Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4556 E. 2023/916 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4556
KARAR NO : 2023/916
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/67 Esas, 2015/534 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 21.900 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2020 tarihli ve 2016/124727 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebebi, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. . Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “… Yapılan yargılama, İddia, sanık savunmaları, tanık beyanları, katılan beyanları, kaza tespit tutanağı ve trafik kazasına ilişkin fotoğraflar, ATK dan alınan kusur oranına ilişkin rapor, .(kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine ait 2011/2 Esas sayılı dosya kapsamı, HTS kayıtları, suça karışan aracın gümrük kapısından giriş çıkış kayıtlarına ilişkin .gümrük müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde sanık …’ın sevk ve idaresinde bulunan . plaka sayılı kamyon ile maktulün sevk ve idaresinde bulunan .plakalı … .ilçesi .civarında çarpışması neticesinde maktulün yaralandığı, kaldırıldığı … . Üniversitesi Hastanesinde 22.08.2010 tarihinde hayatını kaybettiği, sanık …’ın alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, kazaya karışan aracı kullanan kişinin dayısı … olduğunu beyan ettiği, olaydan hemen sonra … kazaya karışan aracı kendisinin kullandığını beyan etmiş ise de bir süre sonra suçu üstlendiğini itiraf ettiği, her ne kadar … suçlamayı kabul etmemiş ise de olay günü …’nin . gümrük müdürlüğünden gelen yazı cevabındanda anlaşılacağı üzere . plaka sayılı … ile sınır kapısından giriş çıkış yaptığı, oysa kazaya karışan aracın .plaka sayılı … olduğu, dolayısıyla sanık …’ın olay günü dayısı . ile birlikte .plakalı … içerisinde olduğu yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığı, yine sanık …’ın dayısı . ile birlikte .plakalı … ile . ilçesine gittiklerini savunmuş ise de olay gününe ilişkin HTS kayıtları incelendiğinde … ile …’ın farklı yerlerde bulunduklarının tespit edildiği, sanık …’ın savunmalarının çelişkili olduğu, bununla birlikte olayın oluş şekli ve kaza tespit tutanağının içeriği incelendiğinde suçu üstlenen …’nin olayı anlatımı ile olayın örtüşmediği, kazanın 76 DC 538 plakalı aracın karşı şeride geçmesi sonucu gerçekleşmesine rağmen, suçu üstlenen Nureddin’in diğer aracın kendi şeridine geçmesi sonucunda kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, dolayısıyla kazanın oluşumu konusunda …’nin yanlış beyanda bulunduğu, bu haliyle …’nin kaza anında orada olmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte olaydan kısa bir süre sonra maktül’ün eşi …’in Cumhuriyet Savcılığında yeniden beyanda bulunduğu, beyanında, kazaya karışan kişinin … olmadığı, ehliyetsiz birinin kazaya karışması sonucunda daha ağır ceza alacağı düşünülerek …’nin suçu üstlendiğini ve gerçek failden şikayetçi olduğunu beyan ettiği, olaydan hemen sonra beyanı alınan tanık …’in kazadan hemen sonra olay yerine geldiği ve …’ı olay yerinde gördüğünü beyan ettiği, her ne kadar bir kısım tanıklar sanık …’ın olay yerinde olmadıkları yönünde beyanda bulunmuş iselerde, akrabalık dereceleri göz önünde bulundurularak bir kısım tanıkların beyanlarına itibar edilmediği, kazaya karışan aracın sanığın babası …’a ait olduğu, diğer sanık … Şasinin ise sanığın dayısı olduğu, Abdullah ile Nureddin arasında herhangi bir husumetin bulunmadığı ve iftira atmasını gerektirir bir nedenin bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde kazaya karışan . plakalı aracı …’ın kullandığı anlaşılmış olup suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek üzerine atılı Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Kaza tespit tutanağı, trafik polis memuru tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporu ve … ATK trafik ihtisas dairesinden alınan kusur derecesine ilişkin rapor içeriklerindende anlaşılacağı üzere sanık …’ın gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleşen kaza sonucunda sanığın asli kusurlu olduğu anlaşıldığından olayın oluş şekline göre hakkaniyetli bir ceza tayininin gerektiği anlaşıldığından temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir. Sanığın yargılamaya bulunduğu katkı, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yargılamanın sürüncemede kalması hususları göz önünde bulundurularak sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamıştır. Her ne kadar sanık hakkında hükmolunan hapis cezası kısa süreli değil ise de, sanığın üzerine atılı eylemin taksirli suç olması ve TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine engel bir durumun olmadığı anlaşıldığından sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiştir. Sanığın eylemi ile meydana gelen zararın durumu, sanığın dosya kapsamından anlaşılan durumları, suçun işlenmesindeki özellikler, 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nın 231 maddesi uyarınca sanık hakkında müştekinin şikayetin bulunması, zararın giderilmediği, 6008 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca faydalanma isteminin bir sonuç doğurmayacağı ve dolayısı ile tüm yasal koşullar bir arada bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına, sanığa verilen cezanın niteliği gereği TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve katılanın zararlarının tazmini hususunda Hukuk Mahkemelerinde dava açabileceği hususu belirtilerek karar verilmiştir….” denilmiştir.

2. Sanık … alınan savunmasında “Kazaya karışan .plaka sayılı … aslında babama ait olup, mazot alım satımında kullandırdığı için bazı belgelere ihtiyaç duyulduğundan. Şirketi adına trafikte kaydı yapılmıştır. Bu … ile babam .dan mazot alıp satmaktadır. Aracımızın şoförüde .adlı kişidir. Olay günü.’ın rahatsız olmasından dolayı babam, dayım .’den .’a gidip şoförlük yapmasını istedi. Dayımında kabul etmesi üzerine kamyonu babam dayıma verdi. Dayım ile birlikte .’a gittik. Aldığımız mazotu .’ta sattık. Doğubayazıt’tan dönerken ablam .’ın Babacan köyünde ikamet ettiğinden yolumuzun üstü de olduğundan iftar açmak için ablamın evine uğradık. Birlikte yemek yedik. Ablam bana burada kalmamı, dayımın ise .köyü gitmesini istedi. Ben ablamda kaldım. Dayımda kamyonla beraber evine doğru yola çıktı. Yolda giderken . Köyü’nde trafik kazası yapmış. Ben kaza esnasında araçta değildim. Olayın nasıl olduğunu bilmiyorum. Kazadan sonra telefon gelmesiyle olaydan haberdar olup olay mahalline gittik. Kaza yapan aracı kullanan kesinlikle ben değildim. Dayımın ve eşi Zarife’nin neden benim hakkımda iftira attıklarını bilmiyorum ancak karşı taraf dayımı ve yengemi tehdit etmiş olabilir…” şeklindedir.

3. Suç üstlenme suçundan hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık .kolluk tarafından alınan ilk beyanında kamyonu kullandığını ve kazayı kendisinin yaptığını beyan ettiği, hakkında soruşturma işlemlerinin devamı sırasında 27.08.2010 tarihinde . Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan beyanında “… Ben 18/08/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında .plakalı aracı ben kullanmıyordum. Olay tarihinde ben ikametgahımın bulunduğu . köyünde bulunuyordum saat 24:00 sıralarında ablam . . ve oğlu . bizim eve geldi. Oğlu .ın trafik kazası yaptığını söyledi. Ancak kazanın maddi hasarlı bir kaza olduğunu ancak ehliyetinin olmadığını söyledi. Bende bunun üzerine benim ehliyetim var ben üstleniyim dedim olay yerine gittim. Daha sonra aracın şoförünün ben olduğunu söyleyerek gerekli işlemleri yaptırdım. Ailem beni suçu üstlenmemi istememesi ve pişman olduğumdan gerçeği Cumhuriyet Başsavcılığınıza söyledim ben Gülekler firmasında çalışıyorum. Şoförüm. Ben aynı gün yurt dışı giriş çıkışı yaptım. . plakalı araçla .a ayın 18’inde gittim ve aynı gün geri döndüm. Kazaya karışan.Turizme ait olan . plakalı … ablamın eşi .a aittir. Ancak bu … dilmen turizm isimli şirkette çalışmaktadır. Söz konusu araçların .a yük götürdüğünü biliyorum. Aracın asıl şoförünün olduğunu bilmiyorum olay tarihinde .ın kullandığını biliyorum. … evime gelince ben bir kazaya karıştım ehliyetim yok küçük bir kazadır beni kurtar demesi üzerine olayı üstlendim…” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemede alınan beyanında “…Olay günü ben evde yatıyordum. Ablam eve geldi, ağlıyordu ne oldu diye sordum. .’ın kaza yaptığını, küçük bir kaza olduğunu ancak ehliyetsiz olduğunu söyledi. Karşı tarafında maddi hasarının karşılanması için …’ın ehliyetinin olmuş olması gerektiğini söylediğini söyledi. Bana kazayı sen üstlen senin ehliyetin var dedi. Bende tamam deyip kazanın olduğu yere doğru gittim ancak olay yerine gidemeden Jandarmalar beni çevirdi. Bende suçu üstlendim. Ancak sonrada öğrendim ki ölümlü trafik kazasıymış. Vicdan azabı çektim ve durumu geldim savcılığa anlattım…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Ölen …’in eşi …’in aşamalarda sanık hakkında şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.

5. Kazanın hemen sonrasında düzenlenen 18.08.2010 tarihli Kaza Tespit Tutanağına göre .plakalı kamyonu sürdüğünü belirterek suçu üstlenen …’nin karşı şeride geçerek ölenin idaresindeki araca çarpması sebebiyle tam kusurlu olduğu, ölenin kusursuz olduğunun belirtildiği, …’nin 27.08.2010 tarihinde .Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanında aracı kullanan kişinin kendisi olmadığını, … olduğunu, Abdullah ve ailesinin suçu üstlenmesini istemeleri nedeniyle aracı kendisinin kullandığını beyan etmesi sonrasında, 20/01/2011 tarihli Trafik Bilirkişi Raporunda sanık …’ın tam kusurlu olduğu, ölen sürücünün kusursuz olduğunun bildirildiği, 04.12.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin raporuna göre ise . plakalı … sürücüsünün idaresindeki kamyon ile meskun dışı mahaldeki, bölünmüş yolda, gece vakti seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermediği, olay mahallinde karşı yön bölümüne girerek, otomobile şerit ihlali yaparak çarptığı anlaşılmakla tam, ölenin ise idaresindeki otomobil ile karşı yönden gelen ve şerit ihlali yaparak şeridine giren kamyona karşı alabileceği tedbir bulunmadığından olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı bildirilmiştir.

6. Ölenin kesin ölüm sebebini belirleyen, 22.08.2010 tarihli Ölü Muayene Tutanağına göre; “maktülün kesin ölüm sebebi; künt genel beden travmasına bağlı kafatası, yüz kemikleri, patella ve fibula kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması ve gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu” belirtilmiştir.

7. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gürbulak Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü-Dilucu Gümrük Müdürlüğünün 06.12.2011 tarihli müzekkere cevap yazısı ve ekinde bulunan evraka göre . plakalı kamyonun 18.08.2010 tarihinde Türkiye-Azerbaycan giriş ve çıkış kaydı olduğu, kamyon şoför adı kısmında da … olarak kaydolduğu görülmüştür.

8. Gürbulak-Dilucu Gümrük Müdürlüğünün Taşıt Durumu başlıklı evrakına göre.’nin olay günü .-. giriş ve çıkış kaydı olduğu, idaresindeki aracın plakasının ise .olduğu görülmüştür.

9. Olayın görgü tanığı olan ve sanıklarla akrabalığı bulunmayan tanıklardan .alınan beyanında “… Olay tarihinde ben Iğdırdan köye doğru gidiyordum. Yolda kaza olduğunu gördüm. Durup baktığımda kaza yapanın bizim köylümüz olduğunu görünce aşağı indim. Yol kenarında … oturmuş vaziyette duruyordu. Şoke bir hali vardı. Biraz korkmuş gibiydi. Gidip ne olduğunu sordum. Hiçbir şey söylemedi. Olay yerinde …’dan başka kimse yoktu. Akrabalarını arayacağını söyledi…” şekilde beyanda bulunduğu, tanık Reşat A. ise “… Ben olay tarihinde Doğubayazıttan amcamın oğlu . ile beraber köye gidiyordum. Yolda kaza olduğunu görünce durduk, indik baktık. Kaza çoktan olmuştu. … enkaz halde öyle duruyordu. .kalabalıktı. Ben.yi ve …’ın orada görmedim. Orada konuşmalarda kazayı …’ın yaptığını duydum. Araçta zaten onun ailesine aitti. Ancak kazanın birebir kim tarafından yapıldığını bilmiyorum. O zamanki duyduğum buydu…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

10. Diğer tanıklar .,..,..,., .., .., … .., ., … ., … ve . beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.

11. Sanık … ile .adına kayıtlı telefon numaralarının iletişiminin tespitine ilişkin kayıtların dosyaya eklendiği görülmüştür.

12. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Oluş ve dosya kapsamına göre tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanık hakkında kusurunun derecesi ve neticenin ağırlığı gereği temel cezanın alt sınırdan bir miktar daha fazla uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Sanık müdafii temyiz dilekçesi içeriğinde kazayı yapan kişinin sanık … olmadığını, dayısı .olduğunu, eksik inceleme ile sanığın mahkumiyetine karar verildiğini belirtmiş ise de, oluş, dosya kapsamı, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında (5) numaralı paragrafta gösterilen bilirkişi raporları, olay günü sanık …’ın suça karışan . plakalı aracın şoförlüğünü yaparak Türkiye-Azerbaycan giriş ve çıkış kaydı olduğuna ve .in ise .plakalı … ile giriş çıkış kaydı olduğuna ilişkin evrak içeriği, sanıkların telefon numaralarına ilişkin iletişimin tespiti tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında (9) numaralı paragrafta gösterilen olaya ilişkin görgü tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanık … ile savunma tanıklarının beyanlarının dosyadaki diğer deliller ile örtüşmediği ve sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, Mahkeme tarafından dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, “Sanığın eylemi ile meydana gelen zararın durumu, sanığın dosya kapsamından anlaşılan durumları, suçun işlenmesindeki özellikler, 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca sanık hakkında müştekinin şikayetin bulunması, zararın giderilmediği, 6008 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca faydalanma isteminin bir sonuç doğurmayacağı ve dolayısı ile tüm yasal koşullar bir arada bulunmadığından …” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı hareket edilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe kısmında 4. paragrafta açıklanan nedenlerle, . Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/67 Esas, 2015/534 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün üçüncü fıkrasında yer alan “TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca” ibaresinin “TCK’nın 50/4-1.a maddeleri uyarınca” şeklinde, “ve 50/4 maddeleri” ibaresinin “ve 50/4-1.a maddeleri” şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.