Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/11382 E. 2023/9903 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11382
KARAR NO : 2023/9903
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Bozmanın sirayeti sebebiyle mahkemesince kurulan hükümlerin sanıklar … ve … tarafından temyiz edilip edilemeyeceği ön sorun olarak incelenmiştir. Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır. Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Kanun yoluna başvurma hakkı, aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir. Öte yandan; 7 No.lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir. 5271 sayılı Kanun’un 267 nci maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. Aynı Kanun’un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) ilk derece mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanunyolu denetimine tâbidir. (5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir. 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin ikinci. ve üçüncü fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler. 5271 sayılı Kanun’un 306 ncı, (1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 325 inci) maddesi uyarınca, hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2019 tarihli ve 171-453 sayılı kararında da belirttiği üzere; önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet üzerine verilen kararı temyiz edemeyeceği görüşündedir.

Dairemiz ise; yukarıda açıklanan gerekçeler ile Anayasa Mahkemesinin 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6, (7) No.lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 sayılı Kanun’un m. 8/1 ve 5271 sayılı Kanun’un m. 306, 260 ve devamı hükümleri uyarınca önceki hükmü temyiz etmeyen sanıkların, sonradan verilen hükümleri temyiz edebileceğini kabul etmektedir.

Nihayet Anayasa’mız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşularda ve ancak kanunla yapılabilir. Hak arama özgürlüğü ve erişim hakkı kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.

Bu itibarla önceki hükümleri temyiz etmeyen sanıklar … ve …’in bozma sonrası kurulan hükümleri temyiz edebilecekleri değerlendirilerek yapılan temyiz incelemesinde; sanıklar haklarında bozmanın sirayeti üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kepsut Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2011 tarihli ve 2011/249 Esas numaralı iddianamesi ile sanıklar Kader Ayhan ve Remzi Ayhan haklarında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca kamu davaları açılmıştır.

2. Kepsut Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli ve 2011/112 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararı ile; sanıklar Kader Ayhan ve Remzi Ayhan haklarında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.

3. Kepsut Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli ve 2011/112 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararının diğer sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.05.2019 tarihli ve 2015/615 Esas, 2019/8799 Karar sayılı kararı ile;
“…Sanığın suçlamayı kabul etmemesi, müştekilerden …, …, … … …, … ve …’ın savcılık tarafından alınan soruşturma ifadelerinde yalnızca temyiz dışı sanık …’in tehdit sözlerini söylediğini, diğer sanıkların herhangi bir eylemlerinin olmadığını belirtmeleri ve yalnızca temyiz dışı sanık …’den şikayetçi olmaları, kovuşturma aşamasında ise tüm sanıkların birlikte tehditte bulunduklarını ifade etmeleri karşısında; müştekilerin beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden, soruşturma aşamasındaki beyanlarına neden itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması…”
Nedeniyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 325. maddesi uyarınca bozmanın temyize gelmeyen sanıklar … ve …’e sirayetine karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine Kepsut Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2021 tarihli ve 2019/190 Esas, 2021/271 Karar sayılı kararı ile; sanıklar Kader Ayhan ve Remzi Ayhan haklarında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.01.2022 tarihli ve 4-2021/159815 sayılı temyiz istemlerinin reddi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. GEREKÇE
1. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Tebliğname’de sanıkların temyiz istemlerinin reddini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

2. Sanıkların Temyiz Sebepleri Yönünden
Karar duruşmasında Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık … ile Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık … haklarında 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 196 ncı maddesinin 5 inci fıkralarına aykırı olarak, vareste tutulma talepleri olmadan ve bu hususta mahkeme tarafından bir karar verilmeden duruşmada bizzat veyan Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi vasıtasıyla hazır edilmeyerek yokluklarında yargılamaya devam edilip mahkumiyetlerine karar verilerek savunma haklarının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Kepsut Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2021 tarihli ve 2019/190 Esas, 2021/271 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.