Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/50 E. 2023/817 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/50
KARAR NO : 2023/817
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/207 E., 2015/170 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2014/207 Esas, 2015/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, atılı suçu işlemediği, beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, tanık …’ın ticari taksisini kiralayıp karşılığında suça konu 7.400,00 TL bedelli çeki verdiği, çekin daha sonra haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanıklar arasında tedavül ettiği, en son tanık …’ın tahsil amaçlı ibraz ettiğinde sahte olduğunun anlaşıldığı, bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, soruşturma aşamasında alınan kolluk beyanında, … isimli kişiden araba alacağı karşılığında bono verdiğini, suça konu çekle ilgisinin olmadığını, çekin arkasında ismi geçen ….’yı tanıdığını, bir otelde resepsiyonda çalıştığını söylemesine rağmen mahkemedeki beyanında, eskiden inşaat işiyle uğraştığından nakit para ihtiyacı olunca tekstil işiyle uğraşan Turgay Koca’nın bu çeki verdiğini, arkasına T.C. kimlik numarasını yazıp imzasını attığını ve çeki Ahmet Kanat’a kırdırıp 5.100,00 TL aldığını, …’den araba almadığını, bu imza haricinde başka yazı ve imzasının olmadığı şeklinde aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
3. Tanık …, yanında şoför olarak çalışan sanığa ticari taksisini kiraladığından dolayı suça konu çeki aldığını, daha sonra sahte olduğunu öğrendiğini beyan etmiştir.
4. Sanık ve tanık … arasında, aracın kirası ve karşılığının suça konu çekle yapıldığına dair sözleşmenin olduğu görülmüştür.
5. Uzmanlık raporlarına göre, baskı tekniği, kullanılan kağıt ve mürekkep kalitesi, ultra viyole ışığa hassasiyet, filigran ve hologram görüntü, çek üzerindeki desenlerin yapısı gibi özellikler yönünden orijinalinden farklılıklar gösterdiğinden çekin külliyen sahte olarak düzenlendiği, sade vatandaşlar açısından aldatıcılık niteliği olduğu, ancak ilgiler açısından aldatıcılık niteliği olmadığı, çekin ön yüzünde bulunan el yazıları ile sanığın mukayese yazıları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; yazıların genel şekli ve işleklik derecesi, ortak harf ve rakamların tersimi, yuvarlak harf ve rakamların başlangıç ve bitim noktaları, noktalama işaretlerinin yapılışı, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görüldüğünden çekin ön yüzünde bulunan yazıların sanığın eli ürünü olduğu, arka yüzünde bulunan Ahmet Kanat yazısının ve altındaki imzanın …, … yazısı ve imzasının … eli ürünü olduğu, “Turcay koca, 0530 … .. .., Mehmet Mahsun Sezer” yazıları ile Yüksel Can, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın mevcut mukayese yazıları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada kaligrafik bir uygunluk tespit edilemediği, …’a ait olup olmadığı konusunda olumlu veya olumsuz kanaat bildirilemediği anlaşılmıştır.
6. Mahkemece, suça konu çek incelenip aldatıcılık niteliği olduğu kabul edilerek sübut bulan suçtan sanığın mahkumiyetine dair temyiz incelemesine konu hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Uzmanlık raporu içeriği ve Mahkeme tarafından yapılan inceleme ve gözlem sonucu, suça konu külliyen sahte ve aldatıcılık niteliği olan çekin düzenlendikten sonra ilk defa sanık tarafından, sonra da ciranta olarak ismi bulunan ve yapılan soruşturma sonucunda haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen tanıklar arasında tedavül ettiği, çekin ön yüzünde bulunan el yazılarının sanığa ait olduğunun uzmanlık raporuyla tespit edildiği anlaşılmakla sanığın suçtan kurtulmaya yönelik aşamalarda çelişkili savunmasına itibar etmeyerek sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2014/207 Esas, 2015/170 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.