Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6101 E. 2023/493 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6101
KARAR NO : 2023/493
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüyle HMK’nın 353/1-b.2 nci maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, dava konusu 370 ada 11 parsel, 291 ada 110-339 parseller, 262 ada 48 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit gördüğünü ancak, taşınmazların zilyedinin müvekkilinde olduğunu, Hazinenin hiç bir hakkı olmadığını belirterek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkillerinin veraset ilâmındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; millî park olarak ilân edilen Beyşehir Gölü Millî Parkı sınırları içerisinde kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasını ve tapuya tescilinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların gerek doğal sit alanı içerisine alındığı Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 1136 sayılı 03.10.1991 tarihli kararından önce gerekse de Beyşehir Gölü Millî Park sınırlarının ilân edildiği 20.02.1993 tarihinden evvel kamunun yararlanmasına ayrılmış alanlardan olmadığı, dava konusu bu taşınmazlarda zilyetleri tarafından tarımsal üretim yapıldığı sabit olduğundan dava konusu taşınmazların nitelik itibarıyla özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlardan olduğu, bu kapsamda 4721 sayılı TMK’nın 713/1 inci maddesinde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanma ön koşulunun var olduğu, 4721 sayılı TMK’nın 713/1 inci maddesindeki diğer şartların incelenmesinde ise dava konusu taşınmazların davacıların murisi …’in 20 yılı aşkın süredir ekonomik amaçla malik sıfatı ile zilyetliğinin davasız aralıksız devam ettiği, başta resmi evrak olan kadastro tutanakları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlari ile sabit olduğu gerekçelerine dayanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili isitnaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeye itibar edildiğini, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilememesinin nedeninin 1 inci derece doğal sit alanında bulunması değil aynı zamanda millî park sahası içinde kalması olduğunu, taşınmazların aynı zamanda millî park sınırları içerisinde olduğunun bilirkişilerin dava konusu taşınmazın niteliklerini ortaya koymakla beraber kendilerine tevdii edilen görev sınırlarını aşarak taşınmazların Beyşehir Gölü Millî Parkı Koruma sahası içinde kaldığını ancak, buna rağmen zilyetlikle kazanılabilecekleri yönünde tespit ve yorumda bulunduklarını, millî park olarak ilân edilmiş olan Beyşehir Gölü Millî Parkı sınırları içerisinde kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasının ve tapuya tescilinin mümkün olmadığını, Cumhurbaşkanlığı kararı ile Beyşehir Gölü Millî Park sınırlarının değiştiğini, dava konusu taşınmazların yeni hâli ile millî park sınırları dışında kaldığını ancak, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını, müvekkili idarenin yargılama giderleri ve karşı yan vekâlet ücretine mahkûm edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…bölgede ,3402 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmalarında 262 ada 48 , 291 ada 110 , 291 ada 339 , 370 ada 11 parsel numaralı, sırasıyla 629,45, 3.188, 39, 2.188,22, 2.715,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların beyanlar hanesinde ” korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır ” şerhi ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davacıların, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak eldeki davayı açtığı, orman nitelikli taşınmaz ile komşu olmadığından usulünce orman araştırmasına ve paftada sınır olarak gözükmesine rağmen benzer dosyalarda Büyük Çay ile arasında yol bulunmasına göre akarsu yatağından kazanılıp kazanılmadığına ilişkin araştırma yapılmasına gerek bulunmayan, 26.11.2018 tarih ve 378 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile millî park sınırı dışına çıkarılan, arkeolog bilirkişi raporu ile de üzerinde birinci grup olarak tescil ve ilân edilen kültür varlıklarının bulunmadığı saptanan dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı yararına kadastro tespit tarihi itibari ile zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek; davalı Hazine tarafından yalnızca millî park sınırları yönünden değil olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanıma ilişkin olarak da davaya karşı konulduğuna göre, mahkemece davalı aleyhine yargılama gideri takdirinde hukuka aykırı yön görülmediği ancak, Yeşildağ/Belen ve Yeşildağ/Kömürcü Mahallelerinde bulunan dava konusu taşınmazların karar yerinde bulunduğu mahalle isimlerinin eksik yazılması, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin (RG-27/10/2017-30223 ile değişik) 17/ğ maddesi gereğince “’Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olduğuna dair tapu kütüğünün beyanlar hanesine kayıt konmamasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin reddi ile re’sen gözetilen nedenlerle HMK’nın 353/1-b.2 nci maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, görev sınırlarını aşarak tespit ve değerlendirmelerde bulunduklarını, taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasının ve tapuya tescilinin mümkün olmadığını, yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücretine mahkûm edilmelerinin de hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kazandırıcı zamanaşımı ve kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesi: “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…)31 hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.(31) Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.” hükümlerini ihtiva etmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, özellikle 26.11.2018 tarih ve 378 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile millî park sınırı dışına çıkarılan, arkeolog bilirkişi raporu ile de üzerinde birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunmadığı saptanan dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı yararına kadastro tespit tarihi itibari ile zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, davalı Hazine tarafından olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanıma ilişkin olarak da davanın reddi talep edildiğine göre, mahkemece davalı aleyhine yargılama giderlerine takdirinde isabetsizlik bulunmadığı, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.