Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/129 E. 2009/2677 K. 02.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/129
KARAR NO : 2009/2677
KARAR TARİHİ : 02.04.2009

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile davadışı … arasında akdedilen sözleşme gereği adı geçene kredi kartı tahsis edildiğini, borcun ödenmediğini, 3.kişinin fiilini taahhüt hükümlerine göre davalının borçtan sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmede kefil olarak yer aldığını, icra takibine itiraz tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açılmadığı gibi yetkili mahkemenin davalının ikamet yeri olan Kadıköy Mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin de Tüketici Mahkemesi olduğu gibi, sözleşmede kefalet miktarı belli olmadığından kefaletin de geçersiz olduğunu, kredi kartı süresi bittiğinden ilk kredi kartı süresi sonunda davalının kefaletinin de bittiğini belirterek, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, icra takibine vaki itiraz dilekçesinin davacı vekiline tebliğ tarihi olan 10.02.2006 tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde dava açıldığından kredi sözleşmesinin düzenlendiği ve ifa edileceği yerin Suruç İlçesi olduğundan, kredi kartı sözleşmesinin garanti sözleşmelerinden olması nedeniyle davalının zamanaşımı, yetkI, görev itirazlarının reddine, kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle takibin haklı olması davalının taahhüdünün geçerli olup, kefil olmak iradesi ile garanti sözleşmesine imza atarak taahhüt altına giren davalının bunu bildiği halde likit borca itiraz etmesinin haklı bir yanının bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacak miktarının %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kefilin sorumluluğu, kefalet akdinde ödeyeceği muayyen bir miktarın bulunması ya da 12.04.1944 tarih ve 14-13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kefalet senedinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasının mümkün olması koşuluna bağlıdır. Somut olayda, takibe dayanak yapılan “Kredi Kartı Üyelik ve Kredi Sözleşmesi” nde kefil olan davalının sorumlu olduğu kefalet limiti yazılı olmadığı gibi, sözleşme içeriğinde kefilin sorumlu tutulabileceği muayyen bir miktar da bulunmamaktadır.
BK’nun 484.maddesinde öngörülen koşullara uyulmaması hali akdin geçersizliği sonucunu doğurur. Mahkemece bu yönler gözetilmeden davalı kefilin sorumluluğunu gerektirecek şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.