Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/2483 E. 2009/9394 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2483
KARAR NO : 2009/9394
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı …ile vek.Av….ve davalılardan … vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, davalı … oğlu …’in müvekkili aleyhine Alanya 2.İcra Müdürlüğü’nün 2004/2611 sayılı dosyadan takibe geçtiğini, imzaya itirazının süresinde olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, davalı hakkında yapılan şikayet sonucunda evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını ileri sürerek takip ve dava konusu senetle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bu dosya ile birleştirilen 2008/103 Esas sayılı dosyada davacı vekili 70.000.-TL.bedelli senede dayanarak yapılan takip sonucu müvekkiline ait taşınmazların davalılar adına tescil edildiğini, davalılara borcu bulunmadığını ileri sürerek senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … (… oğlu) vekili cevabında, müvekkilinin davacıya borç para verip dava konusu senedi aldığını, imzaya süresinde itiraz etmediğini, kamulaştırma işlemleriyle müvekkilinin ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve … kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığının Adli Tıp incelemesi sonucunda tespit edilemediği, Adli Tıp son mercii olmadığından, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacının kesin mehle rağmen bilirkişi masrafını yatırmadığı, davacının senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu senet 25.09.2003 tanzim, 20.11.2003 vade tarihli olup, keşidecisi davacı …, lehdarı ise davalı …’dir. İhdas nedeni nakden olarak gösterilen senedin bedeli 70.000.-TL.dir.
Senet lehdarı … hakkında evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza davası açıldığına, davacı da davada müşteki olduğuna göre, bu davanın sonucu belirlenmeden menfi tespit davasının karara bağlanması isabetsizdir.
Diğer taraftan imza incelemesi yapan Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın davacıya ait olup olmadığının saptanamadığı belirtilmiş, davalı … vekili tekrar imza incelemesi talep etmiştir. Bu durumda imza incelemesi için gerekli masraftan davacının sorumlu tutularak masraf yatırmadığı, bu nedenle imzanın kendisine ait olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi kabul şekli itibariyle isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 625.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.