YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/899
KARAR NO : 2023/1289
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1539 E., 2022/3000 K.
FER’İ MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 27.02.2018
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Feri müdahil vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/134 E., 2020/245 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen prime esas ücretin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket bünyesinde Eylül 2007 Nisan 2013 arasında ocak işçisi olarak çalış fesih tarihinde son net ücretinin 3.000-TL olmasına rağmen kuruma primlerinin asgari ücretten bildirildiğini, işçilik alacakları içi açılan … 6. İş Mahkemesinin 2015/691 Esas sayılı dosyasında davacının son net ücretinin 2.050-TL net 3.023,49-TL brüt olarak tesbit edildiğini, anılan dosyada dinlenen bordro tanıklarının davacının günlük 100,00-TL ücret aldığını beyan ettiğini buna rağmen daha düşük ücretten hesaplama yapıldığını ileri sürerek, davacının ücretinin … 6. İş Mahkemesinin 2015/691 Esas sayılı dosyada bulunan bordro tanık beyanları esas alınarak yeniden hesaplanarak kurum kayıtlarının düzeltilmesi, bunun mümkün olmadığı takdirde dava dosyasındaki bilirkişi raporunda belirtilen ücret üzerinden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davanın süresinde olmadığını zaman aşımına uğradığını, anılan dosyanın henüz kesinleşmediğini, anılan dosyadaki esas alınan ücretin davacının gerçek ücreti olmadığını, dinlenen tanıkların çalışmalarının fasılalı olduğunu, davacıdan çok önce işten ayrıldıklarını davacının çalışmasının fasılalı 3 ay 12 gün olmasına rağmen 4 ay 2 gün olarak tesbitinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
2.Fer’i müdahil Kurum vekili davaya verdiği cevap dilekçesinde; davanın kamu düzenine ilişkin olup çalışma olgusunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatı gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davanın Kabulü ile, davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin prime esas kazanç tutarlarının dönemsel asgari ücretin 1,4215 katı olduğunun tespitine, ” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil SGK vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işçinin imzasını taşıyan bordronun sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme sonucu verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu davanın kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlılıkla ve özenle araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
2.Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun yapmış olduğu işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davacının kendi kusuru ve yasal süresi içerisinde yapmadığı başvuru nedeniyle sonradan hak iddia etmiş olmasının hukuken mümkün olmadığından davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2021 tarih ve 2021/444 Esas, 2021/1498 Karar sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta, iddia olunan gerçek ücretle ilgili davacı işçinin imzası bulunan aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, imzalı ücret bordroları veya yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyan hiçbir belge, kayıt, bordro veya hesap pusulası bulunmaması karşısında davanın reddine karar verilecek yerde kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçelerine dayalı olarak “Davalı ve feri müdahil kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 2 numaralı alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında; “Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde, davacı yanın 2007/09-2013/04 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde, son net ücretinin 3000 TL olduğunu beyanla, prime esas ücretinin tespitini istediği eldeki davada, davacının hizmet döküm cetveline göre; 20.09.2007-30.12.2007 tarihleri arasında … sicil sayılı dava dışı … Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nden, 06.12.2007 – 29.01.2008 tarihleri arasında 1134843.07 sicil sayılı davalı işyerinden, 01.03.2008 – 25.07.2008 tarihleri arasında dava dışı … sicil sayılı dava dışı “…” unvanlı işyerinden, 26.07.2008 – 06.08.2008 tarihleri arasında … sicil sayılı davalı işyerinden, 07.08.2008 – 13.05.2009 tarihleri arasında 1140661.07 sicil sayılı davalı iş yerinden,14.05.2009 – 25.08.2011, 04.01.2013 – 15.03.2013, 16.03.2013 – 01.04.2013, 02.04.2013 – 1204.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinden, sigortalı bildirimlerinin yapıldığının anlaşılması karşısında, davacının öncelikle beyanı alınmak suretiyle, hizmet tespitine yönelik bir talebinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, hizmet tespitine yönelik talebinin olduğunun anlaşılması halinde hizmet tespitine yönelik yöntemince araştırma yapılmalıdır. Aksi halde, İlk Derece Mahkemesince davacının ücretinin, TÜİK Kazanç Bilgi sorgulamasına göre 2014 yılı Kasım ayı için belirlenen brüt ortalama ücret esas alınarak, dönemsel asgari ücretin 1,4215 katı olduğundan bahisle, davacı yanın ücretinin yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesince, iddia olunan gerçek ücretle ilgili olarak, dosyada, davacı işçinin imzası bulunan aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, imzalı ücret bordroları veya yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyan hiçbir belge, kayıt, bordro veya hesap pusulası bulunmaması karşısında, verilen kararın yerinde olmadığı konusundaki yaklaşımı isabetli bulunmuştur. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde de yerini bulunan anılan kayıtların mevcut olup olmadığı konusunda, Mahkemece, davacı yanın da beyanı alınmak kaydıyla, yukarıda izah edilen yönteme uygun olarak ayrıntılı inceleme ve araştırma yapılmalı, yapılan araştırma sonucunda iddia olunan gerçek ücretle ilgili olarak bir belirleme yapılamadığı takdirde, Mahkemece, işçilik alacaklarına yönelik kesinleşen davada verilen karar sonrasında davacıya işverence ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenip, buna göre ödemenin yalnızca hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği dikkate alınarak, toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. ” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dairemizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmuştur. Bu kapsamda hükmüne uyulan bozma ilamı gereği davacı tarafın beyanına başvurulmuştur. Bu taraf hizmet tespitine yönelik bir dava ve taleplerinin olmadığını, dosyada mevcut belge dışında bozma ilamında sözü edilen nitelikte ellerinde bilgi belge olmadığını ifade etmiştir.
Alacak dosyasında hükmedilen meblağın tahsil durumu araştırılmış, ilgili icra dosyası örneği UYAP’ta kayıtlı olanları itibari ile dosyaya sağlanmış ve tahsilat yapıldığı görülmüştür. Bunlardan sigorta primine esas alacaklar olan fazla çalışma, hafta tatili ve UBGT ücreti alacakları son ayın primine esas kazancına dahil edilmiştir. Bu yapılırken fesih tarihi itibari ile bildirilen SPEK’te gözetilmiş ve fesih tarihinden sonraki iki ayı geçmemek üzere tahsilat miktarı bölünerek sonuca gidildiği” gerekçeleriyle “Davanın kısmen kabulü ile; alacak davası gereği yapılan ödemelerin 6.002,08 TL’sinin 2013 yılı 4. ay, 6.360,90 TL’sinin 2013 yılı 5. ay, 6.360,90 TL’sinin 2013 yılı 6. ay sigorta primine esas kazancına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkil davacının, davalı şirket bünyesinde Eylül 2007 – Nisan 2013 tarihleri arasında ocak işçisi olarak çalışmış olup fesih tarihi itibariyle almış olduğu son net ücretin 3.000 TL olmasına rağmen davalı şirketçe SGK’ya asgari ücret üzerinden prim ödemesinin yapıldığı, müvekkilin iş sözleşmesinden doğan alacakların tahsiline yönelik açmış olduğu … 6. İş Mahkemesi 2015/691 E. nolu dosyasında yer alan bilirkişi raporunda müvekkilin almış olduğu son net ücretin 2.050,00 TL brüt ücretin ise 3.023,49 TL olduğunun tespit edildiği, müvekkil davacının maaşının olduğundan eksik gösterildiği dolayısıyla sigorta primlerinin davalı şirketçe eksik yatırıldığının açık olduğu, Mahkemece davalı şirket tarafından icra dosyasına yapılan ödemelerin son üç ayın prime esas ücretine dahil edilerek karar verilmiş olmasının usul ve yasalara aykırı olduğu, müvekkilin davalı şirkette çalışmış olduğu tüm dönemde ücretin bir kısmı elden bir kısmı bankaya ödenmek suretiyle çalıştığı, yalnızca son üç ayda bu şekilde çalışıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek kısmen kabul kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı …Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacının hizmet döküm cetvelinin ve davacıya ait ücret pusulalarının incelenmesinde davacının son ücretinin kesin ve yazılı delillerle ortada olduğu, buna uygun olarak hesap pusulaları ve bordroların tanzim edildiği, anılan bordro ve hesap pusulalarında davacının imzası bulunduğu, hiçbir itiraz ve ihtirazi kayıt koymadan imzalayan davacının afaki ücret taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, eksik ve yetersiz inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya kapsamında ki bilgi ve belgelerin davacının gerçek ücretini doğrular nitelikte olduğu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Fer’i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkil Kurumca … sicil numaralı … Mermer San. Tic. A.Ş. unvanlı işyeri dosyasında davacı …’ a ait herhangi bir bilgi, belge, sözleşme veya kayda rastlanılmadığı, işyeri dosyasında sigortalının prime esas kazancının düşük yatırıldığına dair şikayetinin olmadığı, prime esas kazancın eksik yatırılmasının tespitinin ancak kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılacak kayıt incelemesi neticesinde defter ve belgelerden yapılacak kaydi tespit, ya da durum tespit tutanağı neticesinde çalışan sigortalıların vereceği ifadeler çerçevesinde denetmenlerce düzenlenecek raporla tespitinin mümkün olduğu, davacı tarafın iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığından, davacı yönünden davanın kısmen kabulü kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, buna göre davacı tarafın daha önce açmış olduğu işçilik alacak davasında almış olduğu işçilik alacağı tutarı içinde bu kanuna göre prime esas kazanç hesaplamasına tabi tutulmayacak alacakların da olduğunun göz ardı edildiği, sınırlı belge ve olgularla ispatı ortaya konan prime esas kazanç tutarının bu hususa dikkat edilmeden bir icra dosyasından hesaplanması ve hükme esas alınmasının hukuken doğru bir değerlendirme olmadığı, kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtlan, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bunun yanında; 6100 sayılı HMK.nın “senede karşı tanıkla ispat yasağı” başlıklı 201 inci maddesinde ise; “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz” hükmü yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tüm taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Tüm taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,
16.02.2023 gününde karar verildi
…
…
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin 2021/7772 E, 2021/11456 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
1. 5510 sayılı Kanun’un 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanlış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir.
2. Somut uyuşmazlıkta, davacının kesinleşmiş ve dönemlerine göre de işçilik alacakları tespitine esas olmuş belirlenen ücreti işçilik alacaklarında ödeme olgusuna bağlı olarak ödenmiş ise son aya mal etme yönünde yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş ve bozma sonrası mahkemece her aya mal etme yönünde karar verilmiştir. Karar altına alınan ücret olduğuna ve ücretler hak edildikleri aya mal edileceğine göre yerel mahkemenin kararı isabetlidir.
3. Diğer taraftan her ne kadar mahkemece uyulmuş ise de Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır. (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Kamu alacağının sözkonusu olduğu yerde kesin delillerin de delil serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Prime esas kazanç tespiti bu yönü ile kamu düzeninden olup, bozmaya uyulması müktesep hak da teşkil etmeyecektir.
4. Kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, çoğunluğun salt ücret yönünden son aya mal etme nedeni ile kararı onaması yasanın açık düzenlemesine aykırı olup, temel sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle bozma kararına katılınmamıştır.