bir arabanın şarampole uçtuğunu söylediklerini duyduğunu, ancak merak edip de aracın yanına gitmediğini, bir süre sonra polisin yanlarına geldiğini, üzerinde çıkan paranın kendisine ait olduğunu, çantasında bulunan cep telefonunun … lakabında tanıdığı olan …’ın koymuş olabileceğini beyan etmiş, mahkeme beyanında ise mağdurun arkadaşı ile birlikte yanlarına geldiğinde cep telefonunu, sigara ve çakmağını unuttuğunu, mağdura ait telefonu da ortamda gören tanık …’ın bu telefonu kendisinin çantasına bıraktığını tanık …’nın da gördüğünü beyan etmiştir.
3.Sanığın arkadaşı … tanık olarak dinlenmiş, beyanında özetle; sanık ve … lakaplı … ile birlikte otururken öğlen saatlerinde iki erkek şahsın yanlarına geldiğini, 15-20 dakika kadar oturduklarını, yanlarından ayrılırken erkek şahıslardan birinin çakmak ve sigarası arabanın üzerinde bıraktığını görünce bunu şahsa camdan uzattığını, herhangi birinin otururken cep telefonunu çıkardığını görmediğini, etrafta telefon da görmediğini, daha sonra … lakaplı …’ın sanığın çantasına bir telefon koyduğunu, o sırada sanığın tuvalete gittiğini, viraj nedeni ile polis gelmeden önce şikâyetçinin arabasının çaprazlarında olduğunu görmediğini, sanığın üzerinde para olup olmadığını bilmediğini, sanığın tuvalete gidişi ve polislerle birlikte geri dönüşü arasında 30 dk zaman aralığı olduğunu ve tuvalete gitmek için şikâyetçinin arabasının bulunduğu yerden ve arabanın yanından geçmesi gerektiğini belirtmiştir.
4.Sanık ile tanık …’nın beyanlarında ismi geçen … isimli kişinin adres bilgilerinin bildirilmesi için sanığa süre verilmiş ancak ulaşamadıklarını belirttikleri anlaşılmıştır.
5.Tutanak tanığı …, 24.08.2015 tarihli tutanak içeriğini doğrulamıştır.
6. Sanığın adli sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdur vekilinin temyiz isteği yönünden;
Mağdur ve vekilinin, 16.12.2015 tarihli duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadıklarını beyan ettikleri, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından mağdur vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. 24.08.2015 tarihli yakalama ve üst arama tutanağına göre, saat 20.45’te gelen ihbar üzerine mağdurun aracının yanına gidildiğinin belirtildiği, mahkemece de eylemin saat 20.30.ile 20.45 saatleri arasında gerçekleştiğinin kabul edilmesi ve UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde yaz saati uygulaması da dikkate alındığında gece vaktinin saat 20.52’de başladığının anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve suçun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanık hakkında TCK’nın 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2. (1) nolu bozma nedenine göre, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1157 Esas – 2015/80 Karar sayılı mahkûmiyetine konu suçun 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinde yazılı ”tehdit” suçuna ilişkin olduğu ve UYAP’tan yapılan araştırmada 25.07.2019 tarihli ek kararla uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verildiği ve tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığa ait adli sicil kaydındaki TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca verilip 10.12.2013 tarihinde temyizde onanarak kesinleşen ve 1.500,00 TL adli para cezasını içeren … Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/238 Esas, 2011/20325 Karar sayılı ilâmının tekerrüre esas olduğu belirlenerek bu mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alınmasında zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/784 Esas, 2016/505 Karar sayılı kararına yönelik mağdur vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe (B) bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/784 Esas, 2016/505 Karar sayılı kararırına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.