Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/2159 E. 2008/9344 K. 10.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2159
KARAR NO : 2008/9344
KARAR TARİHİ : 10.10.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. … ile davalı vek.Av. … Aytekin’ in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalan 28.12.2004 tarihli bayilik sözleşmesine istinaden yatırım yaparak çalışmaya başladıklarını, davalının 01.02.2005 tarihli yazısı ile akdi fesih ettiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle zarara uğradıklarını iddia ederek, 25.000 YTL manevi, 220.000 YTL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacı ile imzalanan 28.12.2004 tarihli bayilik sözleşmesi sonrası, davacının satın aldığı malın bedelini sözleşmede belirlenen plana göre yapmadığını ve yine bölge içi ve bölge dışı satış koşullarına uymadığını, yapılan uyarıdan sonuç alınmaması üzerine akdin haklı nedenle fesih olunduğunu ve fesih sonrası tarafların ibralaştıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının akdin haklı nedenle fesih edildiğini kanıtlayamadığı ve davacının araç alım ve eleman temini gibi giderlerinin davalı yanca karşılanacağına dair sözleşmede hüküm bulunmadığından bu konudaki talebin yerinde bulunmadığı gerekçeleriyle benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
28.03.2005 tarihli fesihname başlıklı belge içeriğine göre, davacı ve davalı şirketin bayilik akdini 08.02.2005 tarihi itibariyle sonlandırdıkları ve davalı yedinde bulunan teminatın iadesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar anılan belgede davacı adına atılan imzanın davacıyı temsil ve ilzam eden kişiye ait olmadığı görülmekte ise de bayilik akdinin teminatı olarak davalıya verilen teminat mektubunun belgeyi imzalayan kişiye teslim olunduğu ve teminat mektubunun bilahare davacı şirketçe muhatap bankaya iade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda bayilik akdinin karşılıklı olarak fesih edildiğinin ve belgenin davacıyı bağladığının kabulü gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 550.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.