Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4828 E. 2023/1009 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4828
KARAR NO : 2023/1009
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 12/01/2016 tarihli ve 2015/390 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29/09/2020 tarihli ve 2016/138394 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebebi, hakkında hukuka aykırı olarak ceza hükmü kurulduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
Olay tarihinde sanık …’ın sevk ve idaresinde bulunan . plaka sayılı … ile … yönünden … iline doğru seyir halinde iken … ilçesi . Mahallesi çıkışında önünde aynı yöne doğru seyretmekte olan katılan …’ın kullandığı . plakalı araca çarpması sonucu şikayetçinin … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19/11/2014 tarihli rapora göre katılan …’ın btm ile giderilemeyecek şekilde ve vücudunda orta (2) dereceden kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılanın aracında yolcu olarak bulunan eşi …’ın ise yaralı olarak kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, aynı tarihte yapılan ölü muayenesi işleminde kesin ölüm nedeninin trafik kazası ile husulü mümkün genel vücut travması (kafa-göğüs-batın) neticesi meydana gelen vücut boşlukları içi kanama neticesi sonucu solunum-dolaşım-fonksiyon bozukluğu olduğunun tespit edildiği, belirtilmiştir.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, önündeki aracı yavaş gittiğinden bahisle sollamak istediğini bu amaçla sol şeride geçtiğini hızının normal sınırlar içinde olduğunu ancak sollamayı tamamlamak üzere iken katılan sürücünün sağ arka benzin deposu tarafından aracına vurduğunu bunun üzerine direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını beyan etmiştir.

3.Katılan, şikayetçi olduğunu ve katılma talebinde bulunduğunu beyan etmiş olup hakkında katılma kararı verilmiştir.

4.Kaza tespit tutanağında, kaza mahallinin meskun mahal içerisimde, bölünmüş, tek yönlü, asfalt kaplama devlet karayolu olduğu, kaza mahallinde yaya geçidi trafik levhasının bulunduğu,sanık sürücü …’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 56/1-a maddesinde düzenlenen “Şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak” kuralını ihlal ettiği, katılan sürücünün ise kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir.

5.Soruşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 12/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda, 2918 sayılı Kanun’un 54/1-a maddesinde düzenlenen geçme kurallarına riayet etmediğinden meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, katılan sürücünün ise kusurunun bulunmadığı görüş ve kanaati belirtilmiştir.

6.Kovuşturma aşamasında, yapılan keşif üzerine düzenlenen 06/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda ve dosyanın tevdii üzerine düzenlenen Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 28/10/2015 tarihli raporunda, öndeki aracın solundan geçmek isterken kendi şeridinde kalacak şekilde seyretmeyen ve kontrollü davranmayarak sağa yönelip şerit ihlali sonucu solundan geçtiği araca çarpan sanığın meydana gelen kazada asli ve tamamen kusurlu olduğu, katılan sürücünün ise atfı kabil kusurunun bulunmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir.

7.Maktul …’ın kesin ölüm sebebini belirleyen, … Cumhuriyet Başsavcılığının 08/10/2014 tarihli Ölü Muayene tutanağında “kişinin ölümünün, trafik kazası ile husulü mümkün genel vücut travması (kafa-göğüs-batın) neticesi ile meydana gelen vücut boşlukları içi kanama sonucu solunum-dolaşım-fonksiyon bozukluğundan…” meydana gelmiş olduğu görüş ve kanaati belirtilmiştir.

8.Katılan …’ın yaralanmasına ilişkin olarak … Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 19/11/2014 tarihli raporunda, şahısta meydana gelen yaralanmanın hayati tehlikeye neden olmaz, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kırığın hayati fonksiyonlara etkisi orta (2) derece olacak nitelikte olduğu belirtilmiştir.

9.Sanık …’a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Olay günü, sanık sürücü … sevk ve idaresindeki minibüsü ile meskun mahal dışında, azami hız limitinin 110km/saat olduğu, bölünmüş, tek yönlü, asfalt kaplama, aydınlatmanın bulunmadığı devlet karayolu üzerinde sağ şeridi takiben … istikametine doğru gece vakti seyri esnasında aynı şerit istikametinde önünde seyreden katılan sürücü …’ın otomobilini solundan geçmek istediği sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek katılan sürücünün aracının sol ön çamurluk ve kapı kısmına çarpması üzerine sadmenin etkisi ile aracın yolun sağından şarampole takla atması sonucu sanığın asli ve tam kusuru ile katılan sürücü …’ın hayati tehlikeye neden olmaz, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kırığın hayati fonksiyonlara etkisi orta (2) derece olacak nitelikte yaralanmasına ve katılan sürücünün aracında yolcu olarak bulunan eşi …’ın ölümüne sebebiyet verdiği olayda,

AI.CMK’nın ”Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinin 1-d bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde CMK’nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre adli sicil kaydı bulunmayan, takdiri indirimden yararlandırılan, dosyaya yansıyan olumsuz davranışı bulunmayan ve lehe hükümler talebi bulunan sanık hakkında “sanığın kusur durumunun yoğunluğu” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 50/4-1-a maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle CMK’nın 230/1-d maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

BI.Sanık Müdafiinin, Sanık Hakkında Hukuka Aykırı Olarak Ceza Hükmü Kurulduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, bir kişinin ölümüne bir kişinin de nitelikle şekilde yaralanmasına neden olan sanık sürücü, dava konusu olayda asli ve tam kusurlu olmakla birlikte, maddede öngörülen cezanın alt sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile … ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün AI ve BI numaralı maddelerinde açıklanan nedenlerle … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 12/01/2016 tarihli ve 2015/390 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.