YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/18
KARAR NO : 2023/1899
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
A. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.06.2018 tarihli kararının, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; katılan vekilinin yokluğunda verilen ve 25.06.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 01.07.2018 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Kelkit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gereğince dava açılmıştır.
2. Sanık hakkında Kelkit Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
3. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.06.2018 tarihli kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca “5” yıl ve “10” yıl ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine “1” yıl ve “1 yıl 6 ay” yazılması suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, yaşı küçük katılanın rızasıyla bindiği sanığın aracından inmek istemesine rağmen sanığın aracı durdurmayarak katılanı hürriyetinden yoksun bıraktığı iddiasına ilişkindir.
2. Dosya içerisinde yer alan 18.07.2016 tarihli olay ve teslim tutanağı içeriğine göre, yaşı küçük katılanın Öbektaş Beldesi kenarında bulunan bir dağ yolu üzerinde kolluk kuvvetlerince bulunduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yaşı küçük katılanın ikamet ettiği yere gitmek amacıyla sanığa ait araca bindiği, sanık ile katılan ve yanlarında bulunan Fatih isimli şahsın bir süre beraber vakit geçirdikten sonra, eve doğru seyir halinde bulundukları sırada katılanın araçtan inmek istemesine rağmen sanığın indirmeyerek üzerine atılı suçu işlediği kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesinin kararında alt sınırdan fazla uzaklaşılarak ceza verilmesi dışında usule veya esasa ilişkin bir hukuka aykırılığın bulunmadığı belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca istinaf istemlerinin düzeltilerek reddine karar verilmiştir.
III. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dairemizin 21.11.2022 tarihli, 2021/16605 Esas, 2022/17130 Karar sayılı kararı ile katılan vekiline “Tebligatın yapıldığı tarihten itibaren CMK.nın 295/1. maddesi uyarınca 7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine” ilişkin ihtarat içeren tebligatın yapıldığı ancak katılan vekilinin gerekçeli temyiz dilekçesi sunmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. Suç tarihinde katılanın köyüne gitmek amacıyla sanığa ait arabaya bindiği, katılanın köyünde inmek istediğinde sanığın durmayarak arabayı sürmeye devam ettiği, bu sırada sanığın katılanın saçını okşayıp vücuduna dokunmaya çalıştığı, katılanın aracın kapısını açarak arabadan atladığı, kaçmaya başladığı bu
sırada başına gelenleri telefonla dosya kapsamında tanık olarak dinlenen şahıslara ilettiği ve katılanın köy yolunda kolluk kuvvetleri tarafından bulunduğu belirlenmiş olup sanık müdafiinin mahkumiyete yeterli delil olmadığına, tanık beyanlarının tarafsız olmaması nedeniyle itibar edilmemesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince evrak üzerinden düzeltilen hükümde “2 yıl” yerine “1 yıl 6 ay” olarak eksik belirlenen ceza maddi hesap hatası olarak kabul edilmiştir.
3. Katılanın alınan ifadesinde kendisinin arabadan inmek istemesine rağmen sanığın arabayı durdurmadığı ve saçını okşayıp vücuduna dokunmaya çalıştığı seklindeki beyanı göz önüne alındığında sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği ve bu nedenle cezasında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
4. İlk derece mahkemesi tarafından “…yaşı küçük katılanda meydana gelebilecek psikolojik ve travmatik tehlikeye ilişkin manevi zararın boyutu da dikkate alınarak …” gerekçesiyle cezasının somutlaştırılması suretiyle alt sınırdan uzaklaşarak hüküm kurulduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesince cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ve 61 nci maddesindeki matbu ifadelere dayanarak duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ile yeni bir hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
1. Gerekçenin (A) bölümünde belirtildiği üzere, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; katılan vekilinin yokluğunda verilen ve 25.06.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 01.07.2018 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçenin (B) bölümünde belirtildiği üzere başkaca yönleri incelenmeyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.06.2018 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2023 tarihinde karar verildi.