Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/9631 E. 2023/240 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9631
KARAR NO : 2023/240
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine, ziynet eşyalarına yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kadının aşırı kıskanç olduğunu, tartışmalarda eşyalara ve kendisine zarar verdiğini, suçlayıcı ve saldırgan tavırlarının olduğunu, kavga esnasında davacıya da fiziksel şiddet uyguladığını hatta müşterek bebeğe süt vermeyi bile reddettiğini, üçüncü kişilerin yanında aşağılayıcı ve küçümseyici tavırlarının olduğunu, mahrem konuları üçüncü kişilere anlattığını, kendisine sosyal medya paylaşımları ile hakaret ettiğini, terör örgütü ile iltisakı ve irtibatının olduğu yönünde iftira attığını, davacının ailesine küfür ettiğini iddia ederek evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını bu nedenle boşanmalarına, müvekkili yararına 50.000 TL manevî tazminata, müşterek çocuğun velâyetinin de müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının iddialarının asılsız olduğunu, davacının hakaret ettiği, sürekli fiziksel şiddet uyguladığı sonrasında da ayaklarına kapanıp özür dilediğini, kendisini çaresiz hisseden müvekkilinin davacıyı affettiğini en son olarak …’a baba evine davacı ile beraber gittiklerini 2 gün kaldıktan sonra davacı karşı davalının çocuğunu ve kendisini terk edip gittiğini, gittikten sonra çocuğu ile ilgilenmediğini, erkeğin kendisini ölümle tehdit ettiğini iddia ederek asıl davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması neden ile boşanmalarına karar verilmesi, müvekkili lehine 600 TL tedbir ve yoksulluk, müşterek çocuk lehine 1.000 TL tedbir iştirak, 100.000 madî ve 100.000 manevî tazminata hükmedilmesini, müşterek çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesini, nişanda ve düğünde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesine bunun mümkün olmaması halinde 1.000,00 TL’ nin işlemiş yasal faizi ile müvekkiline ödenmesi talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenilmeyecek derecede temelinden sarsılmış olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir menfaat kalmadığı, meydana gelen geçimsizlikte davalı- karşı davacı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı bu nedenle ağır kusurlu olduğu, davalı-karşı davacı kadının ise eşine ve eşinin ailesine hakaret ettiği, kıskançlık yaptığı ve kendi ailesinin bulunduğu …’da yaşamak istediğini söylediği ve bu nednele hafif kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, sosyal inceleme raporu, çocuğun yaş durumu dikkate alınarak müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, kadının yoksulluğa düşeceği, sosyal-ekonomik durumu, kadının zorunlu ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi gereği kadına tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek kadın için aylık 300,00 TL tedbir, 400,00 TL yoksulluk nafakasına, çocuk için aylık 200,00 TL tedbir, 300,00 TL iştirak nafakasına, kadının boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatlerinin zedeleneceği, kişilik haklarına saldırı oluştuğu belirtilerek kadın yararına 20.000,00 TL maddî 20.000,00 TL manevî tazminat verilmesine, davacı-karşı davalı erkeğin manevî tazminat taleplerinin reddine, davalı-karşı davacı kadının ziynet eşyaları talebinin reddine karar verilmiştir

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, evlilikte müvekkilinin kusurunun olmadığını, davalı-karşı davacı kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminatların kaldırılmasını, müşterek çocuğun üstün yararı gözetilerek velâyetinin müvekkiline verilmesini, asıl davalarının tam kabulüne, karşı davanın reddine, müvekkili lehine 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin kanuna uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesinde ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede, asıl davanın ve karşı davanın ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesinde, herhangi bir mal varlığı ve geliri bulunmayan kadına yoksulluk nafakası verilmesinde, nafaka ve tazminatların kabulü ve miktarında, sosyal inceleme raporu, çocuğun annesi ile birlikte yaşaması, anne ile kalmasının risk oluşturmadığının uzman raporunda belirtilmesi, yaşı dikkate alındığında müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesinde, erkeğin evlilikte ağır kusurlu olması nedeniyle manevî tazminat talebinin reddine yönelik verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı-karşı davalı erkeğin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, evlilikte müvekkilinin kusurunun olmadığını, davalı-karşı davacı kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminatların kaldırılmasını, müşterek çocuğun üstün yararı gözetilerek velâyetinin müvekkiline verilmesini, asıl davalarının tam kabulüne, karşı davanın reddine, müvekkili lehine 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar asında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, tarafların boşanma davalarının kabulü , maddî ve manevî tazminat ile kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarları, müşterek çocuğunun velâyetinin çocuğun üstün yararı gereği kime verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi hükümleri, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 185 inci maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 182 nci maddesinin ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 355 inci maddesi, 339 uncu maddesinin birinci fıkrası, 343 üncü maddesinin birinci fıkrası, 346 ncı maddesinin birinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri , Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3 üncü maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Ayrıca Sözleşmenin 1 inci maddesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şarTLarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.