Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/3853 E. 2009/3509 K. 22.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3853
KARAR NO : 2009/3509
KARAR TARİHİ : 22.04.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili müvekkiline borçlu bulunan…’in dava dışı …’e muvazaa ile devrettiği taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde kendilerine pay ayrılmadığını, oysa tasarrufun iptali için Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtıkları 2006/15 E. sayılı davanın devam ettiğini, dava aşamasında taşınmaz üzerine ihtiyati haciz de konulduğunu ileri sürerek anılan davanın bitmesinin beklenmesini ve sonuca göre sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin dava dışı …’den olan alacağının tahsili için giriştikleri icra takibinde, borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine haciz koydurarak satış yaptırdıklarını, davacının ihalenin feshi isteminin Kadıköy 2. İcra Mahkemesinin 2006/304 E. sayılı dosyası ile “tasarrufun iptali davası sonuçlandığında ihtiyati haczin sıra cetveli düzenlenmesinde dikkate alınacağı” gerekçesiyle reddedildiğini, davacının da sıra cetvelinde dördüncü sıraya alındığını, davacının ihtiyati haciz kararı aldıktan sonra tamamlayan merasimi gerçekleştirmediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının ihtiyati tedbir yoluyla, tasarrufun iptali davasında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesini sağlayamadığı, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nun 283/II nci maddesi gereğince işlem yapılarak iptal davası bakımından üçüncü şahsın elinden çıkardığı mallar bakımından bu malların yerine geçen değerler oranında tazminat istenebileceği, davacının bu iddiayla dava dışı … hakkında açacağı bir dava sonucunda aldığı ilamla takibe girişebileceği, davacının kendi yararına aldığı bir ihtiyati haciz bulunmadığı, sunulan ihtiyati haciz kararının niteliği incelendiğinde İcra ve İflas Kanunu’nun 257 nci maddesine uygun bir ihtiyati haciz olup, davasının hacze iştirak ve sıra cetveline itiraz şartlarını gerçekleştiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasarrufun iptali davası borçlunun, haciz veya iflastan önce yapmış olduğu ve aslında geçerli olan tasarruf işlemleri ile malvarlığından uzaklaştırdığı mallardan, bunlar sanki borçlununmuş gibi, alacaklıların tatmin edilmesini sağlayan bir davadır.
Somut olayda davacı dava dışı borçlu…’den alacaklı olup, bu alacağının tahsili için 17.02.2002 tarihinde Kadıköy 6. İcra Müdürlüğü’nün 2002/7090 sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişmiştir. Adı geçenin paylaşıma konu taşınmazını 07.12.2001 tarihinde oğlu …’e devretmesi üzerine bu kez Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tasarrufun iptali davası açmış ve bu dava dosyasında 24.02.2006 günü “İİK.nun 281/2. maddesi uyarınca tasarrufun iptaline konu edilen” taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş, bu karar Kadıköy 6. İcra Müdürlüğü’nün 2006/2438 sayılı dosyası üzerinden infaz edilerek taşınmazın tapu kaydı üzerine 27.02.2007 günü şerh verilmiştir. Bilahare 07.06.2007 gün ve 2007/194 K. sayılı kararla tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm Yüksek 17. Hukuk Dairesinin 2008/2523–4914 E.K. sayılı kararı ile onanmıştır. Böylece davacı tapu kaydında … adına kayıtlı olsa bile, önceki malik ve kendi borçlusu durumunda bulunan…’in borcu için anılan taşınmazı, tıpkı…’inmiş gibi, icra takibine konu etmek hakkına kavuşmuştur.
Davalı yanca girişilen takibin borçlusu ise tapuda malik görünen …’dir. Ne var ki, taşınmazın devri şeklinde ortaya çıkan tasarruf davacıya karşı ileri sürülemez hale geldiğinden, sonraki malikin borcundan dolayı konulan haciz de davacıya karşı ileri sürülemeyecektir.
Tasarrufun iptali davası aynî nitelikte bir dava olup, malın üçüncü kişiye devrinin engellenip engellenmemesi, davacının hukuki durumunu değiştirmez. … tasarrufun iptali davasında davalı sıfatını haizdir. Malın nihai el değiştirmesi ise cebri ihale ile gerçekleşmiştir. Somut olayda malın…’e aitmiş gibi cebri icraya konu edilmesi söz konusu olup, dördüncü bir kişiye iyiniyetli devir bulunmadığından, sonraki malik … hakkında ilam alınması gerektiğine ilişkin gerekçe yasal dayanaktan uzaktır.
Diğer taraftan hükme esas alınan hatalı ve yanılgıya dayalı bilirkişi raporunun aksine taşınmazın tapu kaydına İcra ve İflas Kanunu’nun 281/II nci maddesine uygun biçimde ihtiyati haciz şerhi verilmiştir. Doğrudan doğruya malın aynını ilgilendirmeyen, bir diğer ifade ile şahsi hak doğuran tasarrufun iptali davası bakımından bu geçici hukuki himaye tedbirinin ihtiyati tedbir ya da aynı yasanın 257 nci maddesine uygun bir ihtiyati haciz olduğu şeklindeki kabulde isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.