YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6030
KARAR NO : 2023/787
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/158 E. ,2015/141 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/158 Esas , 2015/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın suça konu belgeyi yöneticilerinin onayı ile imzaladığı ve suç işleme kastının bulunmadığı, belgelerin imzalanmasına rızalarının olması nedeniyle olayı açık bir şekilde anlattığı, yöneticilerle iletişim kurulan elektronik posta mesajlarından da yöneticilerin rızasının olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple ceza verilmemesi gerektiği gibi sabıkasının bulunmaması karşısında cezasının ertelenmemesinin de kanuna aykırı olduğu ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Avea İletişim Hİzmetleri A.Ş.de kurumsal iletişim direktörlüğü yapan suçtan zarar gören …’un bu birimde 07.06.2010 ila 05.12.2012 tarihleri arasında grup asistanı olarak çalışan sanık …’in kurum içi yazışmalarında usulsüzlükler yaptığını tespit ederek yönetime bildirimde bulunduğu, bunun üzerine yapılan denetimlerde katılan şirket bünyesinde çalışan, belli kişilere hediye ve promosyon amaçlı cihaz temini işlemlerini yürüten sanığın söz konusu işlemlere dair tedarik belgelerinin onayı suçtan zarar gören …’a ait olmasına rağmen cihazlara ilişkin kesilen faturalar doğrultusunda finansal kontrol direktörlüğüne satın alımlara sözde …’un onaya ilişkin imzasını taşıyan 29.987,00 TL’lik suça konu sahte iç yazışma belgesini yollayıp katılan şirketin bu belgeye istinaden cihazların bedelini finanse etmesini sağladığı anlaşılmıştır.
2. Yapılan bilirkişi incelemesinde suça konu belgedeki imzanın kopyalama teknikleriyle belgeye yansıtılmış olduğu tespit edilmiş,
3. Sanık yöneticilerin rızasıyla söz konusu belgeyi suçtan zarar gören Füsun adına tanzim ederek finans birimine gönderdiğini savunmuş ise de; suçtan zarar gören Füsun ve şirkette çalışan diğer yönetici tanıkların bu savunmayı doğrulamadığı görülmüştür.
4. Mahkemece sanığın inkar içeren ifade ve savunmaları kendisini suçtan kurtarmaya yönelik mahiyette soyut beyanlar olarak değerlendirilmiş, bu itibarla toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporları, tanık beyanları ve katılanın şikayet beyanları gözetilerek sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluştuğundan mahkumiyetine dair karar kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Mahkeme kararında sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi nedeniyle koşulları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi yasal değilse de; sanığın zararı karşılamamış olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamaştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/158 Esas , 2015/141 Karar sayılı sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.