Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1440 E. 2023/1109 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1440
KARAR NO : 2023/1109
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılardan …, …, …, … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yurt dışında yaşayan müvekkilinin davalı …’a ikamet edebileceği bir ev edinebilmek için toplamda 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak bu davalının evi teslim etmeyince aralarında 01/04/2014 ve 26/05/2014 tarihli olmak üzere iki ayrı sözleşme yaptıklarını ve davalı …’ın torunu olan diğer davalı …’ın yapacağı inşaattan kendisine bir daire ve bir dükkan verilmesinin kararlaştırıldığını, ancak söz konusu taşınmazların müvekkiline teslim edilmediğini beyan etmiş, davacı vekili 23/09/2019 tarihli dilekçesi ile dava tarihi itibariyle 155.000,00 TL değerinde olduğu belirtilen 3+1, 2. Kat, 2 numaralı bağımsız bölüm ile 300.000,00 TL değerinde olduğu belirtilen 9 numaralı bağımsız bölüm dükkanın tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmak ise 455.000,00 TL bedelin davalılar … ve …’dan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar …, …, …, … vekili cevap dilekçesinde; görev yönünden itirazda bulunmuş, davacı ile müvekkili … arasındaki hukuki ilişkinin yükleniciden bağımsız bölüm satın almaya ilişkin olmadığını, sunulan sözleşmelere göre adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olduğunu, adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili istendiğini, sözleşmede mutlak bir tapu devri yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu inşaattan davacıya devri kararlaştırılan nitelikte bir daire bulunmadığından davacıya başka bir yerdeki dairenin devrinin teklif edildiğini ancak davacının sessiz kaldığını, davacının ortaklık payının tahsilini kendilerinden talep etmeden doğrudan dava açtığını, diğer davalı arsa sahiplerinin ise davacı ile … arasındaki hukuki ilişkinin tarafı olmadıklarını, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
– Ankara Batı 2. Tüketici Mahkemesi’nin 2015/1355 Esas, 2015/2366 Karar sayılı ve 22/10/2015 tarihli görevsizlik kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2016/10113 Esas, 2018/8878 Karar sayılı ve 11/12/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Onama kararından sonra yargılamaya görevli Ticaret Mahkemesinde devam edilmiştir.
– Ankara Batı Ticaret Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin söz konusu Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalı arsa malikleri tarafından hakkında Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/458 esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu, davalı müteahhit … ve …’ın bu sözleşmeler gereğince edimlerini yerine getirmediğinden tescil şartlarının oluşmadığı ve bu nedenle tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmiş, dava konusu 01.04.2014 tarihli sözleşme ve 26.05.2014 tarihli sözleşmelerde davalı arsa maliklerinin taraf olmadığı ve arsa maliklerine karşı bu sözleşmelere dayanılarak dava açılamayacağından, davacının davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında açtığı davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı ile davalılar … ve … arasında düzenlenen 26.05.2014 tarihli son sözleşmede; her hangi bir gayrimenkul devri zorunluluğu veren bir hüküm bulunmadığı, öte yandan, dava konusu inşaatın tamamlanmadığından tescil şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, 26.05.2014 tarihli son sözleşmeye göre, davacının davalılar … ve …’dan 3+1 dairenin dava tarihindeki bedeli ile 200 m² dükkanın bedelini talep edebileceği, bilirkişi raporuna göre 3+1 dairesinin dava tarihindeki değerinin 155.000,00 TL olduğu, taşınmazda 200 m² bir dükkanın bulunmadığı 280,03 m² dükkanın dava tarihindeki değerinin 300.000,00 TL olduğu dikkate alındığında 200 m²’sine isabet eden kısmının değerinin 214.262,75 TL olup, davacının toplam 369.262,75 TL tazminat talep edebileceği dikkate alınarak davacının davalılar … ve … hakkında açmış olduğu tazminat davasının 369.262,75 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan …, …, …, … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde öngörülen paylaşımın, müvekkili ile yüklenici arasındaki sözleşmeden sonra ek kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile değiştirilmesinin müvekkilini bağlamayacağını, öncelikle tapu iptali ve tescil taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bedel bakımından taleplerinin 455.000,00 TL olmasına karşın bu talebin söz konusu inşaatta sözleşmede belirtildiği gibi 200 m² dükkan olmaması nedeni ile oranlama yapılmak sureti ile belirlenen bedel neticesinde kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm tarihinde davalılardan … ile …’ın vekillerinin davadan çekilmiş olmalarına karşın bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılardan …, …, …, … vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkilleri bakımından husumetten ret kararı verilmiş ise de bunun aslında esastan ret kararı olduğunu ve bu nedenle müvekkilleri lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise bedel istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183., 470-486 . maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden bir kısım davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

3. Davalılar …, …, …, … vekili 30/09/2019 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekilmiş olup, davalılardan … ise yargılamada vekil ile temsil edilmemiştir. Yerel mahkemece hükümde davalı … vekilinin, vekillikten çekilmesine ve davalı …’ın vekil ile temsil edilmemesine karşın bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR
Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar …, …, …, … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin 3. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının 3. bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 7. bendinde yer alan ‘’ 7-Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 11.945,84 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile adı geçen davalılara verilmesine,’’ cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, izleyen madde numaralarının teselsül ettirilmesine, hükmün değiştirilmiş bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan tahsilatta tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınmasına

Kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

20/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.