YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5195
KARAR NO : 2023/1011
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilerek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmişse de; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 ncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı iken davalı şirketin … Sigorta’ya olan 20.000,00 Euro cari hesap borcunu davalı adına ödediğini ve aynı tarihte davalı tarafa ödediği bedeli alacak kaydetmesi için ihbar yazısı gönderdiğini, müvekkilinin alacağını tahsili için başlattığı iflas yolu ile icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, depo kararı verilerek şartların oluşması halinde davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket adına ödeme yaptığını kabul etmediklerini, davacı şirketin müvekkilin eski ortağı olup hisselerinin tamamını 07.02.2019 tarihli pay devri sözleşmesi ile … Industrial Corp.’a devrettiğini, payların devri öncesinde müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı olan … ve Jack Cheng arasında 15.01.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca da ödenmesi gereken herhangi bir borç varsa bundan münhasıran …’ün sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, 01.07.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle savunmasını genişleterek 15.01.2019 tarihli sözleşme gereği davalının borç ve riskleri dikkate alınarak 67.000.000 USD aşan kısmın hüküm altına alınacak miktardan takas ve mahsubunu talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile davacının davalı şirkete ait 20.000,00 Euro borcu ödediği ve bu oranda alacaklı olduğunun sabit olduğunu, öncelikle açık bir feragat beyanı yoksa eski ortağın hissesini devretmesi şahsi alacağını da devrettiği anlamını taşımadığını, eski ortak hisseye bağlı borç ve alacakları hisse devir sözleşmesi ile birlikte devretmekte olup şahsi alacağı hisse devri ile birlikte yeni ortağa geçemeyeceğinden eski ortağın şirketten olan alacağı şirketin borcu olarak varlığını devam ettirdiğini, davalı şirket tarafından eski ortak olan davacının alacağının yeni ortağa virmanlanmasının eski ortağın alacağının ödendiği anlamını taşımadığından davacı eski ortağın borç olarak verdiği parayı şirketten geri isteyebileceği gibi 07.02.2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 4.3 maddesinde davacının davalı şirketten olan alacaklarının saklı tutulduğu, 15.01.2019 tarihli sözleşmenin bu davaya uygulanmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca davalı şirketin takas ve mahsup talebinin tarafların alacaklarının karşılıklı olmamaları ve farklı ilişkilerden doğması nedeniyle yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının itirazının haksız olduğu, davalı tarafından depo emrine konu borç miktarının da mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 15.01.2019 tarihli sözleşme davacı şirketin tek sahibi ve yetkilisi ihbar olunan … tarafından kendi adına asaleten ve davacı şirket başta olmak üzere sahip olduğu şirketler adına temsilen imzaladığından davacı … bağladığını, davacı şirket alacağının hisse devri nedeniyle devralan dava dışı şirket hesabına virmanlandığını, hisse devir sözleşmesinin 4.3 maddesinde davalı şirket nezdinde doğan alacaklarını saklı tuttuğu belirtilmişse de bu tutarın maddi gerçeği yansıtmadığını, takas talebinin ileri sürülmesi için alacağın aynı veya farklı ilişkilerden doğmasına herhangi bir öneminin bulunmadığını, önemli olan hususun borçların aynı edimlerden oluşması olduğunu, 15.01.2019 tarihli sözleşme belgesinin 10 uncu maddesi uyarınca davacı şirketin sahibi ve tek yetkilisi …’ün devir tarihi itibari ile davalı şirketin taahhüt etmiş ve henüz ortaya çıkmamış tüm risk ve borçlarının toplam 67.000.000 USD olduğunu, bunu aşan miktarın kendisine rücu edileceğini kabul beyan ve taahhüt ettiği, davalı şirketin devir tarih itibari ile mevcut borç ve risklerinin tespitine yönelik dosyada yeterince inceleme yapılmadığı, davalı şirketin dosyaya yatırılan iflas depo bedelinin nemalandırılması talebinin reddedildiğini, aynı zamanda dosyaya yatırılan 1.000 TL ıslah harcının davalı şirketten alınarak davacıya yatırılmasına karar verilmişse de bu hususun hukuka aykırı olduğunu, söz konusu harcın davalı tarafça dosyaya yatırıldığını, bilirkişi raporu ile uzman görüş arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince ancak sözleşmenin tarafları birbirlerine karşı sorumlu olup birbirlerine karşı ifa ile yükümlü oldukları ve sözleşmenin sadece tarafları bağlayacağını, 15.01.2019 tarihli belgenin dava dışı … Inc. ile davalı …Ş, 21.01.2019 hisse devir sözleşmesinin … İndustrial Coıp ile davacı …, 07.02.2019 tarihli Pay Devri Sözleşmesi’nin … İndustrial Coıp, davacı …. ve … arasında imzalandığı, 15.01.2019 tarihli belgenin tarafları arasında davacı şirket ve davacı şirketin cari hesap alacağının virmanlandığı … Ind. Corp bulunmadığı gibi yapılan tercüme metinlerinden 15.01.2019 tarihli bu belgenin hisse devri sözleşmesi niteliğinde olmadığı, belgenin satışa hazırlık amacıyla yapılan müzakerelerin yazılı hale getirildiği bir metin olarak değerlendirilmesi gerektiği, 07.02.2019 tarihli pay devri sözleşmesinin 4.3. maddesi uyarınca davacının davalı şirket hisselerini devrederken davalıdan hisse devir tarihine kadar olan ve hisse devir tarihine kadar devralmış olduğu alacaklarına ilişkin haklarını saklı tuttuğunun anlaşıldığı, davalının 15.01.2019 tarihli belgenin sözleşmenin tarafları için bağlayıcı olduğu, iş bu belgeye dayalı hak talebinin de sözleşmenin tarafları için geçerli olabileceği, davalı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde davalı şirketin 15.01.2019 tarihli belgeden kaynaklı olarak bir alacak iddiasında bulunduğu ve takas talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, bu belgedeki taahhütlerin yerine getirilmemesine dayalı olarak alacaklı sıfatının bulunduğunu iddia edebilecek olanın sözleşmenin tarafı dava dışı … Inc olduğu, zira bu belgenin dava dışı … ile davalı … arasında imzalandığının açık olduğu, davalının 15.01.2019 tarihli belge gereğince takas iddiasında bulunabilmesinin mümkün görülmediği, davacı şirketin alacağının davalının cari hesapta kayıtlı olduğu, davalı firmadan alacaklı olmasına karşın davalı firmanın davacı şirketten alacaklı bulunmadığı, takas için aranan karşılıklılık şartının davada gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun hükmün 4 no.lu maddesinde yer alan ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair ibare ve iflas depo bedelinin nemalandırılmaması nedeniyle kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilerek iflas davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince 15.01.2019 tarihli sözleşmenin somut olaya uygulanamayacağı gerekçesinin tarafların ortak ve gerçek iradelerine açıkça aykırı olduğunu, bu sözleşmenin sadece imza kısmına bakılarak nispilik ilkesi gerekçe gösterilmesinin hatalı olduğunu, bu sözleşmede …’ün kendi adına asaleten davacı şirket başta olmak üzere sahip olduğu şirketler adına temsilen imzaladığını, salt belgenin üzerinde … Inc. antetinin yer alması sebebiyle bahse konu hisselerin bu şirkete devredildiği sonucuna varılmasının doğru olmadığını, bu şirket ile … şirketinin bağlı grup şirketi olduğu, aralarında organik bağ olduğu ileri sürülmesine rağmen bu hususta araştırma yapılmadığını, davacı şirketin hissesini devrederken müvekkil şirket hissesine karşılık gelen borçlar için bir üst sınır belirlediğini, bu üst sınırdan daha fazla borç çıkmayacağını taahhüt ettiğini, hisse devir sözleşmesinin 4.3. maddesi uyarınca müvekkil şirket nezdinde doğan alacakların saklı tutulduğu belirtilmişse de bu hususun maddi gerçeği yansıtmadığını, aksine ilgili madde uyarınca verilmiş olan bilançoda yer almayan mükellefiyet ve risklerin tamamının davacı şirkete ait olduğunu, takas ve mahsup talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin devir tarihi itibarıyla mevcut borç ve risklerinin tespitine yönelik dosyada yeterince delil toplanmadığını beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ile davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK’nun 156 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılmış itirazın kaldırılması suretiyle takip borçlusu davalı şirketin iflâsı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 156 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.