YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17942
KARAR NO : 2023/1246
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/301 E., 2015/137 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2015 Tarihli ve 2014/301 Esas, 2015/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 6 ay hapis ve 146.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği suç işleme kastının bulunmadığına, olay nedeniyle mağdur olan tüm şahısların zararlarını gidermesine rağmen hakkında etkin pişmanlık, takdiri indirim, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, mağdur …’dan 25.12.2012 tarihinde satın aldığı daire karşılığında suça konu 73.000 TL bedelli sahte çeki verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; 02.01.2013 tarihinde trafik kazasında vefat eden Abdullah Akkoyunlu’ya birlikte açacakları narenciye komisyoncusu için toplamda 40.000 TL verdiğini, suça konu çeki de bu alacağına karşılık Abdullah Akkoyunlu’dan aldığını, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
3. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.03.2014 tarihli raporunda ;suça konu çekin matbu özellikleri yönüyle arşivlerindeki aynı versiyon çek örneklerine benzediği, ancak keşideci bölümüdeki “ATM DIŞ TİC. PAZARLAMA A.Ş Yetkili”, ait olduğu banka şubesini gösteren kısmındaki “0835 BAHÇEKAPI -TİCARİ 0212- 5128900 5193150, TR 0004 6008 3588 8000 0385 29, Z5951075, 1030015647” ve çekin en alt kısmındaki “5951075 064 0835 0000000013385291” yazı ve rakamlarının bulunduğu bölümlerde kağıt liflerinde eksilmelerin (fiziksel silinti emarelerinin) mevcut olduğu ve çekin aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
4. Sanığın, mağdur …’dan satın almış olduğu daireyi 03.01.2013 tarihinde temyiz dışı sanık …’nün akrabası olan Serhat Çelebi’ye devrettiği, Serhat Çelebi’nin de söz konusu daireyi 15.02.2013 tarihinde Zeliha Çalış’a devrettiği dosya kapsamından tespit edilmiştir.
5. Mağdur … ifadesinde; Zeliha Çalış’ın dairenin tapusunu şirketlerine devrettiğini, zararının karşılandığını ve şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
6. Mahkemece sanığın bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuş, suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın kastı, güttüğü amaç ve çek bedeli dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş, sanığın savunmasının yakalama emri ile alınması, yargılama sırasında pişmanlık gösteren herhangi bir eyleminin bulunmaması, savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik inkar niteliğinde olması ve geçmişteki sabıkalı hali dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, sanığın bizzat kendisinin etkin pişmanlık göstererek mağdurun maddi zararını karşılamaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesi ve sonuç ceza bakımından kanuni engel bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gibi lehe hükümler uygulanmamıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın savunmasında; 02.01.2013 tarihinde trafik kazasında vefat eden Abdullah Akkoyunlu’ya birlikte açacakları narenciye komisyoncusu için toplamda 40.000 TL verdiğini, suça konu çeki de bu alacağına karşılık Abdullah Akkoyunlu’dan aldığını, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sanık tarafından iddia edildiği gibi sanık ile Abdullah Akkoyunlu’nun birlikte narenciye komisyonculuğu yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırmasının yapılması, bu konuda varsa tanıkların dinlenmesi, sanığın ve Abdullah Akkoyunlu’nun suç tarihinden önceki resmi kurumlardan temin edilecek yazı ve imza örnekleri getirtilip sanığın huzurda alınan yazı imza örnekleri ile birlikte suça konu çekin ön ve arka yüzündeki el yazıları ile keşideci ve ciranta imzalarının bu kişilerin el ürünü olup olmadığı yönünde uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
2. Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; yapılan UYAP sorgusunda, sanığın benzer nitelikteki eylemi nedeniyle Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/462 Esas, 2018/648 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyanın ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2014/301 Esas, 2015/137 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2022 tarihinde karar verildi.