Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1592 E. 2023/1286 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1592
KARAR NO : 2023/1286
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

Esas No : 2023/1592
Karar No : 2023/1286

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 18.05.2022
SAYISI : 2021/2024 E., 2022/1009 K.
DAVACI : … vekili Avukat …
DAVALI : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 27.10.2016
KARAR : Esastan Ret
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 06.04.2021
SAYISI : 2016/456 E., 2021/132 K.

Taraflar arasındaki aidiyet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili …’in 09.06.1991 tarihinde … ve Kiremit Fabrikasında sigortalı olarak çalışmaya başladığını ve bu tarihte … sicil numarası ile SGK kaydının bulunduğunu, 09.06.1991 tarihli işe girişten sonra askere gittiğini ve askerden döndükten sonra yeniden SGK kaydı yapılarak … sicil numarası ile aynı iş yerinden çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin sigorta kayıtları incelendiğinde isminin sehven … olarak kaydedildiğini, 15.04.1996 tarihinde ise … olarak yeni bir kayıt işlemi yapıldığını ve müvekkilinin iki farklı isimle iki farklı sigorta kaydı oluşturulduğunun görüldüğünü, müvekkilinin iki sigorta kaydının oluşturulmasının nedeninin her ne kadar ismi nüfus kayıtlarında … olsa da aile içinde ve sosyal çevresinde herkesin kendisine “…” hitap etmesi ve bilmesinin olduğunu, müvekkilinin isminin “…” olduğunu iş çevresi de dahil olmak üzere kimsenin bilmediğini, bu hususun tanık ve kolluk araştırmasıyla tespit edilebileceğini, müvekkilinin 24.07.2014 tarihli dilekçesi ile davalı kuruma sigorta sicil numaralarının birleştirilmesi için başvuru yaptığını ancak davalı kurumun “… sigorta sicil numaralı … oğlu … doğumlu …’e ait olduğundan birleşme işlemi yapılmamıştır.” denilerek taleplerinin reddettiğini ancak nüfus kayıtları incelendiğinde müvekkili …,… doğumlu olduğunun görüleceğini tüm bu nedenlerle 09.06.1991 tarih … sicil sayılı kaydın müvekkili …’e ait olduğunun tespiti ile müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin 09.06.1991 olduğunun tespitine, 09.06.1991 tarih … ve 15.04.1996 tarih …sicil sayılı hizmetlerin birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK cevap dilekçesinde özetle; kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının talep ettiği … sigorta sicil numaralı dosyanın kimlik bilgilerinde … oğlu…’den olma …doğumlu …’e ait olduğu ve işe giriş bildirgesindeki …sicil numaralı … ve Kiremit Sanayi iş yerinde 09.06.1991 ile 30.06.1991 tarihleri arasında 9 günlük çalışmanın bordro kayıtlarında yine …olarak geçtiğini, … T.C. Kimlik numaralı davacının sigorta sicil numarasının … olarak geçtiğini ve işe giriş bildirgesinin ilk giriş olarak verildiğinin görüldüğünü, sigorta kayıtlarındaki isim farklılıklarının hizmetin başkasına ait olma ihtimalini taşıdığını, işe giriş bildirgesindeki farklılıkların o işe giriş bildirgesinin başkasına ait olma ihtimalini doğurduğunu zira davacının iddia ettiği gibi bu sicil numaralarının kendisine ait olma ihtimalinin hayatın doğal akışına ters olduğunu, davacının tekrar işe girdikçe mevcut olan sicil numarasını, işe giriş bildirgesi verilirken bildirmesi gerektiğini bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile dava açma sebebiyeti vermediği için kurumları aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir. zaman aşımı defi ile ilk itirazlarının yapılmış sayılmasını, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Somut uyuşmazlıkta,
a) … ve … oğlu 01.07.1976 doğumlu davacı … aile sıra no, 27 sırada nüfusa kayıtlı olduğu, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında ilk defa Tokat yolu üzeri Erbaa adresinde bulunan … Kiremit San. Tic. Ltd. Şti.adına işlem gören … sicil sayılı işverence verilen 15.04.1996 işe başlama tarihli “İlk İşe Giriş Bildirgesine” istinaden 22.280.548 sigorta sicil numarası ile tescil olduğu, işe giriş bildirgesinde davacı bilgilerinin …,… oğlu, 1976 doğumlu, … no … nüfusuna kayıtlı olarak belirtildiği,

b) Aidiyeti istenen … sigorta sicil numaralı Kurum kayıtlarının incelenmesinde ise; … adına verilmiş 09.06.1991 işe başlama tarihli “İlk İşe Giriş Bildirgesinde” sigortalının 1976 doğumlu …,… oğlu olduğu, nüfus kayıt bilgilerinin ise …,… de Tokat Erbaa nüfusuna kayıtlı olarak bildirildiği, işverenin ise … Tuğla Kiremit San. Tic. Ltd. Şti.adına işlem gören … sicil sayılı işveren olduğu, bu işyerinden … adına 1991/2. Dönemde 9 gün hizmet bildirildiği,
c) … Tuğla Ldt. Şti. vekili 26.12.2016 tarihli dilekçesinde, davacının şirket yetkilileri tarafından daha önceleri … ismiyle bilindiğini beyan etiği,

d) T.C. Erbaa Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün 30.11.2016 günlü yazısında … oğlu Erbaa 1976 doğumlu … adına herhangi bir şahıs bulunmadığının belirtildiği, Müdürlüğün 27.12.2018 günlü yazısı ekinde ise …,…’den olma 1976 doğumlu kişilerin listesinin gönderildiği, listede … isimli kimsenin bulunmadığı, … adına verilmiş 09.06.1991 işe başlama tarihli “İlk İşe Giriş Bildirgesinde” yer alan cilt-hane-sıra no bilgilerinin … isimli kadına ait olduğunun belirtildiği,

e) … Blok Tuğla Kiremit San. Tic. Ltd. Şti.adına işlem gören 20242.60 sicil sayılı işverence verilen 1991/2 . Döneme ait dört aylık dönem bordrosunda adlarına hizmet bildirilen ve bu yönüyle kamu tanığı vasfı bulunan …,… beyanlarında davacı ile birlikte 1991 yılında birlikte çalıştıklarını, davacının işyerinde … ismiyle bilindiğini beyan ettikleri,

f) Kolluk araştırması sonucu tanzim olunan 017122916 tarihli tutanakta davacını aile ve iş çevresinde … olarak bilindiğinin kayıt altına alındığı tespit olunmuşur.

Bu bağlamda Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller,getirtilen ve ibraz edilen bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; gerek davacının iş ve aile çevresinde … ismiyle bilinmesi, gerek Erbaa nüfusuna kayıtlı … ve … oğlu 1976 doğumlu … isimli bir kişinin bulunmadığının anlaşılması ve gerekse davacının işyerinde … ismiyle bilindiğine ve 1991 yılında işyerinde çalıştığına yönelik bordro tanığı beyanları karşısında; … sigorta sicil numarası üzerinden … adına bildirilen hizmetlerin davacıya ait olduğu vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne dair hüküm aşağıda tesis edilmiştir. ” gerekçelerine dayalı olarak, “Davanın kabulüne; … sigorta sicil numarası üzerinden … oğlu … adına bildirilen hizmetlerin, … sigorta sicil numaralı davacı … oğlu …’e ait olduğunun ve davacının sigorta başlangıç tarihinin 09.06.1991 tarihi olduğunun tespitine, her iki sigorta sicil dosyasından bildirilen hizmetlerin davacı adına davalı Kurum nezdinde birleştirilmesine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay içtihatları doğrultusunda kamu düzeni ile ilgili bu davada gerçeğin tam olarak saptanması kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gerektiğini, mahkemece resen araştırma yapılması gerektiğini, davacının davasını kanıtlayamadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçelerinde belirttikleri hususları tekrarladıklarını, zaman aşımı itirazlarını yinelediklerini, kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davacının davasını ispatlayamadığını, davanın reddi gerektiğini, dava açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet aidiyeti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.