YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24568
KARAR NO : 2023/10022
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 04/06/2015 tarihli ve 2012/12970 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bedleri, 53 üncü maddesi, uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davaları açılmıştır.
2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2018 tarihli ve 2015/177 Esas, 2018/205 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.02.2018 tarihli ve 2018/2304 Esas, 2018/2373 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katlan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Dosyaların içeriği, sanıklara ait adli sicil ve nüfus kayıt örnekleri, soruşturma sırasında dosyaya sunulan görüntü kayıtları ile buna ilişkin çözüm tutanaklarının dikkate alınmamış olduğuna,
2. Dosyadaki görüntülü kayıttan başka çaresi bulunmayan müvekkilin, sanığın icra takibine başlamasından sonra şikayette bulunmasından ve şikayette bulunabilmek için bu şekilde görüntülü ses kaydı almasından başka çaresi bulunmadığına, bu durumun hayatın olağan akışına da daha uygun olduğuna, bu nedenle sadece olayın üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra şikayet edilmiş olması nedeniyle, bu olayın konuşulduğu ve sanığın olayın oluşu hakkında ikrar beyanında bulunduğu toplantıdaki tanıkların ifadesinin alınmasından vaz geçilerek ve çözüm tutanağı dikkate alınmadan eksik inceleme ile mezkur kararın verilmesinin hatalı olduğuna,
3. Zamanında şikayet edilememiş olsa da mevcut CD çözümüne göre sanık …’in 3 üncü erkek şahıs olarak belirlenen …’ın söylediği; “15–20 adam Türkiye’ye gidip bu adama ( …’a) mafya oluşturdu. Bu adamdan çek senet aldılar, bu adamlar bu bonoyu icraya koydular.” şeklinde yapılan konuşmanın devamında sanık …’in tüm bunları kabul ederek senetleri alıp …’dan icraya koyduğunu beyan ettiğinin sabit olduğuna, tüm dosya kapsamına göre, sanıklardan …’in talimatıyla göndermiş olduğu adamları vasıtasıyla Türkiye’ye geldiğini bildikleri katılanı yakalayarak evrakları zorla düzenletmek şeklindeki eylemlerinin, çözümü yapılan CD ye aktarılan toplantı görüntü kayıtlarının yapılan çözümüne göre özellikle 3 ve 4 üncü sayfada sanık … tarafından ikrar edilmiş bulunması karşısında haklarında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine,
4. Şikâyet dilekçesinde talep edilen telefon görüşmelerinin tespitine yönelik talebin karşılanmadığına,
5. Olayda konuşmaları yapan kişilerin tanık olarak dinlenilmesi mümkün iken yazılan talimatların yargılamayı uzattığı nedeniyle dinlenmelerinden vazgeçilmiş olmasına,
6. Görüntülerde ve bilirkişi raporunda “Sen bu parayı benden zorla aldın” şeklinde ve bunun kabulünü gösteren sanığın onaylama beyanını da tespit edildiği halde, konuşmadan kolayca tespit edilebilen “zor kullanma” unsuru dikkate alınmadan müvekkilin ifadesindeki çelişkiye dayanılması sureiyle hükümler kurulmasına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın 2009 yılı ve öncesinde İngiltere’de market işlettiği, katılanın … isimli bir şahıstan ticari amaçlı market malzemesi temin ettiği, sanık …’in katılanın dayısının oğlu olduğu, sanık …’un da katılanın teyzesinin oğlu olduğu, katılanın vekili aracılığıyla sunmuş olduğu dilekçesinde ve alınan ifadesinde; 2008 yılında …’ın, aralarındaki samimiyete binaen kendisinden 25.00,00 Pound borç para aldığını, bir süre sonra 87.000,00 Pound para getirerek emaneten muhafaza etmesini istediğini, kendisinin de bu parayı alarak kasada muhafaza etmeye başladığını, …’ın getirdiği parayı …’den aldığını o günlerde bilmediğini, bir süre sonra …’in kendisine gelerek, …’ın kendisine para bırakıp bırakmadığını sorduğunu, kendisinin de herhangi bir şeyden haberi olmaksızın …’ın bıraktığı bir miktar para olduğunu bunu muhafaza etmekte olduğunu söylediğini, yine bundan
bir süre sonra …’ın gelip borcunu mahsup ettikten sonra parasını geri aldığını, aynı günlerde …’ın ortadan kaybolduğunu, aradan bir süre geçtikten sonra …’in kendisine gelerek, …’ın bıraktığı parayı vermesini istediğini, kendisinin de parayı …’a geri verdiğini söylediğini, …’in bu söze inanmayarak kendisini sıkıştırmaya başladığını, hatta kendisinin … ile …’i yüzleştirdiğini, …’ın, parayı geri aldığını kabul ettiğini, …’in bu söze de inanmayarak para istemeye devam ettiğini, kendisini sıkıştırması üzerine …’e 30.000,00 Pound ödeme yaptığını, paranın geri kalan kısmına da sözlü olarak kefil olduğunu, 2009 yılı Eylül ayında …’a geldiğini, … Bulvarı üzerinde bulunan … Otel’de kaldığı sırada teyzesinin oğlu …’un yanına geldiğini ve kendisine “…’e olan 57.000,00 Pound borcunu hemen öde veya dairelerinden bir tanesini ver veya herhangi bir şey ver” dediğini, akabinde …’ın kendisini bir araçla … şehir merkezinden bir kaç kilometre batıya ve tenha bir alana götürdüğünü, burada …’un boş bono senetleri uzatıp, kendisinden imzalamasını istediğini, kendisi bunu yapmayınca …’un üzerinden çıkardığı silahı kendisine doğrulttuğunu, öldürmekle tehdit ettiğini, kabzesi ile kafasına vurduğunu, bunun üzerine kendisinin her biri 40.000,00 TL bedelli 3 ayı bono senedi imzaladığını, …’un, olayı kimseye anlatmaması ve şikayetçi olmaması, aksi halde kendisine ve ailesine zarar vereceğini söyleyerek kendisini tehdit edip otele bıraktığını, 2010 yılı başında söz konusu senetlerle ilgili kendisi aleyhine icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, derhal avukatına talimat vererek şikayette bulunmasını söylediğini, sorunu çözmek üzere 2009 yılı Kasım ayında, … ve …’in de katıldığı bir aile meclisi toplantısı yaptıklarını, burada sorunları konuştuklarını, konuşmalar sırasında …’in kendisini yağlamadığını kabul ettiğini, bu toplantıyı video kaydına aldığını, …’in azmettirmesiyle …’un kendisine zorla senet imzalattığını ifade ederek şikayetçi olması şeklinde gelişen olayda; Katılanın mahkemenin 11.01.2018 tarihli duruşmasında alınan beyanında; sanıkların kendisine zorla senet imzalattığını, çok samimi olmadığı ve açık kimlik bilgilerini bilmediği sanık …’ın kendisinden sermaye amaçlı para istemesi üzerine 30.000,00 paund verdiğini, bunun 25.000,00 paund’u için kartvizit verdiğini ancak 5.000,00 paund’u için herhangi bir evrak vermediğini, daha sonra 30.000,00 paund’u kendisine ödediğini, diğer sanık …’in, …’dan olan alacağının olduğunu, isteyince kendisinin parayı …’e verdiğini söylemesi üzerine, …’e ait olmamasına rağmen …’dan aldığı 30.000,00 Paund’u iyi niyetli olarak …’e verdiğini, … bana borçlu kalsın dediğini, …’de 80.000,00 Paund’u …’dan alamayacağını anlayınca geri kalan parayı da kendisinden istediğini, olay günü akrabalarını da toplayarak üç araba on onbeş kişi gelip kendisini aldıklarını, silahla tehdit ederek senet imzalattırdıklarını, ailesine zarar vereceklerini söyledikleri için korkarak şikayetçi olmadığını, ispat edecek başka bir delili olmadığı için bir gün hepsini bir araya getirerek konuşma ortamında senet aldıklarını kendilerine itiraf ettirdiğini, belirtmiş, katılanın soruşturma ve mahkeme aşamasındaki ifadeleri karşılaştırıldığında; Sanık …’a ilk olarak verdiği borç miktarında belirsizlik olduğu , ilk ifadede …’ın borcunu sıkıştırması üzerine …’e 30.000,00 Pound ödeme yaptığı ve kalan kısma kefil olduğunu ikinci ifadede …’e ait olmamasına rağmen …’dan aldığı 30.000,00 Paund’u iyi niyetli olarak …’e verdiğini, ilk ifadesinde 2009 yılı Eylül ayında …’a geldiğini, … Bulvarı üzerinde bulunan … Otel’de kaldığı sırada teyzesinin oğlu …’un yanına geldiğini ve kendisine “…’e olan 57.000 ,00 Pound borcunu hemen öde veya dairelerinden bir tanesini ver veya herhangi bir şey ver” dediğini, akabinde …’ın kendisini bir araçla … şehir merkezinden bir kaç kilometre batıya ve tenha bir alana götürdüğünü, burada …’un boş bono senetleri uzatıp, kendisinden imzalamasını istediğini, kendisi bunu yapmayınca …’un üzerinden çıkardığı silahı kendisine doğrulttuğunu, öldürmekle tehdit ettiğini, kabzesi ile kafasına vurduğunu, bunun üzerine kendisinin her biri 40.000,00 TL bedelli 3 ayrı bono senedi imzaladığını, …’un, olayı kimseye anlatmaması ve şikayetçi olmaması, aksi halde kendisine ve ailesine zarar vereceğini söyleyerek kendisini tehdit edip otele bıraktığını, ikinci ifadesinde ise … ve …’un olay günü akrabalarını da toplayarak üç araba on onbeş kişi gelip kendisini aldıklarını, silahla tehdit ederek senet imzalattırdıklarını belirtmiş olduğu, katılanın mahkemece alınan beyanında çok samimi olmadığı ve açık kimlik bilgilerini bilmediği sanık …’a 30.000 paund verdiğini beyan etmiş olduğu katılanın beyanlarında dava konusu olayın 2009 yılı Eylül ayında meydana geldiğini, 2010 yılı başında söz konusu senetlerle ilgili kendisi aleyhine İcra Takibi başlatıldığını öğrendiğini, derhal avukatına talimat vererek şikayette bulunmasını söylediğini belirttiği, katılanın aşamalardaki çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları, sanık savunmaları, tanık beyanları, cd çözüm tutanağı içeriğindeki konuşmaların ne şekilde tespit edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, söz konusu konuşma içeriklerinde sanıkların olay tarihinde katılana yönelik üzerlerine atılı nitelikli yağma suçunu işlediklerine dair somut kesin nitelikte anlatımlarının bulunmaması, katılan tarafından olayın hemen sonrasında herhangi bir şikayette bulunulmayıp belli bir süre geçtikten sonra şikayetçi olması hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte gözönüne alındığında, sanıkların üzerlerine atılı katılana yönelik cebir veya tehdit kullanmak suretiyle nitelikli yağma suçunu işledikleri hususunda savunmalarının aksini ispatlar kesin objektif nitelikte deliller elde edilmediğinden bu hususta mahkemece şüphe oluştuğu amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de “Kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi olduğu bu ilkenin özü ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun sanığın yararına değerlendirilmesi gerekliliği, oldukça geniş bir uygulama alanı bulan bu kural bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirebilme konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği gibi dava koşulları bakımından da geçerli olduğu, sanık hakkında cezayı kaldıran veya hafifleten nedenlerin bulunup bulunmadığı hususlarındaki kuşku sanık lehine hüküm vermeyi gerektirdiği şüpheli ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanıklar aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği. ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği; yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek olduğu o halde ceza yargılamasında mahkumiyet büyük veya küçük bir ihtimalle değil kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği bu nedenlerle sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair suçlamaları reddeden savunmalarının aksine cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak somut kesin nitelikte delilin elde edilememesi sebebiyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğinin değerlendirilmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanıkların savunmalarında atılı suçu kısmen çelişkili savunmalar ile inkar ettikleri anlaşılmıştır.
3. Katılanın aşamalarda kısmen çelişkili beyanlarda bulunduğu belirlenmiştir.
4. Tanık İ.A.’nın doğrudan görgüye dayalı olmayan beyanının alınmış olduğu anlaşılmıştır.
5. Atılı suça konu üç senet ve bu senetlere ilişkin icra takip işlemlerine yönelik hukuk yargılamalarına ilişkin bir kısım karar ve diğer kovuşturma evraklarının dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
6. Temyiz istemine konu görüntü ve ses kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunun dosyada mevcut olduğu belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin kabulünde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Her ne kadar katılan vekilince ayrıntıları temyiz sebepleri başlığı altında belirtilen sebepler ile sanıklar hakkında yağma suçundan mahkumiyet kararları verilmesi temyiz istemlerine konu edilmiş ise de; ilk derece mahkemesi kabulü başlığı altında ayrıntılı belirtilen katılan beyanları arasındaki çelişkiler, katılanın hayatın olağan akışına uygun olarak suçun işlenmesinden sonra şikayetçi olmak yerine hakkında hukuki icra takibinin başlamasını öğrenmiş olması ile atılı suça yönelik ihbarda bulunmuş olması ve nihayet temyiz istemine konu dosyada mevcut ses ve görüntü kayıtları bakımından ise 5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü maddesi gereği müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin dahi hâkim veya mahkeme huzurunda sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı hususu gözetildiğinde, belirtilen ses ve görüntü kayıtlarının hükme esas alınamayacağı tüm dosya kapsamı ile hep birlikte dikkate alındığında atılı suçun işlediğine ilişkin yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından nitelikli yağma suçundan sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddi ile onanmasına ilişkin kurulan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/2304 Esas, 2018/2373 Karar sayılı kararında sanıklar hakkında nitelikli yağma suçları bakımından katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.04.2023 tarihinde karar verildi.