Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/14395 E. 2023/1669 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14395
KARAR NO : 2023/1669
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/248 E., 2014/320 K.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2012 tarihli ve 2012/1703 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca İstanbul 20.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2014 tarihli ve 2012/248 Esas, 2014/320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Tebliğnamede hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi borcun çekin verilişinden önce veya sonra doğmasının dolandırıcılık suçunun işlenmesine yönelik iradeyi ortadan kaldırmayacağına, bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …, katılan … ve tanık A.O.K.’nın birlikte 2006 yılının bahar ayında Irak ülkesine yağ ve temizlik malzemeleri satışı hususunda ortaklık yapmak için sözlü olarak anlaştıkları, yazılı bir anlaşma yapmadıkları, bu anlaşma sırasında katılan …’ın 49.000,00 TL tutarında sermaye koyduğu anlaşılmıştır.
2. Katılan …’ın daha sonra ortaklıktan ayrılmak istediği, sözlü anlaşma sırasında koyduğu sermayenin iadesini istediği, katılanın bu isteminden yaklaşık bir kaç ay sonra sanığın suça konu keşideciye atfen atılan imzanın keşidecinin eli ürünü olmaması sebebiyle sahte olan 49.000,00 TL tutarlı yasal unsurları haiz çeki borcuna karşılık katılana verdiği belirlenmiştir.
3. Sanık savunması, katılan beyanı ve tanık ifadesine göre sanığın suça konu çeki önceden doğan borcuna karşılık katılana verdiği anlaşılmıştır.
4.Mahkemece sanık hakkında sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise suça konu çekin önceden doğmuş borca karşılık verilmesi nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2014 tarihli ve 2012/248 Esas, 2014/320 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.