Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/10352 E. 2008/4960 K. 08.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10352
KARAR NO : 2008/4960
KARAR TARİHİ : 08.05.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava senede dayalı olarak üçüncü kişiye ödenen paranın davalıdan tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece … 5. Asliye Hukuk Mahkemesince açılmış menfi tesbit davası sonucunda verilen hükmün, bu dava bakımından kesin delil sayıldığı, ödenen senet bedelinden dolayı davalının sorumluluğunun ve kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yan takibe itirazında borçla birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle bu itirazın sonuçlandırılması gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.05.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatının İİK.nun 67/1-2. maddelerine göre tahsiline ilişkindir. Dava süresi içinde açılmıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhindeki … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2003/4936 esas sayılı takibinin ve ödeme emrinin tebliği neticesinde davalı icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmektedir.
Davacı vekili tarafından açılan itirazın iptali ve takibin devamı davasının yapılan açık yargılama neticesinde … Ticaret Mahkemesi’nin 14.04.2004 gün 702-215 Sayılı kararı ile mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin reddine ve … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yetkili kılınmasına karar verilmiş ve hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş ve Yüksek Dairemizin 03.12.2004 gün 8972/12051 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
İlamsız icra takibinde hem borca ve hem de icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde itirazın iptaline bakan mahkemenin, icra dairesinin yetkisiz olduğunu saptaması halinde davanın reddine karar vereceği; aksi halde ise icra dairesinin yetkili olduğunun kabul edilmesi halinde ise mahkemenin kendi yetkisine vaki itirazın incelenmesine geçecektir (HGK.nun 26.06.2002 gün ve 10-553 Esas, 550 Karar).
Mahkemece icra dairesinin yetkisine vaki itirazı incelenmeden kendi yetkisini incelemesinin anılan Genel Kurul Kararı’na aykırı olduğu ve kararın bu yönlerinin incelenmeden hükmün onanması halinde artık davacı yönünden usuli kazanılmış hakkın varlığını göz önüne almak gereklidir (… C.V.İst.Sh.4770,4779,5036).
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işleminin taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir.
Hükmün davalı tarafından temyiz edilmemiş olması ile davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur (a.g.e.sh.4739).
Yetkisizlik kararının onanması ile icra dairesinin yetkisine vaki itirazın incelenmeden onayan Yüksek Dairenin onama kararı ile artık geriye dönmek suretiyle yetkili icra dairesi yönünden inceleme yapmak kesin hükmün ortadan kaldırılması olacağından kazanılmış usuli hakkı bertaraf etmek demektir. Gösterilen bu gerekçelerde usuli kazanılmış hak ve kesin hüküm sonuçlarındaki temel hukuk kurallarının icabı olarak karşı oy ifade edilmektedir (a.g.e.sh.4770).
Usuli kazanılmış hakkın istisnalarının incelenmesinde ise; kamu düzeni ile ilgili hususlarda kazanılmış usuli haktan söz edilemeyeceğinin en belirgin istisnası olduğunu belirtmek gerekir (a.g.e.sh.4799).
Diğer bir istisna ise, maddi hataya dayanan kararın kesinleşmesi ile ortaya çıkan durumdur. Belirtilen bu iki durumun somut olaya indirgenmesi ile istisnai bir durum olmadığı açık olup, o halde kazanılmış hakkın ihlalini sağlayacak uygulama yapılmamalıdır (a.g.e.sh.4819).
Bir dava neticesinde verilen hüküm ile uyuşmazlık giderilmiş ise artık yeniden o uyuşmazlık için yetkili mahkemede tekrar ele alarak inceleyip sonuçlandırmak Anti-suit
Injunction (anti dava tedbiri) kuralının veya kavramını göz önüne almak gerektiği düşüncesindeyiz.
Somut olayda çoğunluğun sayın ve değerli görüşleri gibi yeniden ve yetkili mahkemece icra dairesinin yetkisinin incelenmesine cevaz vermek demek usuli kazanılmış hakka ve kesin hükme aykırı olacağından mahkemece bir çeşit tedbir (Injunction) kararı veya emri ile inceleme yapılmamalıdır. Burada iki şart gereklidir. Birincisi, yetkili mahkemenin incelemesi, icra dairesinin yetkisini inceleyecek olan mahkemenin kendisi mi, yoksa yetkisizlik kararı veren mahkeme mi olacağıdır. Eğer mahkemece, İngiliz Mahkemelerinin kendilerine yakıştırdıkları gibi “… arm” incelemesine girmesini bekleyecek isek karşımızda temel hukuk kuralı olan kesin hüküm durmakta olduğunu görmek uygun olacaktır.
İkinci kural ise, hukuki yararın olup olmadığı hususudur. Yetkisiz mahkeme kararının davalı tarafından temyiz edilmemesi sebebiyle artık hukuki yararın kaldığını söylemek de doğru olamayacaktır. O halde uyuşmazlığın çözümü için temel kuralın uygun hukuk kuralının (forum) bulunması (forum conveniens) olmalıdır (…’e armağan II.Cilt .007.İst.sh.1611,1617).
Bu bağlamda;
Temel hukuk kurallarına ve yerleşik HGK ve Yüksek Dairemizin kararları ışığında sayın çoğunluğun saygın hukuki görüşüne katılamadığım için belirtilen gerekçeler ışığındaki karşı oyumu sunarım.