YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/146
KARAR NO : 2023/1392
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1176 E., 2022/1727 K.
DAVALILAR : 1-…
2-…
vekilli Avukat …
DAVA TARİHİ : 19/01/2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/44 E., 2019/353 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin … Serigrafi Boya Montaj San Tic. Ltd. Şti.’nde 15.09.2009 – 01.08.2010 tarihleri arasında çalıştığını, 01.09.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığını, müvekkilinin … Serigrafi Boya Montaj San. ve Tic. Ltd. Şti’ndeki çalışmalarının iptal edilmesi nedeniyle yaşlılık aylığının kesildiğini ve ödenen aylıkların iadesinin istendiğini beyan ederek, müvekkilinin, … Serigrafi Montaj San. ve Tic. Ltd. Şti’nde çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili; davacının, iptal edilen çalışmalarının … İl Müdürlüğü kapsamındaki bildirimlerin olduğunu, davalı şirket nezdinde bildirilen çalışmaları ve işe giriş bildirgesinin bulunmadığını, 2015 yılı itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın reddi gerektiğini, davacının, 01.09.2010 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının … Geri Dönüşümlü Mad. … Mad. … Montaj Metal Ürün Ltd. Şti. adına kayıtlı … sicil sayılı işyerinden bildirimlerinin denetmen raporunda, işyerinin sahte sigortalılık bildirimlerinde bulunduğu gerekçesiyle davacının, 2019 yılında 132 gün ve 2010 yılında 198 gün bildiriminin iptal edildiğini, ayrıca 2006 – 2007 yıllarında dikkate alınmayan hizmetlerinin değerlendirilip güncellendiği ve borç kaydı oluşturulduğunu, hizmet akdinin unsuru fiili çalışma varlığı olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, iptal edilen sigortalılığını öğrendikten sonra çok kısa bir süre içerisinde davasını açtığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, Kurumun, davanın açıldıktan sonra sahte sigortalılıkları tespit edebildiğini, müvekkilinin, sigortalılığını iptal edilebileceğini, çalıştığı işyerinin farklı bir işyeri üzerinden bildirim yaptığını bilemeyeceğini, bu görevin davalıya ait olduğunu, Kurumun 25.01.2018 tarihli müfettiş raporunda davalı şirketin gerçekten faaliyet gösteren bir şirket olduğunun tespit edildiğini, dosyaya sunulan işyerinde çekilen fotoğraflar ve 14.06.2007 tarihli yoklama fişinin hak düşürücüyü süreyi kesen belgeler olarak kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile özellikle, davalı … Boya Montaj San Tic. Ltd. Şti.’nde 15.09.2009 – 01.08.2010 tarihleri arasında çalışmanın tespiti isteminde, 5510 sayılı Yasa’nın 86/9’uncu maddesi uyarınca beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra, 19.01.2016 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davalı … şirketinin tüzel kişilik kazandığı tarih ve davacının istemine konu dönem değerlendirildiğinde dava dışı … Geri Dönüşüm Mad. Ltd. Şti. adına kayıtlı … sicil sayılı işyeri ve dava dışı … Geri Dönüşüm Mad. Ltd. Şti. İle davalı … şirketi arasında işyeri devri ve işverenler arasında organik bağ bulunmadığı dikkate alındığında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin, iptal edilen sigortalılığını öğrendikten sonra çok kısa bir süre içerisinde davasını açtığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, Kurumun, davanın açıldıktan sonra sahte sigortalılıkları tespit edebildiğini, müvekkilinin, sigortalılığını iptal edilebileceğini, çalıştığı işyerinin farklı bir işyeri üzerinden bildirim yaptığını bilemeyeceğini, bu görevin davalıya ait olduğunu, Kurumun 25.01.2018 tarihli müfettiş raporunda davalı şirketin gerçekten faaliyet gösteren bir şirket olduğunun tespit edildiğini, dosyaya sunulan işyerinde çekilen fotoğraflar ve 14.06.2007 tarihli yoklama fişinin hak düşürücüyü süreyi kesen belgeler olarak kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek, kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının 15.09.2009 – 01.08.2010 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmet tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…